3. Kitabım "Aşkpedia" E-Kitap ve Sesli Kitap olarak yayımlandı. Çok yakında basılı kitap olarak da yayımlanacak!



SABAHATTİN KUDRET AKSAL

 


Sabahattin Kudret Aksal (25 Nisan 1920, İstanbul - 19 Nisan 1993, İstanbul), Türk şair, senarist ve yazardır.

1937'de Işık Lisesinden mezun oldu.[1] 1943'te İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümünü bitirdi.[2] 1943-1948 arasında İstanbul'da çeşitli liselerde felsefe dersleri verdi. 1950'de kısa bir süre iş müfettişliği yaptı. İstanbul Konservatuvarı Müdürlüğü, belediye yazı işleri müdürlüğü, belediye iktisat müfettişliği görevlerinde bulundu. 1961'de Şehir Tiyatrosu Müdürü oldu. Belediye Konservatuvarı Estetik ve Psikoloji öğretmenliğinden emekli oldu. İlk şiiri 1938'de Varlık dergisinde, ilk öyküsü 1940'ta Küllük dergisinde çıktı. İlk oyunu Evin Üstündeki Bulut 1948'de oynandı. 1940'lardaki yeni edebiyat hareketi içinde yer aldı. Günlük yaşamın, küçük ayrıntıların avareliklerin şairi oldu.

19 Nisan 1993'te İstanbul'da yaşamını yitirdi.[3] Mezarı Üsküdar'da Karacaahmet Mezarlığı'ndadır.


SEVDA DEMİ

Sevdiğim bir kadın var

Çocukluk resmi cebimde

Bir sevda içindeyiz ki sormayın

Gündüz gece eli elimde

Gezdiğimiz yer park

Bazan sinema

Bir de bakıyorsun ev olmuş

Şu İstanbul baştanbaşa bizim

Böyle olur aşk dediğin

Şaşkına çevirir insanı bir bakıma

İş güç arkadaş

Ne varsa unutturur adama


OKTAY RİFAT

 


Ali Oktay Rifat (10 Haziran 1914, Trabzon - 18 Nisan 1988, İstanbul), Türk şair, oyun ve roman yazarıdır. 

Türk şiirinin en büyük isimlerinden birisi kabul edilir. Orhan Veli ve Melih Cevdet'le birlikte Garip Akımı'nın kurucularındandır. 1955 yılından itibaren İkinci Yeni adlı şiir akımına yönlenmiştir. Şiir dışında roman ve oyun türlerinde de eserler vermiştir. 

Şair Nazım Hikmet'in kuzenidir. Soyadı Kanunu’nun (21 Haziran 1934) kabul edilmesinden sonra, 1932 yılında vefat eden Türk Dili Tetkik Cemiyetinin (bugünkü adıyla TDK) ilk başkanı olan babası Sâmih Rifat’ın adını, soyadı olarak almayı uygun bulmuştur. Kendisine ait bütün resmi kayıtlarda soyası Rifat olarak geçer. Kendisi almadığı ve kullanmadığı halde pek çok kaynakta soyadı “Horozcu” olarak geçer.

Fransızca çevirmeni Sabiha Rıfat ile evli olan Oktay Rıfat; yazar, çevirmen ve şair Samih Rıfat’ın oğludur. Son günlerine dek eser vermeyi sürdüren sanatçı, “Yağmur Sıkıntısı” adlı oyununu tamamladıktan sonra 18 Nisan 1988 yılında İstanbul’da hayatını kaybetti. Karacaahmet Mezarlığı’na defnedildi.


GÜNLER GEÇMİŞ BURALARDAN

Yokuşu bitirince artık görünecektir

Kırmızı cumbasıyla aşı boyalı evin

Ellerini tutunca bir çocuk gibi sevin

Bir beyaz pırıltılı tepside kahve getir


Konuş gülümseyerek, hatırla, bir an düşün

Fakat ne kadar büyümüş cumbada duran ıtır

Kaybolan günlerinden bulduğum parçalardır

Resimler, bir seccade, gözlerin ve gülüşün


Günler geçmiş buradan sanki bırakmadan iz

Mevsimler arkasında sürüyüp mevsimleri

Bak gene pencerende cami güvercinleri

Odan gene aydınlık, gene ferah ve temiz


Bu acayip çiçekler, hiç bitmeyen bu bahar

Basma perdelerine hangi iklimden gelir?

