3. Kitabım "Aşkpedia" E-Kitap ve Sesli Kitap olarak yayımlandı. Çok yakında basılı kitap olarak da yayımlanacak!



ŞEVKİYE MAY

 




Şevkiye May (1915 -23 Mart 1973)

41 yıl boyunca alkışlandığı o kutsal sahneye, diz çöküp bir sevgiliyi öper gibi veda etti... Herkes bunu sadece bir emeklilik sanıyordu, oysa o öpücük hayata atılan son imzaydı...
1915 yılında İstanbul’da, sanatın içine doğdu. Komik Şevki Efendi ve Kantocu Mari Ferha’nın kızıydı. Henüz 12 yaşında bir çocukken "Kontes Mariça" ile adım attığı o büyülü dünya, kısa sürede onun evi oldu. Süreyya Opereti’nde sergilediği zarafet, onu Atina turnelerine, Rumca oyunlara ve uluslararası alkışlara taşıdı.
1933 yılı, hayatının dönüm noktasıydı. İstanbul Şehir Tiyatroları’nın kapısından girdiğinde, yirmi yıl sürecek bir efsanenin ilk satırlarını yazmaya başladı. "Lüküs Hayat"ın o meşhur melodilerinde onun neşesi, "Deli Dolu"nun enerjisinde onun ruhu vardı.
Sadece müzikallerde değil, Shakespeare’den Ibsen’e kadar dünya klasiklerinin devleşen karakterlerine can verdi. Beyazperdede ise Nâzım Hikmet ve Muhsin Ertuğrul’un "Cici Berber"iyle başlayan yolculuğu, "Tosun Paşa"nın unutulmaz karelerine kadar uzandı.
Füsun Erbulak’ın deyimiyle o, iyiliği bir elbise gibi değil, bir nefes gibi taşıyan kadındı. Genç meslektaşlarına kol kanat geren bir abla, evindeki son masa örtüsünü bir başkasına verecek kadar dünya malına sırtını dönmüş bir derviş ruhuydu.
Ancak sahnede binlerce hayat yaşayan bu dev kadının kendi hayatı, evlat acıları ve dinmeyen bir yalnızlıkla örülüydü. Cömertliğiyle başkalarının hayatını aydınlatırken, kendi iç dünyasında aidiyet arayan, yerleşemeyen ve bir türlü huzur bulamayan kırılgan bir ruh gizliydi.
1972 yılında, 41 yıllık sanat yaşamına görkemli bir jübile ile nokta koydu. Sahneyi öperek veda edişi, aslında hayata da bir veda busesiydi.
Kalabalıklar içindeki o derin yalnızlık, İstanbul’da son buldu. Hava gazı ile intihar etti. Başının altına bir gazete sermiş, mutfak pencerelerinin hava deliklerini seloteyp ile tıkamış, kapının altına da bezler sıkıştırmış. Komşuları kokuyu fark ettiklerinde iş işten geçmişti...
23 Mart 1973'te
58 yaşında sessizce aramızdan ayrıldı.
Ardında, Cumhuriyet sanatının ilk kadın cesaretini ve hiç bitmeyecek bir "Lüküs Hayat" tınısını bırakarak...