3. Kitabım "Aşkpedia" E-Kitap ve Sesli Kitap olarak yayımlandı. Çok yakında basılı kitap olarak da yayımlanacak!



KEDİ TÜYÜ

 




KEDİ TÜYÜ VE SAĞLIK: BİLİMSEL GERÇEKLER
Kamuoyunda sıkça dile getirilen “kedi tüyü akciğere kaçar, öldürür” söylemi bilimsel verilerle desteklenmemektedir. Solunum sistemi; burun kılları, mukus tabakası ve silialar (mikroskobik titreşimli hücreler) sayesinde büyük partikülleri filtreleyecek şekilde yapılandırılmıştır. Kedi tüyü gibi nispeten büyük parçacıkların doğrudan akciğer dokusuna yerleşmesi fizyolojik olarak beklenen bir durum değildir.
Evcil hayvanlarınızın aşılarını düzenli yaptırdığınız da HERHANGİ BİR RİSK SÖZ KONUSU DEĞİLDİR.
Tıbbi literatürde “kedi tüyüne bağlı doğrudan ölüm” şeklinde tanımlanmış bir vaka bulunmamaktadır. Alerjik reaksiyonlar ise çoğunlukla tüyden değil; kedilerin tükürüğünde, deri döküntülerinde (dander) ve idrarında bulunan Fel d 1 adlı proteinden kaynaklanır. Bu durum bazı bireylerde alerjik rinit veya astım semptomlarını tetikleyebilir; ancak uygun medikal takip ve çevresel önlemlerle yönetilebilir bir sağlık durumudur.
Ayrıca tüy dökümü biyolojik olarak doğal bir süreçtir ve tek başına patolojik bir risk oluşturmaz. Düzenli temizlik, iyi havalandırma, HEPA filtreli süpürgeler ve veteriner kontrolleri hem hayvan hem insan sağlığı açısından yeterli önlemlerdir.
Sonuç olarak, bilimsel veriler korkuya değil bilgiye dayanır. Doğru bakım, hijyen ve sağlık takibi ile kediler insan yaşamının güvenli ve sağlıklı bir parçası olabilir.
Korkular değil, bilim konuşmalıdır.

HaySev Derneği

TANJU OKAN



Tanju Okan ve Kadınım Şarkısı

Kariyerinin zirvesinde bir sanatçı olan Tanju Okan, Zerrin isimli zengin bir ailenin kızıyla tanışır. Zerrin ve Tanju birbirlerine deli gibi aşık olur ve evlenirler.

Ancak o filmlerde gördüğümüz senaryo gerçek olur.
Zerrin'in ailesinin bu birlikteliği onaylamaz ve kızlarını Amerika'ya göndermeye karar verir. Fakat aile Zerrini kaçırıp uçağa doğru yola koyulur...

Bu olaydan sonra kendini iyice alkole veren Tanju Okan fena halde dağılır. Yakın arkadaşı Mehmet Teoman hemen hemen her günü Tanju ile geçirir. Bir gün onun bu halini görüp o sırada çalan plaktan ilham alan Mehmet Teoman, "Kadınım" şarkısını yazar ve Tanju Okan'a hemen okumasını söyler. Tanju Okan en dipteki ve en derbeder haliyle şarkıyı söyler. Ve o an söylediği "Kadınım" şarkısının kaydının üstüne yeni bir kayıt eklenmez.

Dinleyici olarak bizi bile perişan eden bu şarkının sırrı, Tanju Okan'ın o anda hissettiği ve aktardığı duygulardır.

Ne kötü bir tesadüf ki, hastalığı sebebiyle 1996'da son kez sahne aldığı sırada bu şarkıdan sonra fenalaşmış ve maalesef kadınını son bir kez daha göremeden bu dünyadan ayrılmıştır.

