MOR BAL
BİBLİOMANİ GÜNÜ
Bibliomani Günü (Bibliomania Day), her yıl 20 Mart'ta kutlanan ve kitap sevgisine ve nadir eserlerin koleksiyonculuğuna adanmış bir bayramdır.
Bayramın Tarihi
20 Mart tarihi, 1990 yılında Amerikalı kitap koleksiyoneri Stephen Blumberg'in, kütüphanelerden ve arşivlerden 23.600’den fazla nadir kitabı çaldığı için tutuklanmasının anısına seçilmiştir. Kitaplara olan tutkusu yasaları aşmış ve onu bibliyofiller arasında en ünlü kişilerden biri yapmıştır.
Bayramın Önemi
Bu gün, yalnızca kitap sevgisinin değil, aynı zamanda koleksiyonculuk ile bibliomani – kitap biriktirme takıntısı – arasındaki sınırın tartışılmasının da bir simgesi hâline gelmiştir.
Nasıl Kutlanır?
– Sevilen kitapları okumak ve yeni eserler keşfetmek.
– Arkadaşlarla kitap değişimi yapmak veya bookcrossing etkinliklerine katılmak.
– Kitapçılar, kütüphaneler ve antika dükkânlarını ziyaret etmek.
– Koleksiyonculuğun sınırları ve kültürel mirasa karşı sorumluluk üzerine düşünmek.
Bu bayram, kitapların insanların hayatındaki önemini hatırlatır ve gerçek edebiyat sevgisinin, onun korunmasına duyulan saygıyla birleştirilmesi gerektiğini vurgular.
SOĞAN
18 MART ÇANAKKALE ZAFERİ
Çanakkale Savaşı, I. Dünya Savaşı sırasında 1915-1916 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğu ile İtilaf Devletleri arasında gerçekleşen önemli bir askeri çatışmadır.
Tarihçe
Çanakkale Savaşı, 18 Mart 1915'te deniz harekâtıyla başlamış
ve 25 Nisan 1915'te kara harekâtına dönüşmüştür. Savaş, 9 Ocak 1916'da sona
ermiştir. İtilaf Devletleri, Osmanlı İmparatorluğu'nun başkenti İstanbul'u ele
geçirerek Çanakkale Boğazı'nın kontrolünü sağlamayı hedeflemişlerdir. Ancak,
Osmanlı ordusunun güçlü savunması nedeniyle bu planları başarısız olmuştur.
Nedenleri
İtilaf Devletleri, Çanakkale Boğazı'nı geçerek Rusya'ya
yardım ulaştırmak ve Osmanlı İmparatorluğu'nu savaş dışı bırakmak amacıyla bu
savaşı başlatmışlardır. Ancak, Osmanlı ordusunun direnişi ve stratejik savunma
taktikleri, İtilaf Devletleri'nin planlarını boşa çıkarmıştır.
Sonuçları
Çanakkale Savaşı hem askeri hem de siyasi açıdan önemli
sonuçlar doğurmuştur:
• İtilaf
Devletleri, yaklaşık 250 bin asker kaybı vermiştir, Osmanlı İmparatorluğu ise
253 bin asker kaybetmiştir.
• Savaş,
Türk milletinin bağımsızlık ve vatanseverlik duygularını pekiştirmiştir. Bu
savaş, Mustafa Kemal Atatürk'ün askeri kariyerinde önemli bir yer tutmuş ve
onun liderlik yeteneklerini ön plana çıkarmıştır.
• Çanakkale
Savaşı, dünya tarihine damgasını vurmuş ve Türk tarihinin en önemli
savaşlarından biri olarak kabul edilmiştir.
Önemi
Çanakkale Savaşı, sadece askeri bir mücadele olmanın
ötesinde, Türk milletinin birlik ve beraberlik içinde hareket edebileceğini
göstermiştir. Bu savaş, Türk ulusunun bağımsızlık mücadelesinin simgesi haline
gelmiştir.
Çanakkale Savaşı, I. Dünya Savaşı'nın seyrini değiştiren
kritik bir cephe olarak tarihteki yerini almıştır. Bu savaş hem Osmanlı
İmparatorluğu'nun hem de Türk milletinin kaderini etkilemiştir.
***
ŞEKER

Sadece 9 Gün fazla şekerden uzak durmak karaciğer yağını önemli ölçüde azaltabilir!