Yedi veren gül gibi dört mevsim çiçek verir

Pencereye dizdiğin aydınlık sardunyalar


Değecek merdivende ayaklarıma kedin

Gözlerime bakacak beni hatırlar gibi

içimde söylenecek bir lakırdı var gibi

Ve şaşıran sevinci yüzümde saadetin


Oktay Rifat






KEMALETTİN KAMU




Kemalettin Kâmi Kamu (15 Eylül 1901, Bayburt - 6 Mart 1948, Ankara), Gurbet Şairi olarak da tanınan Türk şair ve siyasetçi.

Şiirleri okul kitaplarında bulunan ve yurt genelinde tanınan bir şairdir. TBMM'de 6, 7 ve 8. dönemde milletvekili olarak görev yapmıştır.

1939'da Rize milletvekili olarak meclise girdi. 6. 7. dönemlerde Rize, 8. dönemde Erzurum milletvekili olarak TBMM'de yer aldı. Bir yandan da Türk Dil Kurumu'nda Terim Kolu Başkanlığı yaptı.

Bir süre sonra annesini kaybedince tüm sevgisini yeğenlerine verdi. Ankara'da ani bir kalp krizi ile hayatını kaybetti. Ankara'daki Cebeci Asri Mezarlığı'na defnedildi.


ZAMAN İÇİNDE

Gök uzak, yer uykuda,
Yalnız değilim ama,
Bir açık pencereden
Ay doluyor odama.
İçim odam gibi loş
Ürperiyor gecede,
Şurada yatağım boş,
Burada uykusuz ben.
Gök uzak, gün uykuda,
Engin mesafelerle,
Ay giriyor buluta..
Sesler hatırlatıyor
Bana uzak-yakını.
Durdurmak istiyorum
Saatin tiktakını!
Ses yok, mesafe silik,
Odamda varlığımın
Bütün tüyleri dimdik.
Odamda iki kardeş,
Bakıyor birbirine.
Birisi can veriyor,
Öbürünün yerine.
Odamda iki kardeş
Biri dün, biri yarın..
Dün koyu gölgeleri
Üzüntülü bir ömrün;
Beni bana benzeten,
Bütün benim olan dün.
Çağırınca ses veren
Derin bir kuyu gibi,
Yıkılmış kenarları,
Çekilmiş suyu gibi.
Ve bu harabezarın
Yanıbaşında yarın,
Gülüyor acı acı.
Değil bana yabancı
Bu beyaz, temiz yüzün
Ziyneti olan hüzün.
Taze çizgilerini
Yakından tanıyorum,
Sesini eserimin
Son beyti sanıyorum.
Ben su istemiyorum
O karanlık kuyudan.
Bana en unutulmaz
Acıları uyutan
Bir baş dönmesi lâzım.
Ama kalbim duracak
Kapanacakmış ağzım.
Ah ey hülyalarımın
Aynası gibi dümdüz
Bana gülümseyen yüz!
Ey yazıma benzeyen
Bu yüzün çizgileri!
Odamda iki kardeş:
Biri dün, biri yarın.
Ve ben aralarında
Bir köprüyüm onların...

HALİL CİBRAN

 



Cibran Halil Cibran[1] (İngilizce: Kahlil Gibran; 6 Ocak 1883 - 10 Nisan 1931), Lübnan asıllı Amerikalı ressam, şair ve filozoftur.

Cibran, 1883 yılında Osmanlı İmparatorluğu kontrolündeki Cebel-i Lübnan Mutasarrıflığı'nda Maruni bir ailenin çocuğu olarak doğdu. 

Ailesi ve kardeşleriyle 1895'te ABD'ye göç etti. Annesi terzi olarak çalışırken Boston şehrinde bir okula başladı. Cibran'ın yaratıcılığını fark eden öğretmeni Cibran'ı fotoğrafçı ve yayıncı F. Holland Day'le tanıştırdı. Cibran, Beyrut'taki Collège de la Sagesse'e kaydolmak için on beş yaşında ailesi tarafından memleketine geri gönderildi.


GELDİM

Geldim,gitmelere bekle diyerek.

Attım valize birkaç kırgınlık,

Bir iki vefasızlık.

Bir kaç acı söz,

Benim hatırladıklarım.

Bir kaç iyi söz,

Senin unuttukların.

Geride kalan ne varsa;

Boğazın sularına serdim.

Geldim,korkma aç kapıyı,

Sende kalmaya değil;

beni almaya geldim.

Halil Cibran

HALİT FAHRİ OZANSOY



Halit Fahri Ozansoy (12 Temmuz 1891, İstanbul - 23 Şubat 1971, İstanbul), Türk şair, gazeteci, oyun yazarı ve öğretmendir.

