3. Kitabım "Aşkpedia" E-Kitap ve Sesli Kitap olarak yayımlandı. Çok yakında basılı kitap olarak da yayımlanacak!



TAŞLIK


Kümes hayvanlarının taşlığı, dişleri olmayan bu hayvanların yiyecekleri (özellikle sert tohumları) öğütmek için kullandığı, mide sistemlerinin bir parçası olan son derece güçlü ve kaslı bir organdır. 

Yutulan küçük taşlar veya kum taneleri (taşlık taşları) sayesinde yiyecekleri mekanik olarak parçalar ve sindirime hazırlar. Protein ve vitamin yönünden zengin, besleyici bir sakatat türüdür.

Kümes Hayvanı Taşlığı Hakkında Temel Bilgiler:
  • İşlevi: Tavuk ve diğer kuşların midesinin ikinci kısmıdır; besinleri "çiğnemek" için kasılma hareketleri ve yutulan kum tanelerini kullanır.
  • Yapısı: Çok güçlü kas duvarlarına sahiptir.
  • Besin Değeri: Demir, protein ve B12 vitamini açısından zengin, düşük yağlı bir besindir.

Kuşlar Neden Taş Yutar? (Grit Taşları)
Kuşların bazıları, sindirime yardımcı olmak için küçük taş parçaları (grit) yutar.
Nasıl çalışır?
Yutulan bu küçük taşlar:
• Midenin “taşlık” (gizzard) adı verilen bölümünde kalır
• Sert besinleri (özellikle tohumları) öğütür
Yani taşlar, adeta bir değirmen taşı gibi kuşların dişlerinin görevini üstlenir.
Hangi kuşlar kullanır?
Özellikle:
• Tohum ve tahıl ile beslenen kuşlar
düzenli olarak bu taşları yutar
Taşlar sindirilmez
• Bu taşlar sindirilmez
• Zamanla aşınır
• Kuşlar yeni taşlar yutarak onları yeniler
Kısaca:
Kuşlar taş yutar çünkü
Onlara diş yerine “taşlık + taş” sistemi verilmiştir.


Kümes hayvanları, bıldırcın, güvercin, sülün, tavuk, ördek, tavus kuşu, kaz, hindi gibi küçük kuşların yanı sıra devekuşu ve emu gibi daha büyük kuşları da içeren birçok kuş türünü kapsar.
Kaynaklar:
• National Geographic Society – Bird digestion
• Cornell Lab of Ornithology – Gizzard function
• Encyclopaedia Britannica – Avian digestive system






AYNOROZ





Yunanistan’da kadınların girmesinin yasak olduğu Aynaroz özerk eyaleti. Dafni limanıyla Yunanistan’ın Halkidiki yarımadasında yer alan Aynaroz (Mount Athos), bin yılı aşkın süredir modern dünyadan izole bir yaşam süren özerk bir teokratik bölgedir. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde bulunan bu dağlık yarımada, “Avaton” adı verilen katı bir yasakla tanınır. Bu kural gereği bölgeye kadınların girişi kesinlikle yasaktır. Hatta bu yasak sadece insanlarla sınırlı kalmayıp, ekosistemi korumak ve keşişlerin ruhani disiplinini muhafaza etmek amacıyla inek ya da koyun gibi evcil hayvanların dişilerini de kapsamaktadır.

Bu yasağın kökeni sadece bir kural değil, derin bir dini inanışa dayanır. İnanışa göre Meryem Ana, bir deniz yolculuğu sırasında fırtınaya yakalanıp buraya sığınmış ve bölge onun “bahçesi” ilan edilmiştir. Bu yüzden Aynaroz’da başka hiçbir kadının varlığına izin verilmez. Ancak bu katı kuralın iki temel istisnası vardır: Fareleri avlamaları için dişi kedilere ve hem taze besin kaynağı hem de ikon yapımında kullanılan yumurta sarıları için tavuklara müsamaha gösterilir.
Aynaroz’da zaman da alışılmışın dışında akar. Manastırlar, günün güneşin batışıyla başladığı “Bizans Saati”ni ve modern takvimin 13 gün gerisinden gelen Jülian Takvimi’ni kullanır. Tarih boyunca bu gizemli dünyaya sızmaya çalışanlar da olmuştur. Örneğin 1930’larda Fransız yazar Maryse Choisy, erkek kılığına girerek bölgeye girmeyi başarmış ve anılarını kaleme almıştır. Öte yandan, savaş gibi olağanüstü dönemlerde manastırlar kapılarını kadın ve çocuk mültecilere açarak insani yardımı her şeyin üzerinde tutmuştur.
Bugün hala 20 aktif manastırda yaklaşık 2.000 keşişin yaşadığı bu mistik bölge, sessizliğini korumaya devam ediyor. Kadınlar ise bu tarihi dokuyu ancak kıyıdan 500 metre açıkta seyreden teknelerden, uzaktan dürbünlerle izleyebiliyorlar. Modernleşmeye karşı direnen Aynaroz, hem mimarisi hem de sarsılmaz gelenekleriyle dünyanın en sıra dışı noktalarından biri olmayı sürdürüyor.