TIP BAYRAMI
Tıp Bayramı, her yıl 14 Mart'ta
kutlanan, Türkiye'de tıp doktorlarının, tıp öğrencilerinin ve sağlık
çalışanlarının hizmet sorunlarının tartışıldığı, bilime katkılarının
ödüllendirildiği, tıp mesleğinin onurunun ve tarihinin anıldığı ulusal bir
gündür.
14 Mart, Osmanlı İmparatorluğu'nda
modern tıp eğitiminin başladığı gün olarak kabul edilir. Ancak bayramın bugünkü
anlamını kazanması, 1919 yılında İstanbul'un İşgali sırasında
tıp öğrencilerinin işgale karşı bir direniş ve protesto eylemi olarak bu günü
kutlamasıyla başlamıştır. Bu nedenle Tıp Bayramı, Türkiye'de sadece mesleki bir
kutlama değil, aynı zamanda bir vatanseverlik sembolü olarak görülür.
Tarihçe
Modern Tıp Eğitiminin Başlangıcı (1827)
Osmanlı
Devleti'nde tıp eğitimi uzun süre usta-çırak ilişkisiyle ve medreselerde
(Darüşşifa) yürütülmüştür. II. Mahmud döneminde, modernleşme
hareketleri kapsamında ordunun hekim ve cerrah ihtiyacını karşılamak amacıyla
Hekimbaşı Mustafa Behçet Efendi'nin
girişimiyle yeni bir okul planlanmıştır.
14 Mart 1827
Çarşamba günü, Şehzadebaşı'daki
Tulumbacıbaşı Konağı'nda Tıphane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire adıyla
ilk modern tıp okulu açılmıştır. Bu okulda eğitim dili Fransızca olmuş ve
Batılı tarzda tıp eğitimi verilmeye başlanmıştır. Bu tarih, Türkiye'de modern
tıp eğitiminin başlangıcı kabul edilir.
1919 Ruhu: İşgale Karşı Tıbbiyeli Direnişi
Tıp
Bayramı'nın ilk kez kutlanması, I. Dünya Savaşı'nın
sonunda, Mondros Mütarekesi'ni
takiben İstanbul'un İtilaf
Devletleri'nce işgal edildiği döneme rastlar. O dönemde Haydarpaşa'daki
Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane (bugünkü Sağlık
Bilimleri Üniversitesi Hamidiye Külliyesi) İngiliz birlikleri
tarafından işgal edilmiş; yatakhaneler ve derslikler İngiliz askerlerine tahsis
edilmişti. Öğrenciler ise binanın çatı katlarına ve bodrumlarına
sıkıştırılmıştı.
Tıbbiye 3.
sınıf öğrencisi Hikmet Boran (Tıbbiyeli
Hikmet) ve arkadaşları, işgali protesto etmek için bir yol arıyorlardı. Okul
idaresinden "kuruluş yıl dönümü kutlaması" adı altında izin almayı
başardılar. 14 Mart 1919 günü, okulun iki kulesi arasına dev bir Türk bayrağı
asarak işgale meydan okudular. İngiliz askerlerinin müdahalesine rağmen
toplanan öğrencilere, dönemin ünlü hocaları Dr. Fevzi Paşa, Dr. Besim Ömer Paşa
ve Dr. Akil Muhtar (Özden) da katılarak destek verdi.
Bu eylem,
İstanbul'daki ilk kitlesel işgal protestolarından biri olarak tarihe geçti ve
Tıp Bayramı'nın "bağımsızlık ve direniş" temelli karakterini
oluşturdu. Bu eyleme öncülük eden Hikmet Boran, daha sonra Sivas Kongresi'ne tıbbiyeli delegesi olarak
katılmış ve Mustafa Kemal Paşa'nın huzurunda manda ve himayeyi reddeden ünlü
konuşmasını yapmıştır.
Cumhuriyet Dönemi ve Tarih Değişikliği Denemesi
Cumhuriyetin
ilanından sonra, 1929-1937 yılları arasında Tıp Bayramı tarihi değiştirilmek
istendi. Bursa'daki Yıldırım Darüşşifası'nda ilk Türkçe tıp derslerinin
başladığı tarih olduğu varsayılan 12 Mayıs günü, "Tıp
Bayramı" olarak ilan edildi. Bu değişikliğin amacı, tıp eğitimindeki
Fransızca etkisinden ziyade Türkçe eğitimin başlangıcını vurgulamaktı. Ancak bu
tarih, tıbbiye camiası tarafından 14 Mart'ın taşıdığı "direniş ruhu"
nedeniyle benimsenmedi ve zamanla yeniden 14 Mart tarihine dönüldü.