KADINIM

Eşyalar toplanmış seninle birlikte
Anılar saçılmış odaya her yere
Sevdiğim o koku yok artık bu evde
Sen

 

Kıyıda köşede gülüşün kaybolmuş
Ne olur terk etme yalnızlık çok acı
Bu renksiz dünyayı sevmiştik birlikte
Sen kadınım

 

Hatırla o günü karşıki sokakta
Seni öptüğümü ilk defa hayatta
Kollarımda benim ilkbahar sabahım
Sen

 

Sönmüş bak ışıklar ev
Nasıl karanlık
O ılık aydınlık yuvamız soğumuş
Geceler bitmiyor ağlıyorum artık
Sen kadınım

 

Eşyalar toplanmış seninle birlikte
Anılar saçılmış odaya her yere
Sevdiğim o koku yok artık bu evde
Sen

 

Masamız köşede öylece duruyor
Bardaklar boşalmış her biri bir yerde
Sanki hepsi hasret senin nefesine
Sen kadınım

 

Bana bıraktığın bütün bu hayatın
Yaşanan aşkların değeri yok artık
Ben sensiz olamam artık anlıyorum
Sen

 

Şimdi çok yalnızım
Ne olur kal benimle o kapıyı kapat
Elini ver bana
Dışarda yalnız, yalnız üşüyorum
Sen kadınım

Anısına saygıyla...
Alıntı

GÖZ

 



DÜNYANIN EN GELİŞMİŞ KAMERASI: İnsan Gözü 

Cebimizdeki telefonlar 100 megapikselle övünürken, yüzünüzdeki o iki küçük küre çok daha fazlasını yapıyor. Gözümüz sadece ışığı algılayan bir organ değil; beynimize saniyede milyonlarca veri aktaran kusursuz bir biyolojik işlemcidir. Teknik Özellikler: Megapikselin Çok Ötesinde

Eğer insan gözü dijital bir kamera olsaydı, teknik özellikleri karşısında teknoloji devleri şapka çıkarırdı: 

• 576 Megapiksel: Evet, yanlış duymadınız. Gözümüzün toplam çözünürlüğü yaklaşık 576 megapiksele denk geliyor. Ancak biz dünyayı tek bir kare olarak değil, sürekli bir akış olarak algılıyoruz. 

• Karanlıkta Görüş: Gözlerimiz karanlığa uyum sağladığında, hassasiyeti tam 600.000 kat artar. En gelişmiş gece görüş kameraları bile bu biyolojik adaptasyonun yanında hantal kalır. 

• Milyonlarca Renk: Ortalama bir insan gözü yaklaşık 10 milyon farklı renk tonunu birbirinden ayırt edebilir.

Göz Hakkında Şaşırtıcı Gerçekler

Gözleriniz sadece bakmaz, aynı zamanda vücudunuzun durumu hakkında ipuçları verir: 

1. En Hızlı Kas: Vücudunuzdaki en hızlı çalışan kaslar, gözlerinizi hareket ettiren kaslardır. Bir göz kırpması sadece 100-150 milisaniye sürer. 

2. Beynin Uzantısı: Göz, beyinle o kadar iç içedir ki; vücutta beyinden sonra en karmaşık ikinci organdır. Bilginin %80'ini sadece gözlerimiz aracılığıyla alırız. 

3. Parmak İzi Kadar Eşsiz: Parmak izinde 40 benzersiz özellik varken, göz irisinde 256 benzersiz özellik bulunur. Bu yüzden iris taramaları çok daha güvenlidir. 

Neden Dikkat Etmeliyiz?

Dijital dünyada gözlerimiz her zamankinden daha fazla yoruluyor: 

• 20-20-20 Kuralı: Her 20 dakikada bir, 20 fit (yaklaşık 6 metre) uzağa, en az 20 saniye boyunca bakarak gözlerinizi dinlendirin. 

• Mavi Işık Filtresi: Uzun süreli ekran kullanımı göz kuruluğuna ve uyku bozukluklarına yol açabilir. Akşam saatlerinde mavi ışık filtresi kullanmak savunma hattınızı güçlendirir. 

Sonuç:

Gözlerimiz dünyaya açılan pencerelerimizdir ve onlar için bir "yedek parça" henüz icat edilmedi. Bu muazzam biyolojik kameranın kıymetini bilmek, sadece daha iyi görmek değil, dünyayı tüm renkleriyle hissetmektir. 

Siz de gün sonunda gözlerinizde bir yorgunluk veya kuruluk hissediyor musunuz? Gözlerinizin aslında 576 megapiksellik bir güce sahip olduğunu daha önce duymuş muydunuz? 


#GözSağlığı #Biyoloji #BunuBiliyorMuydun #İnsanVücudu #Teknoloji #SağlıklıYaşam #Farkındalık #Haber #VücutSağlığı #TıpHaberleri #HayatiBilgiler #Optik #SağlıkTüyoları



ÜÇ MAYMUN

 


“Üç maymunu oynamak” deyimini hepimiz biliyoruz.