***

Aynoroz (Yunanca: Άγιον Όρος - Kutsal Dağ), Balkanlar'da Yunanistan'ın Halkidiki yarımadasından Ege Denizi'ne doğru uzanan 3 dar ve uzun yarımadanın en doğuda olanı. Doğu Ortodoks manastırının önemli bir merkezidir. Yunanistan Cumhuriyeti içinde özerk bir hükûmet olarak yönetilmektedir.


CİMRİ


GUİNNESS REKORLAR KİTABINA GEÇMİŞ DÜNYANIN EN CİMRİ KADINI

Dedesi ve babası da devrin en zengini ama çok cimriydi. Evi ilkel şekilde ısıtır ve evde en ucuz malzemeden yemek pişerdi.
Green para işleriyle ilgilenmeye henüz 6 yaşındayken başlamıştı.
Ekonomi haberlerini takip eden Hetty Green 8 yaşına gelince ilk banka hesabını açtırmıştır.
Matematik konusunda da inanılmaz bir yeteneğe sahip olan Green iş dünyasının en zenginlerinden biri olan Robinson Green’in kızı olarak da bilinir.
Babası yatılı okula verince orada pişen yemekleri görünce hayret eder. Evlerinde pişen yemeklerden başka yemek görmemiştir çünkü. Hayatımın en güzel yıllarıydı der bu yıllar için.
Babası genç yaşta ölünce 21 yaşındaki Green’e 7,5 milyon dolar miras kalır, bu serveti artırmak Green için bir hastalığa dönüşür.
Hisse alım-satım işlerine girmiştir. Hatta o dönem ABD ekonomisi kötü olmasına rağmen Wall Street’te ucuza hisse alıp pahalıya satarak servetini katlamıştır. Bu yıllarda lakabı Wall Street Cadısı.
Ülke ekonomisinin kırılgan bir yapıya dönüşmesini büyük bir fırsata çevirip, servetini 100’e katlayan Green ünlü milyarder Ned Green ile de evlenerek inanılması güç bir imparatorluğun sahibi olur. Kocasının işleri bozulur iflas eder, Green kocasına yardım etmek şöyle dursun onu evden kovar ve boşar.
Servetini katlamaya devam eder ve yeni tasarruflar konusun da çığır açar. Evin de asla kalorifer ve soba kullanmaz, sabahları en ucuz kurabiyeler dışın da bir şey yemez. Bunları da bakkaldan kırık ve ezik olanları ayırıp bunları kimse almaz elinde kalır diyerek ucuza alır.
Evde asla fırın kullanmaz ve kimseye kullandırmaz. Dedesi ve babası gibi evi eski ucuz yöntemle ısıtır, en ucuz malzemeden yemek pişer.
Finans haberlerini okumak için aldığı gazeteyi oğluna vererek dışarda sattırır.
Siyah elbisesi dışın da başka elbise giymez, elbisenin sadece yere değen etek uçlarını yıkar, sudan ve sabundan tasarruf eder.
Bu cimriliği yüzünden Oğlu Ned bir gün annesinin gazetesini satarken ayağını kırmıştır. Ancak annesi doktorlara para vermek istememiş, onu kimsesizler hastanesine götürmüş ancak geç tedavi edilmesi yüzünden kangren olmuş, Ned’in bacağı kesilmiştir.
81 yaşındayken süt almak istemiş, marketteki adamla 1 dolarlık süt için tartışmış ve kalp krizi geçirip ölmüştür. Ömrü cimrilikle geçen kadının ölümü de cimrilik yüzünden olmuştur.
Bu zenginliği ve cimriliğiyle ABD'nin ünlü atasözlerinden biri olan "göründüğüm kadar zengin değilim" anlamına gelen
"I'm not Hetty if I do look green"
cümlesine de konu olmuştur.
4 milyar dolarlık bir servet bırakmış çocukları zengin olmuştur. Çocukları onun gibi davranmamış, cömert bir hayat yaşamış,
pek çok hayır işi yapmışlardır.
Alıntı