Günümüzde Kutlamalar ve Tıp Haftası
1950'li ve
60'lı yıllarda, tıp fakültelerinin öğrenci dernekleri tarafından her 14 Mart
günü bir dergi çıkartılması gelenek haline gelmişti. Bu dergilerde öğrencilerin
ve hekimlerin sorunları ön plana çıkartılıyordu. 1960 tarihli bu derginin
kapağında da fakülte dersleriyle boğuşan bir tıp öğrencisi karikatürize
edilmiştir.
1976 yılından
itibaren etkinlikler sadece 14 Mart günü ile sınırlı kalmamış, 14 Mart'ı içine
alan hafta Tıp Haftası olarak kabul edilmiştir. Günümüzde
bu hafta boyunca şu etkinlikler öne çıkar:
·
Beyaz Önlük Törenleri: Tıp fakültesine yeni başlayan veya klinik eğitime geçen öğrencilere,
hekimlik mesleğinin saflığını ve temizliğini simgeleyen beyaz önlüklerinin
hocaları tarafından giydirildiği törenlerdir.
·
Hizmet Plaketleri: Meslekte 30, 40, 50 ve hatta 60 yılını dolduran kıdemli hekimlere
tabip odaları tarafından "Meslekte Onur Yılı" plaketleri takdim
edilir.
·
Mesleki Sorunların Gündeme
Getirilmesi: Türk Tabipleri
Birliği (TTB) ve yerel tabip odaları, 14 Mart'ı bir kutlamadan
öte, sağlık sistemindeki aksaklıkları duyurma günü olarak değerlendirir.
Özellikle "Sağlıkta Şiddet", "Hekim Göçü", "Özlük
Hakları" ve "Yıpranma Payı" gibi konular basın açıklamalarıyla
kamuoyuna duyurulur.
AZİZ BASMACI
Aziz Basmacı (9 Haziran 1910, Selanik - 14 Mart 1978, Ankara), Türk tiyatro ve sinema oyuncusudur.
Hayatı
1910 yılında o zaman Osmanlı toprağı olan Selanik'te doğan Aziz Basmacı, İstanbul'da Şişli Terakki Lisesi'ni bitirdi.
Cumhuriyet Gençler Mahfeli'nde seyirci karşısında ilk kez göründüğünde 11 yaşındaydı. Şişli Halkevi Tiyatro Kolunda çeşitli etkinliklere katıldı; yeni deneyimler kazandı. Hayatını kazanmak için bir süre manifaturacılık da yaptı. 1928'de Para Delisi adlı oyunla profesyonel oyunculuğa geçti.
Asıl ününü 1945'te girdiği Ses Opereti'nde yaptı. Salamon ve Tikli Adam rolleriyle büyük üne kavuştu. Yeni Ses, Şen Ses Operetlerinin temel kadrolarında yer aldı. 1950'li ve 60'lı yıllarda tiyatroda çok sayıda güldürü eseri ve vodvilde rol almıştır. Bir halk komiği olarak ün kazanan Basmacı 60 kadar filmde karakter oyuncusu olarak rol aldı.
Kurucusu olduğu Film-San Vakfı'nın onur üyesiydi. Yıllarca Muammer Karaca Tiyatrosu'nda çalıştı. Kenan Büke ile ortaklaşa kurdukları, - Aziz Basmacı - Kenan Büke Topluluğu! - kendi adlarını taşıyan tiyatroda sanat hayatını noktaladı. Kart Horoz adlı oyunu, aylarca kapalı gişe sahnelenmiş, Basmacı'nın son büyük başarısı olmuştu.
1969'da çok ağır sürmenaj geçirdi. Ağır hastalığı, onu çok sevdiği tiyatro ve sinemadan uzun süre uzaklaştırdı. 14 Mart 1978'de trenle Ankara'ya giderken yolda geçirdiği kalp krizi sonucu öldü.
***
İstanbul-Selimiye İlkokulu salonunda bir temsil sergilemişti. Benim de hayatımda ilk kez bir tiyatro oyunu seyretmeme vesile olmuştu. Rahmetle anıyorum.


