3. Kitabım "Aşkpedia" E-Kitap ve Sesli Kitap olarak yayımlandı. Çok yakında basılı kitap olarak da yayımlanacak!



BOĞA



Gergin bir boğa güreşi sırasında, Matador Álvaro Mánero herkesin beklediği dramatik hamleyi yapmadı. Kalabalık tezahürat yaparken, o aniden boğadan geri adım attı, arenanın kenarına doğru yürüdü ve oraya oturdu. Seyirciler şaşkın bir şekilde suskun kaldılar.

Álvaro, hayatını değiştiren o anı bir röportajda şöyle anlattı:
“Bir an için boynuzları bile unuttum. Sadece gözlerini gördüm. O an öfkeyle değil, çok daha derin bir şeyle duruyordu: masumiyet. Bana saldırmadı, sadece bana baktı, kelimesizce hayatı için yalvardı. O an fark ettim ki ben burada bir hayvanla savaşmıyorum, aslında benim kadar yaşamaya çalışan bir canlıyla savaşıyorum.”
Gözlerinde, sadece hayvanların sahip olduğu bir saflık vardı, ve onlarda inkar edilemez bir gerçek gördüm. O anda üzerime aşırı bir suçluluk duygusu çökmüş gibi hissettim. Kendimi dünyanın en kalpsiz yaratığı gibi hissettim. Devam edemedim. Kılıcımı düşürdüm, arenadan ayrıldım ve bir daha asla boğalarla dövüşmeyeceğime söz verdim. Bunun yerine, eğlence için başkalarına işkence etmeyi oyun haline getiren bir dünya ile savaşacaktım.
Álvaro Mánero'nun hikayesi, en beklenmedik anlarda bile şefkatin ve anlayışın dönüştürücü gücünü gösteren nadir ve güçlü bir örnektir. Bize, tek bir anın bir hayatı değiştirebileceğini ve yeni bir amaca ilham verebileceğini hatırlatıyor.
Alıntı

TAKSİM CUMHURİYET ANITI

 


Taksim Cumhuriyet Anıtı

İstanbulTaksim Meydanı'nda bulunan anıt İtalyan heykeltıraş Pietro Canonica'ya yaptırılan, iki genç Türk; Hadi (Bara) Bey ve Sabiha (Bengütaş) Hanım'in yardımlarıyla, anıt 1928'de tamamlanmıştır. 8 Ağustos 1928'de açılan anıtın, kaide ve çevre düzeni mimar Giulio Mongeri tarafından yapılmıştır.

Tarihçe

Planlanması

Cumhuriyet dönemi anıtları, ilk defa figüratif bir anlatımla Atatürk'ü ve kurulan yeni düzeni topluma tanıtan heykellerdir.

Bu döneme ait anıtların yerleşim planlamasında önlerinde tören yapılacağı göz önünde tutularak çevre düzenlemesi yapılmıştır.

Bu sebeple cumhuriyetin yeni gösteri alanı olarak seçilen Taksim Meydanına anıt yapılması için dünya çapında bir yarışma düzenlenir. Yarışmayı İtalyan Pietro Canonica kazanır. Bunun üzerine 1925 yılında dönemin İstanbul milletvekili Hakkı Şinasi Paşa'nın başkanlığında oluşturulan komisyon, Pietro Canonica ile bağlantı kurmuş ve anıtı sipariş etmiştir. Ağırlığı 84 tonu bulan anıt, 2,5 yıl sonra tamamlanınca Roma'dan İstanbul'a gemi ile getirilmiştir.

Özellikleri

Anıtın yapımında taş ve bronz kullanılmıştır. Mali kaynak için ise halktan bağış toplanmıştır. En yüksek bağışı ise Osmanlı bankacı Berç Keresteciyan yapmıştır.

Dairesel bir meydanın ortasında yükselen ve bir meydan çeşmesi gibi tasarlanan anıtın iki yüzündeki bronz figürler, geleneksel mimariden esinlenerek oluşturulmuş kemerli taş bir kaide içerisinde yer alırlar. 11 metre yüksekliğindeki anıtın kaidesinde pembe Trentino-Alto Adige/Südtirol ve yeşil Suza bölgesi mermerleri kullanılmıştır.

Anıtın dar yüzleri altında birer ayna taşı ve önlerinde mermer yalaklar bulunmaktadır. Heykeltıraş bu yalaklara akacak su ile meydan çeşmelerini anımsatan bir proje oluşturmuş, ancak daha sonra ise su ögesi kullanılmamıştır.

Anıt 8 Ağustos 1928 tarihinde açılmıştır.