Bir şeyi görmezden gelmek, duymamazlıktan gelmek, konuşmamak… Kısacası başını derde sokmamak için gerçeklerden kaçmak anlamında kullanıyoruz.

Ama bu sembolün gerçek hikâyesi, düşündüğümüzden çok daha farklı bir yere dayanıyor.

Üç maymunun kökeni Japonya’ya, özellikle de Nikkō Tōshōgū tapınağındaki ahşap oymalara kadar uzanır. Bu figürler, Kōshin inancının bir parçası olarak ortaya çıkmıştır.

Bu üç figürün her birinin bir adı ve mesajı vardır:


Gözlerini kapatan Mizaru: Kötüyü görmemeyi öğütler.

Kulaklarını kapatan Kikazaru: Kötüyü duymamayı hatırlatır.

Ağzını kapatan Iwazaru: Kötü söz söylememeyi anlatır.


Buradaki “görme, duyma, söyleme” aslında bir kaçış değil; tam tersine bir ahlaki duruştur.

İnsanın kendini kötülükten koruması, kötüyü yaymaması ve kirletmemesi gerektiğini anlatır.


Zamanla bu anlam değişmiş…

Toplum içinde sessiz kalmayı, sorumluluktan kaçmayı, hatta bazen “kurnazlıkla sıyrılmayı” temsil eder hâle gelmiş.

Oysa bu üç küçük figür, aslında bize şunu söylüyor:

Kötülüğü çoğaltma. Ona göz olma, kulak olma, dil olma.


Hazırlayan: Dünya Gözüme Kaçtı

(Alıntıdır.)






HEY GİDİ GÜNLER

 


Ne nesilmişiz be ?

1000 senelik gelişimi son 60 yıla sığdırdık...

Evlere su getiren sakaları...

Mahalle yoğurtçularını

Eşek sırtında sebze satanları...

Yazlık sinemaları...

Yemeklerin konduğu tel dolapları...

Suyun saklandığı su küplerini...

Gaz ocağını...Kaminatoları..

Mutfak kuzinesini...

Cumbalı ahşap konakları...

Lambalı radyoyu...

Alâturka tuvaleti...

Tramvayı...

Kömürlü lokomotifi...

Buharlı vapuru...

Apartman hayatını...

Gömme banyoyu...

Havagazlı termosifonu...

Havagazlı yemek fırınını...

110 akımla çalışan elektriği...

İlk Fast Food restoranını ( Ömür- Atlantik...)

Siyah beyaz filmleri...

Teksas Tommiks Pekosbill,om Braks okumayı...

Cikletten çakan plÂstik şehirleri biriktirip... Türkiye haritası yapmayı...

Cikletten çakan Ülkeler kartlarından ülkelerin özelliklerini öğrenmeyi...

Yandan çarklı arabalı vapuru...

Elektrikli banliyö trenini...

Merdaneli çamaşır makinesini...

Frizdere koca kollu buzdolabını...

Transistörlü radyoyu...

Salonlara konulan müzik dolaplarını...

İlk sinemaskop renkli Amerikan filmi seyretmek için karaborsa bilet almayı...

45 ilk- 33 lük plâkları...

Philips marka makaralı teypleri...

Evde oynatılan film makinelerini...

Cadillac, Desoto, Chevrolet Amerikan arabalarını...

Sokaklar da ankesörlü telefonu...

Postaneye gidip mektup atmayı- postanede telefon yazdırmayı...

Postaneden posta kutusu kiralamayı

Eve gelen telgraf metinlerini...

Sarıyer’e muhallebi, Kanlıca'ya yoğun yemeye gitmeyi...

Diskoları...

Ayni stadda peş peşe rakip takım taraftarıyla iki maç izlemeyi...

Yazları Avrupa’dan gelen sirkleri...

Eve telefon gelsin diye yazılıp on yıllarca telefon sahibi olmayı...

Müsvedde olarak sarı kâğıt kullanmayı...

Sevgiliden aileden mektup beklemeyi...

Bir yabanlık bir bayramlıkla bir yılı geçirmeyi...

Terziye gidip ceket pantolon diktirmeyi...

Annenin öreceği kazak için prova yaptırmayı...

Konfeksiyonda satılan ilk gömleği giymeyi...

İlk trikotaj kazağı giymeyi...

Jivago dik yaka kazak için dükkânda sıraya giymeyi...

İlk renkli Türk filmi... 

Hıçkırığı seyretmeyi...

Kıçtan takma deniz motoru kullanmayı...

