PENİSİLİN
DİZ
ABDEL LATİF MOUBARAK
Tam Adı: Abdel Latif Moubarak Omar Ahmed.
Doğum: 1964, Süveyş, Mısır.
Eğitim: Ain Shams Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu.
Üyelikler: Mısır Yazarlar Birliği ve İnternet Üzerinden Arap Yazarlar Birliği üyesi.
Edebi Kimliği: Mısır'daki "80'ler kuşağı" şairlerinin en önemli temsilcilerinden biridir. Hem Klasik Arapça (Fusha) hem de Mısır Halk Dili (Ammiya) ile yazdığı şiirlerle tanınır.
Uluslararası Ödüller ve Başarılar (2025–2026)
Son yıllarda Mübarek, özellikle Avrupa ve dünya edebiyat çevrelerinde büyük yankı uyandırmıştır:
* DivinaMente Donna Ödülü (İtalya, 2026): "A Martyr" (Bir Şehit) adlı eseriyle "Yabancı Şiir" kategorisinde birincilik kazandı. Tören, Roma'daki tarihi Palazzo Giustiniani'de (Sala Zuccari) gerçekleştirildi.
* Honoris Causa Akademisyen Unvanı (2026): Edebiyat dünyasına katkılarından dolayı Roma Uluslararası Akademisi tarafından kendisine onursal akademisyenlik unvanı verildi.
* Sergio Camellini Uluslararası Ödülü (İtalya, 2025): Modena'da düzenlenen yarışmada kafiyeli şiir dalında dünya üçüncülüğünü elde etti.
* Üstün Başarı Kalkanı: Arap Medya Birliği (2015) ve Doğu Akademisi (2021) tarafından onurlandırıldı.
Başlıca Eserleri ve Şiir Kitapları:
Şairin felsefi, toplumsal ve lirik temaları işlediği birçok eseri bulunmaktadır:
* Duygular ve Yankılar (1994): Klasik Arapça.
* Denizin Fısıltıları (1997): Mısır Kültür Bakanlığı yayınları.
* Vücudun Başka Bir Okuması (2001): Halk dili (Ammiya).
* Susuzluk Nöbeti (2007): Yüksek Kültür Konseyi yayınları.
* Tekrar Ölmeyi Denemek (2016).
* Olasılık (2026): İnsanın kurtuluşu ve varoluş üzerine odaklanan yeni koleksiyonu.
Küresel Etki ve Çeviriler:
Mübarek, modern Arap şiirini dünyaya taşıyan bir köprü görevi görmektedir. Eserleri Türkçe, İngilizce, İtalyanca, Yunanca, Rumence ve Sırpça gibi birçok dile çevrilmiştir:
* Uluslararası Dergiler: Şiirleri Barcelona Literary Magazine, Kashmir Pen ve Our Poetry Archive (OPA) gibi prestijli platformlarda yayınlanmıştır.
Ölüyorsun...
Gözlerine asılı kalmış kalbim
Eritmek için özlemimi
Hayatın gölgesinde.. akan bir nehir gibi.
Hissedemezsin kafiyelerin gölgesini
Ve o uzun akşamların yükselişini.
Duyamazsın aşkın şarkısını
Oysa otururdu gözbebeklerinde
Bir sorunun yanışı...
Çiğnerdi aşkın suyuyla yıkanan
Tüm o yeşil alanları.
Vecd şarkısının yolculukları susuz,
Gözlerinde ayrılığın ham şüphesi
Ve düşüşün yüzünde göçüp giden
Aynaların sırrı...
Sıcaklık alametleri
Ve saklıyordu içinde
Güzel bir acıyı
Güzel bir aşkı
Ve.....
Uzun bir geceyi.
"Seni seviyorum"
Bir kez kekeledim, patladı içimde
Cevap vaktinde kalbime sakladım onu.
Topladım içinde azdan kalan ne varsa
Ve hissettim onu..
Palmiyelerden bir dere gibi.
Bal damlatıyor
Gidişin sırrıyla.
Yeryüzünün ortasında çiçeklerle döşeli,
Hırçınlığın suladığı bir padişahın yokluğu bu.
Hüzün, sevincinde kapattı kapılarını
Kendi girdabında...
Köprülerin üzerinde ızdıraplar gurbete düşene dek.
Bir çağın işaretiyle
Sevgilinin gurbetiyle savaştığı o an...