Hecenin Beş Şairinden biridir. 40 yıl edebiyat öğretmenliği yapan Ozansoy, başta şiir olmak üzere tiyatro ve roman türlerinde pek çok eser vermiş bir edebiyat ve kültür adamıdır.

Şair, 23 Şubat 1971’de İstanbul’da kalp krizinden öldü. Vasiyeti gereği Türkçe kitapları Beyazıt Devlet Kütüphanesine, Fransızca kitapları Galatasaray Lisesine verilmiştir. Cenazesi Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedilmiştir. 


NASILSINIZ?

Bu kelime ne ince titredi dudağında

Bir çiğ sanki çınladı bir gülün yaprağında

Ses oldu pencerede güneşin ışıkları,

Bir hıçkırık dolaştı yeşil sarmaşıkları.

 

Nasılsınız? Hangi söz daha akışlı bundan!

Suda sıyrılır gibi bir inci kabuğundan

Yalnız bir saniyecik bir dudak titremesi,

Ne tatlı "Nasılsınız" diyen bir kadın sesi.

 

Halit Fahri Ozansoy


ZİYA OSMAN SABA




Ziya Osman Saba (30 Mart 1910, İstanbul - 29 Ocak 1957, İstanbul), cumhuriyet dönemi şair ve yazarı. Yedi Meşaleciler Hareketi'nin kurucularındandır. Şair olarak ün kazanan edebiyatçı, küçük hikâye türünde de eserler verdi.

29 Ocak 1957 günü İstanbul'da bir kalp krizi sonucu Kadıköy'deki evinde hayatını kaybeden şairin Nefes Almak adlı şiir kitabı ile Değişen İstanbul adlı hikâye kitabı ölümünden sonra basıldı.

Eyüp Sultan'daki aile mezarına defnedilmiştir; ancak mezar bugün kayıptır.


EMANET

Geri vereceğiz hepsini...

Bunca yıllık vücudumuz; el, kol, ayak,

Öpüştüğümüz dudak;

Yeşilini gözlerimizin, mavisini.

Tepeden tırnağa, kemiğini, derisini,

Kadın, erkek, yaşlı, genç

Er geç

Bir tabut içinde, hepsini.

Ziya Osman Saba

BERTHOLD BRECHT

 


Eugen Berthold Friedrich Brecht, kısaca Berthold ya da Bert Brecht, (10 Şubat 1898, Augsburg, Bavyera, Almanya - 14 Ağustos 1956, Doğu Berlin), Alman şair, tiyatro yazarı ve yönetmenidir.

20. yüzyıl Alman şiirinin ve tiyatrosunun en önemli isimleri arasında kabul edilir. Eserleri uluslararası alanda da saygı ile kabul görmüş ve ödüllendirilmiştir. Daha önce Erwin Piscator tarafından adı konulan "epik tiyatro", diğer bir ifadeyle "diyalektik tiyatro"’ fikrini geliştirdi ve eserleriyle sahneye koydu. Brecht, kendisini (Walter Benjamin’e söylediği gibi) "komünist" olarak tanımlıyordu.

12 Ağustos 1956 günü kalp krizi geçirdi. 14 Ağustos 1956 günü saat 23:30 da Berlin’de, bugün Brecht Evi olan Chausseestrasse 125 numarada öldü. 17.Ağustos günü çok büyük bir kalabalığın, çok sayıda politikacıların ve kültür camiasından sanatçıların katılımı ile toprağa verildi. Törende hiçbir konuşma yapılmadı. Mezarı, 1971 yılında ölen eşi Helene Weigel’in mezarı ile birlikte Dorotheenstadt mezarlığında yan yanadır ve onur mezarı statüsündedir.


MADEM İYİSİN

Anladık iyisin,
Ama neye yarıyor iyiliğin.
Seni kimse satın alamaz,
Eve düşen yıldırım da
Satın alınmaz.
Anladık dediğin dedik,
Ama dediğin ne?
Doğrusun, söylersin düşündüğünü,
Ama düşündüğün ne?
Yüreklisin,
Kime karşı?
Akıllısın,
Yararı kime?
Gözetmezsin kendi çıkarını,
Peki gözettiğin kimin ki?
Dostluğuna diyecek yok ya,
Dostların kimler?
Şimdi bizi iyi dinle:
Düşmanımızsın sen bizim
Dikeceğiz seni bir duvarın dibine
Ama madem bir sürü iyi yönün var
Dikeceğiz seni iyi bir duvarın dibine
İyi tüfeklerden çıkan
İyi kurşunlarla vuracağız seni.
Sonra da gömeceğiz
İyi bir kürekle
İyi bir toprağa.

Bertolt Brecht