Kızlı erkekli doğum günü partilerini...

Pul kolleksiyonu yapmayı...

Aya seyahati radyodan naklen dinlemeyi...

1. Boğaz köprüsünün açılışını ilk çevre yollarını hayretle izlemeyi...

Haftada iki saat yayın yapan siyah beyaz televizyonu...

Elde kayıt yapabilen portatif teybi...

Teyp kasetini

Cep fotoromanını...

Liselerarası müzik yarışmalarını...

Kollu Facit hesap makinesini...

Mahalledeki şahsi otomobillerin çoğalmasını...

Senetle ev, arsa, beyaz eşya satışlarını...

Banker Kastelli olayını...

Kıbrıs savaşını...

Amerikan ambargosunu

1960. 1971, 1980 ihtilallerini...

Sağ sol kavgalarını...

Aydınların Sivas’da yakılmasını...

Kahramanmaraş olaylarını...

Ankara İstanbul’u 10 saatte otobüsle seyahati...

Yataklı treni...

Mavi treni...

Pervaneli uçakla seyahati...

İstanbuldan Rize’ye kadar, İstanbul’dan İskenderun'a kadar vapur yolculuklarını...

Truva vapuruyla İzmir’e arabalı vapurla seyahati...

Karaköy Tünel arası eski tünel vagonunun yenilenmesini...

Karaköy vapur iskelesinde sandallarda pişen hakiki palamut ekmek yemeyi...

Beyoğlu’nda Bab kafeteryaya gitmeyi ( muhteşem bir yerdi hala öyle bir mekân yok...)

Para atıp müzik dolabından plâk dinlemeyi...

Manuel fotoğraf makinesi ile slayt çekip slayt banyosu için Avrupa’ya yollayıp gelmesini beklemeyi...

Siyah beyaz fotoğrafları agrandizörle tab etmeyi...

Taksim Bebek- Beşiktaş Şişli 9 kişilik “ timsah denen dolmuşa binmeyi...

Otobüslerdeki biletçileri...

Trenlerde bilet kontrolörlerini...

Nişantaşı, Osmanbey, Şişli’deki meskenlerin giriş katlarının dükkanlara dönüşmesini...

Atalar'da ilk yürüyen merdiveni...

Modern asansörleri...

Eskicilerin antikacılara dönüşmesini...

Kapalı çarşıdaki mağazalara önden para verip bir ay sonra gelen Levis jean pantolonu beklemeyi...

Tophane’deki Amerikan pazarından Tanker marka içi kürk dışı asker yeşili mont almayı...

Osmanbeydeki Haşetten yabancı dil kitap almayı...

Konak,Kent, Site, As gibi harika sinemaları...

Açık Havada yaz konserlerini...

İlk otomatik çamaşır makinesini...

Cep hesap makinesini...

Renkli televizyonu...

Yabancı pek çok markanın Türkiye’de mağaza açmasını...

Kristal büfede... 

Hamburger yemeyi...

İkinci boğaz köprüsünü...

İş Bankası Sabancı gökdelenlerinin inşasını...

Orta kesimi aileleri emekli olmadan ev araba sahiplenebilmesini...

İlk tatil köyü Fransız tatil köyünü, Kuştur'u...

Eskihisar Topçular arabalı vapur seferlerini ( körfezi dolaşmayı önledi...)

Yaz tatillerinin tatil köylerinde geçirilmesini...

İlk cep telefonunu...

Kredi kartını...

Bilgisayarı...

İnterneti...

Dijital fotoğraf makinesini...

Hafta sonu kahvaltılarının dışarıda yapılmaya başlaması

...

Naklen Irak savaşını...

Naklen ikiz kulelerin vurulmasını...

İslamcı partinin iktidara gelmesini...

Dizüstü Bilgisayarı...

İnternet üzerinden Skyp programıyla bilgisardan görüntülü görüşmeyi...

Akıllı telefonu...

Her yerde herkesin akıllı telefonlarla fotoğraf çekmesini...

Tablet bilgisayarları...

Whats Up- Facebook- İnstagram ile bütün dünyadan haberdar olup kullanmayı...

Arabalarda navigasyon...

Cruz kontrolla gaza basmadan araba kullanmayı...

Covid 19 ile bütün dünyanın çok insan kaybettiğini ülkelerin panikte olduğunu...

Atladığım şeylerde vardır mutlaka...

Ne çok farklılık görmüş bizim nesil...


(Alıntıdır.)