Tüm çatılar
Onun yelken açan menzilleridir
Akan son acının ülkelerinde.
Teşekkürler gündüzün yüzünü öldürdüğün için
Ve kalbim için...
Batıştan ötesi var şimdi.
CEMAL SÜREYA
Cemal Süreya, kimlik adıyla Cemalettin Seber (1931, Erzincan - 9 Ocak 1990, İstanbul),
Türk şair, yazar ve çevirmen. Türk şiirinde modernist bir hareket olan İkinci Yeni şiirinin öncü şairlerinden biridir. İlk şiir denemelerini ortaokulda eskizlerle, lisede aruzla yapsa da asıl şiir çalışmaları üniversite yıllarında başlamıştır.
Üvercinka (1958), Göçebe (1965), Beni Öp Sonra Doğur Beni (1973), Uçurumda Açan (1984), Sıcak Nal (1988), Güz Bitigi (1988) ve Sevda Sözleri (1990) adlarındaki şiir kitaplarının yanı sıra deneme, eleştiri, günlük ve antoloji türlerinde de yazmıştır.
Eserlerinde en sık işlediği temalar aşk, kadın, yalnızlık, sosyal ve siyasal eleştiriler, ölüm, tanrı düşüncesi, portreler ve manzum poetikadır.
Süreya, 1982'de kalp spazmı olduğunu belirtmiştir. Sağlık problemi, oğlu Memo'nun annesini alarak Birsen Hanım'la yaşadığı eve taşınmasıyla başlamış ve oğlunun fiziksel şiddetine maruz kalarak bunalımın eşiğini gelmiştir. Kendini içkiye vermeye başlayan
Süreya, 6 Ocak 1990'da kalp krizi geçirmiştir. 8 Ocak 1990'daki Gazeteciler Cemiyeti'ndeki son hâli, Muzaffer Buyrukçu tarafından "bitkin, zayıflamış ve tam bir moral çöküntüsü içinde" şeklinde aktarılmıştır.[76] Gece evinde rahatsızlanan Süreya, önce Haydarpaşa Göğüs Hastanesine, ardından Numune Hastanesi Acil Servisine götürülmüş fakat 9 Ocak 1990 Salı günü şeker komasından dolayı hayatını kaybetmiştir.[not 6] Cenazesi, 11 Ocak 1990 günü Şişli Camii'nde kılınan öğle namazından sonra, amcası Memo'nun yattığı Kulaksız Mezarlığı'nda toprağa verilmiştir.
GÜZELLEMEBak bunlar ellerin senin bunlar ayaklarınBunlar o kadar güzel ki artık o kadar olurBunlar da saçların işte akşamdan çözülüBak bu sensin çocuğum enine boyunaBu da yatak olduğuna göre altımızdakiSabahlara kadar koynumda yatmışsınBak bende yalan yok vallahi billahiSen o kadar güzelsin ki artık o kadar olurİşe bak sen gözlerin de burdaGözlerinin ucu da burda yaşamaya alışıkİyi ki burda yoksa ben ne yapardımBak çocuğum kolların işte çıplak işteBak gizlisi saklısı kalmadı günümüzünGözlerin sabahın sekizinde bana açıkNe günah işlediysek yarı yarıyaSen asıl bunlara bak bunlar dudaklarınBunların konuşması olur öpülmesi olurSeni usulca öpmüştüm ilk öptüğümdeVapurdaydık vapur kıyıya gidiyorduÜç kulaç öteden İstanbul gidiyorduUzanmış seni usulca öpmüştümHemen yanımızdan balıklar gidiyordu.Cemal SÜREYA(Üvercinka)
ÂŞIK VEYSEL
Âşık Veysel, gerçek adıyla Veysel Şatıroğlu (25 Ekim 1894, Şarkışla - 21 Mart 1973, Sivas), Türk halk ozanı ve şairdir. Afşar boyunun Şatırlı obasına mensup olan Veysel Şatıroğlu, Gülizar ve Ahmet Şatıroğlu çiftinin çocuklarından biri olarak 25 Ekim 1894'te Sivas Vilayeti'nin Tenos (bugünkü Şarkışla) kazasında doğdu.