DERİMİZ

 


İnsan Derisi: Vücudumuzun En Büyük Organı
İnsan derisi, vücudun en büyük organıdır.
Eğer tamamen çıkarılıp düz bir şekilde serilseydi, yaklaşık 1,5 – 2 metrekare alan kaplardı.
Bu da neredeyse büyük bir battaniye boyutuna eşittir.
Tüm vücudu saran koruyucu kalkan
Bu ince ama güçlü tabaka, vücudun tamamını sararak:
• Bakterilere karşı koruma sağlar
• Yaralanmalara karşı bariyer oluşturur
• Zararlı çevresel faktörleri engeller
Sadece korumaz, aynı zamanda kontrol eder
Deri aynı zamanda:
• Vücut sıcaklığını düzenler
• Terleme yoluyla denge sağlar
• Dokunma, basınç ve ağrı gibi hisleri algılamamıza yardımcı olur
Kısaca:
İnsan derisi sadece bir kaplama değil,
aynı anda koruyan, düzenleyen ve hissettiren hayati bir organdır.
Kaynaklar:
• World Health Organization – Human body systems
• National Institutes of Health – Skin structure and function
• American Academy of Dermatology – Skin facts & physiology


KARINCA

 


1. Karıncaların akciğerleri yok.
2. Karıncaların kulakları yoktur.
3. Karıncalar çiftçi.
4. Karıncaların iki midesi vardır.
5. Karıncalar yüzebilir.
6. Karıncalar köle sahibidir.
7. Karıncalar dinozorlardan daha yaşlıdır.
8. Dünyada 12.000'den fazla karınca türü var.
9. Bir karınca vücut ağırlığının 20 katını kaldırabilir.
10. Bazı karınca kraliçeleri birkaç yıl yaşayabilir ve milyonlarca yavrusu olabilir.
11. Karıncalar kavga ettiklerinde genellikle ölümüne savaşırlar.
12. Koloninin kraliçesi öldüğünde, koloni sadece birkaç ay yaşayabilir.
13. Karıncalar oksijensiz iki saate kadar yaşayabilir.
14. Karıncaların kanı yoktur.

Alıntı

AMAZONYA

 



Amazonya: Gezegenin Büyük Yeşil Kalbi

Amazonya’dan bahsettiğimizde sadece “bir Orman "dan söz etmiyoruz.
Dünyanın en önemli doğal sistemlerinden birinden bahsediyoruz:
🌱
İklimi düzenleyen
🌱
Devasa miktarda karbon depolayan
🌱
“Uçan nehirler” olarak adlandırılan nem akışlarıyla yağışları besleyen
🌱
Başka hiçbir yerde bulunmayan bir biyolojik çeşitliliğe ev sahipliği yapan eşsiz bir bölge.
Aynı zamanda Amazonya, binlerce yerli topluluğun ve kadim halkların yurdu. Bu insanlar, kuşaklar boyunca aktarılan bilgi ve yaşam biçimleriyle bu toprakların dengesini korumada hayati bir rol oynuyor.
En dikkat çekici noktalardan biri ise şu:
Amazonya tek bir ülkeye ait değil.
8 ülkeye ve Fransız Guyanası’na yayılan dev bir mozaik gibi; her parçası bütün için hayati öneme sahip. En büyük pay Brezilya’da olsa da, ekosistemin dengesi tüm bölgenin birlikte korunmasına bağlı.
Aşağıda Amazonya’nın hangi ülkede ne kadar yer kapladığını ve her bölgeye dair ilginç bir bilgiyi bulabilirsin:

🇧🇷
Brezilya (yaklaşık %60)
Amazonya’nın en büyük kısmı Brezilya’da yer alır. Uçsuz bucaksız ormanlar, dev nehirler ve insan etkisinin hâlâ çok sınırlı olduğu alanlar bulunur.
✨
İlginç bilgi: Uzak bölgelerde, dış dünyayla hiç temas kurmamış, gönüllü izolasyonda yaşayan yerli topluluklar hâlâ vardır.