Çocukken görme yetisini kaybetmesine rağmen şiirlerinde hoşgörü, sevgi, birlik ve beraberlik, vatanseverlik ve tabiat konularını işleyen Âşık Veysel; "Uzun İnce Bir Yoldayım", "Dostlar Beni Hatırlasın", "Kara Toprak" ve "Güzelliğin On Para Etmez" gibi birçok eser bıraktı. Türkiye'de âşıklık geleneğinin en önemli temsilcilerinden birisi olarak kabul gören Veysel, Türkçeyi en yalın ve güçlü şekilde kullanan isimlerden birisi olarak kabul edilmektedir.
Aşık Veysel Şatıroğlu, 21 Mart 1973 tarihinde 78 yaşındayken akciğer kanseri nedeniyle Sivas'ın Şarkışla ilçesine bağlı Sivrialan Köyü'nde vefat etmiştir. Mezarının bulunduğu Sivrialan Köyü'ndeki evi müzeye dönüştürülmüştür.
Ağlayalım Atatürk'e
Bütün dünya kan ağladı
Başbuğ olmuştu mülke
Geldi ecel can ağladı
Şüphesiz bu dünya fani
Tanrı'nın aslanı hani
İnsi cinsi cem'i mahluk
Hepsi birden ağladı
Doğu batı cenup şimal
Aman tanrım bu nasıl hal
Atatürk'e erdi zeval
Amir memur altın kürsü
Yas çekip mebsan* ağladı
İskender-i Zülkarneyin
Çalışmadı bunca leğin
Her millet Atatürk deyin
Cemiyet-i akvam ağladı
Atatürk'ün eserleri
Söylenecek bundan geri
Bütün dünyanın her yeri
Ah çekti vatan ağladı
Fabrikalar icat etti
Atalığın ispat etti
Varlığın Türk'e terk etti
Döndü çark devran ağladı
Bu ne kuvvet bu ne kudret
Vardı bunda bir hikmet
Bütün Türkler İnönü İsmet
Gözlerinden kan ağladı
Tren hattı tayyareler
Türkler giydi hep karalar
Semerkand'ı Buhara'lar
İşitti her yan ağladı
Siz sağ olun Türk gençleri
Çalışanlar kalmaz geri
Mareşal Fevzi'nin askerleri
Ordular teğmen ağladı
Zannetme ağlayan gülmez
Aslan yatağı boş kalmaz
Yalınız gidenler gelmez
Felek-el mevt'in elinden
Her gelen insan ağladı
Uzatma Veysel bu sözü
Dayanmaz herkesin özü
Koruyalım yurdumuzu
Dost değil düşman ağladı
Aşık Veysel Şatıroğlu
BEHÇET NECATİGİL
Behçet Necatigil (Mehmet Behçet Gönül) (16 Nisan 1916, İstanbul - 13 Aralık 1979, İstanbul); Türk şair, öğretmen ve çevirmendir.
Modern Türk şiirinin önde gelen şairlerindendir. Herhangi bir edebî akıma katılmamış; bağımsız bir şair ve fikir adamıdır. Şiir dışında, tiyatrodan mitolojiye, sözlük biliminden roman çevirilerine ve radyo oyunlarına kadar edebiyat alanında birçok eser vermiştir. Türkiye'de radyofonik oyunun bir edebiyat dalı olarak benimsenmesinde oyunları, çevirileri ve uyarlamalarıyla büyük emek vermiştir. "Evler Şairi" olarak anılan sanatçı, edebiyatçılığının yanında öğretmen kimliği ile de tanınır.
1960 yılında Çapa Eğitim Enstitüsüne tayin olan Necatigil, 1972'de bu okuldan emekli oldu. Emeklilik günlerini evinde edebiyatla yoğunlaşarak, çalışarak geçirdi.
Kanser teşhisiyle kaldırıldığı Cerrahpaşa Hastanesinde 13 Aralık 1979 tarihinde. hayatını kaybetti.
NİLÜFERBen oraya koymuştum, almışlar,Arasına sıkışık saatlerin.Çıkarır bakardım kimseler yokken;Beni bana gösterecek aynamdı, almışlar.Kışken ilkyaz, sularımda açardı;Buzlu dağlar gerisine kaçıracak ne vardı?Eski defterlerde sararırmış yaprak.Beni bana gösterecek anlamdı, almışlar.Bir ışıktı yanardı gecelerde;Akşam, çiçekler uykuya yattı,Sardı karşı kıyıları karanlık-Beni bana gösterecek lambamdı, almışlar.