🇵🇪
Peru (yaklaşık %11–13)
Peru Amazonya’sı, And Dağları ile yağmur ormanlarını birbirine bağlayan eşsiz bir doğal geçiş alanıdır. Nehirler, ormanlar ve kültürel çeşitlilik açısından son derece önemlidir.
✨
İlginç bilgi: Amazon Nehri’nin en bilinen kaynaklarından biri Peru’nun güneyindeki And Dağları’nda bulunur; yani bu dev nehir, yolculuğuna ormandan çok uzakta başlar.

🇨🇴
Kolombiya (yaklaşık %7)
Kolombiya Amazonya’sı ülkenin güneyinde yer alır ve karayolu ulaşımı birçok noktada neredeyse yoktur. Burada hayat, nehirler etrafında şekillenir.
✨
İlginç bilgi: Bazı bölgelerde ulaşım hâlâ sadece nehir veya uçakla sağlanır; bu da birçok alanın neden “el değmemiş” hissi verdiğini açıklar.

🇧🇴
Bolivya (yaklaşık %7)
Bolivya’nın kuzeyinde Amazonya, ovalar ve farklı yüksekliklerle birleşerek son derece zengin yaşam alanları oluşturur.
✨
İlginç bilgi: Madidi Ulusal Parkı, dünyadaki en yüksek biyolojik çeşitliliğe sahip alanlardan biri olarak kabul edilir.

🇻🇪
Venezuela (yaklaşık %6)
Venezuela Amazonya’sı; yağmur ormanları, nehirler, savanlar ve çok eski jeolojik oluşumlar olan tepuy’lerle dikkat çeker.
✨
İlginç bilgi: Roraima gibi tepuy’ler, filmlerde ve popüler kültürde kullanılan “başka bir dünya” manzaralarına ilham vermiştir.

🇬🇾
Guyana (yaklaşık %3)
Guyana, insan etkisinin düşük olduğu geniş tropikal orman alanlarını korumayı başarmış ülkelerden biridir.
✨
İlginç bilgi: Ülke topraklarının %80’inden fazlasının hâlâ ormanlarla kaplı olduğu sıkça vurgulanır.

🇸🇷
Surinam (yaklaşık %2)
Surinam, geniş orman alanlarını büyük ölçüde koruyan nadir ülkelerden biridir ve bölgesel denge açısından önemlidir.
✨
İlginç bilgi: Yüksek orman örtüsü oranı ve görece düşük çevresel baskı ile dikkat çeker.

🇪🇨
Ekvador (yaklaşık %1)
“El Oriente” olarak bilinen Ekvador Amazonya’sı yüzölçümü olarak küçük olsa da, biyolojik ve kültürel zenginliğiyle öne çıkar.
✨
İlginç bilgi: Yasuní Ulusal Parkı, kilometrekare başına düşen canlı çeşitliliği açısından dünyanın en zengin alanlarından biridir.

🇬🇫
Fransız Guyanası (yaklaşık %1)
Amazonya içindeki payı küçük olsa da, geniş korunan orman alanlarıyla önemli ekolojik koridorlar barındırır.
✨
İlginç bilgi: Topraklarının büyük bölümü hâlâ tropikal ormanlarla kaplıdır.

🌱
Sonuç olarak:
Amazonya tek bir bütündür, sadece haritalarda bölünmüştür. Bir yerde yaşanan tahribat, tüm sistemi etkiler: iklimi, nehirleri, canlıları ve insanları. Onu korumak tek bir ülkenin değil, herkesin ortak sorumluluğudur.
📚
Kaynaklar:
• WWF – Amazon Biome Overview
• National Geographic – Amazon Rainforest
• IPBES – Global Assessment on Biodiversity
• FAO – State of the World’s Forests
Sence Amazonya’yı korumak için en acil adım hangisi?
🌳
Ormansızlaşmayı durdurmak mı,
🌍
Yerli toplulukları desteklemek mi,
🛡️
Daha fazla koruma alanı oluşturmak mı?



HAYDİ ABBAS



HAYDİ ABBAS, VAKİT TAMAM...

Yıl 1941... Cahit Sıtkı askerliğini yedek subay olarak yapmak üzere Edremit Burhaniye’de bulunan birliğine gider. O yıllarda yedek subay sayısı az olduğundan her yedek subaya emir eri verilmektedir. Birliğine gittiğinde bölük yazıcısından künye defterini ister. Sırayla isimlere bakmaktadır bir isim dikkatini çeker.

Abbas oğlu Abbas, sakat ve çolak eli yüzünden çürüğe ayrılmış biridir Abbas. Talim bitiminde askerin yanına gönderilmesini ister. Öğle saatlerinde kapı çalınır. Karşısında civan mert yiğit biri selam çakıp;

*Abbas oğlu Abbas Emret komutan!.. der.

Aralarında söyle bir konuşma geçer.

+ Nerelisin?

- Memleket Mardin, kaza Midyat komutan

+ Sen benim emir erim olur musun?

- Sen bilir komutan!.

Askere eşyalarını toplamasını ister ve kendi evinin altındaki boş yere taşınmasını ister.

Zamanla askerin zekiliği ve sıcakkanlılığından etkilenir. Abbas her sabah erkenden kalkar Cahit Sıtkı'ya kahvaltı hazırlar. Öğle yemeğini sormadan hazırlar. Tüm ihtiyaçlarını karşıdan bir istek gelmeden düşünüp yerine getirir. Erkenden kalkıp Cahit Sıtkı'nın kıyafetlerini ütüler, hazırlar ve evin temizliğini yapar.

Akşam olunca Cahit Sıtkı'nın sevdiği yemek ve mezeleri hazırlar. Zamanla aralarında komutan asker ilişkisinden daha güçlü bir dostluk bağı oluşur. Bu saf ve temiz Anadolu çocuğundaki sadakat ve temiz yürekten etkilenmiştir Cahit Sıtkı.

Zaman zaman karşısına alıp dertleşirken bu Anadolu çocuğunun ruhunda gizli şeyleri keşfeder.

Akşamları rakı sofrası kurup en güzel kızartma ve mezeleri hazırlar Abbas. Aralarındaki duygu bağları güçlenir. Böyle bir keyif gecesi akşamında alkollü Cahit Sıtkı sorar;

+ Sen İstanbul'u bilir misin Abbas?

- Bilir komutanım.

+ Orda bir Beşiktaş var bilir misin?

- Bilir komutan!. Ben orda acemi birlikteydim.

+ Orda benim bir sevgilim var. Sen bana kaçırıp

onu getirir misin?

- Elbet komutan!

Sabah olur Cahit Sıtkı bakar ki, Abbas yeni asker kıyafetlerini giymiş tıraş olmuş hazırlanmış. Cahit Sıtkı sorar;

+ Hayırdır Abbas neden böyle hazırlık yaptın?

- Ben İstanbul'a gidecek komutan!.

+ Ne yapacaksın sen İstanbul'da?

- Sen söyledi bana. Ben gidecek sana Sevgiliyi

getirecek!..

Gözlerindeki hüznü ve gözyaşlarını gizlemek istercesine arkasını dönüp kapıyı çarpar ve çıkıp gider Cahit Sıtkı. Fakat bu mert askerin, yüreği sevgi dolu Anadolu çocuğunun samimiyeti ve sıcaklığından duygulanır.

Akşam olur. Ağaç altında rakı sofrası kurdurur ve Abbas'ı karşısına oturtur. Birlikte yer içerler ve Cahit Sıtkı o meşhur şiirini kaleme döker.


Haydi Abbas, vakit tamam;

Akşam diyordun işte oldu akşam.

Kur bakalım çilingir soframızı;

Dinsin artık bu kalp ağrısı.

Şu ağacın gölgesinde olsun;

Tam kenarında havuzun.

Aya haber Sal çıksın bu gece;

Görünsün şöyle gönlümce.

Bas kırbacı sihirli seccadeye,

Göster hükmettiğini mesafeye

Ve zamana.

Katıp tozu dumanı,

Var git,

Böyle ferman etti Cahit,

Al getir ilk sevgiliyi Beşiktaş'tan;

Yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan.

Cahit Sıtkı TARANCI