16 Ağustos 1928 tarihli Servet-i Fünun dergisinde Taksim Meydanı Abidesi'nin açılışı.












1988'de TaksimTarlabaşı ve Şişhane'de gerçekleşen çeşitli yıkımlar sonrasında, anıtın oturduğu dairesel taban İstiklal Caddesi'nin bir parçası haline gelmiştir. Günümüzde araç trafiğine kapalı olan alanda, ulusal günlerde yapılan törenler anıt önünde gerçekleşmektedir.

Anlamı

Cumhuriyet Anıtı'nın ayrıntılı bir görünümü

Anıtın bir yüzü Türk Kurtuluş Savaşı'nı, diğer yüzü ise Cumhuriyet Türkiye'sini temsil etmektedir. 

1928'de Talimhane Caddesi ve İstiklal Caddesi-Sıraselviler aksı üzerine yerleştirilen anıtın kuzey yüzünde Mustafa Kemal, askerlerinin önünde görülmektedir. Diğer yüzünde ise sivil giysileri ile Mustafa Kemal Atatürk yanında İsmet İnönü ve Fevzi Çakmak, askerler ve halkla birlikte betimlenerek genç Türkiye'nin kuruluşu canlandırılmaktadır. 

Ayrıca bu yüzde Atatürk'ün ardında bulunan Sovyet general Mihail Frunze ve Kliment Voroşilov'un heykelleri de Kurtuluş Savaşı sırasında Türkiye'ye yapılan Sovyet yardımına duyulan minnettarlığı simgeler.

Anıtın yan yüzlerinde birer asker heykeli, üstlerindeki madalyonlarda ise iki kadın portresi yer almaktadır.

Aynı zamanda şimdiki adıyla Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'nde de bir yarışma düzenlenir ve birinci olan kişi, tüm masrafları devlet tarafından karışlanmak üzere İtalya'ya Canonica'nın atölyesine anıtın yapımında çalışmak üzere gönderilir. 

Bu yarışmayı kazanan Sabiha Ziya, 21 yaşında bekar bir kadın olmasından dolayı bazı çevreler tarafından yurt dışına gitmesi istenmese de, dönemin Millî Eğitim bakanı Mustafa Necati'nin de desteğiyle İtalya'ya gönderilir.

Anıtın yan yüzlerinde olan kadın portrelerinin, yarışmayı kazanan maket üzerinde olmadığını, Sabiha hanımın Roma'ya gitmesinden sonra Canonica tarafından bu figürlerin eklendiğini söylemektedir.

Pietro CanonicaTaksim Meydanı'nın adının İstanbul'a suların bu meydandan taksim yapılması nedeniyle verildiğini öğrenerek anıtı bir havuz şeklinde tasarlamıştır.

Anıtın maketine göre; anıtın iki yanındaki yalaklara akan sular, anıt çevresindeki havuzda toplanacaktır. Ancak anıt havuz özelliğine sahip olamaz, çünkü Canonica ile yapılan anlaşmaya göre heykeltıraşa 6 taksit şeklinde yapılacak ödemenin son taksiti parasızlık yüzünden verilemez. Bu nedenle Cumhuriyet anıtı tamamlanmamış şekilde havuzsuz olarak kalır.


Mimarı (Kaide ve Çeşmeler): Giulio Mongeri.
Heykeltıraş (Bronz Heykeller): Pietro Canonica.

Özellikleri: Anıtın iki yanındaki mermer yalaklar ve ayna taşları, başlangıçta meydan çeşmesi olarak düşünülmüş ancak sonrasında su ögesi kullanılmamıştır.

Malzeme: Yeşil suza, kırmızı Verona mermerleri ve bronz kullanılmıştır.


Konum: Taksim Meydanı, Taksim, Beyoğlu İstanbul
Malzeme: Mermer, Bronz
Yükseklik 11 m (36 ft)

Başlangıç tarihi 1925
Tamamlanma tarihi 1928
Açılış tarihi 8 Ağustos 1928






TRT'NİN YASAKLI ŞARKILARI



TRT'NİN BAZI YASAKLI ŞARKILARI VE GEREKÇELERİ....

“Dün gece hiç tanımadığım bir erkeğe
/Sırf sana benziyor diye /Usulca sokulup ‘merhaba’ dedim
Leman Sam
Yayınlanmama gerekçesi: Türk kadını, hiç tanımadığı bir erkeğe selam veremez.

“Ada sahillerinde bekliyorum”
Gerekçesi: Menderes ve DP’lilerin yargılandığı Yassıada’yı akla getiriyor.

“Doldur be meyhaneci"
Adnan Şenses
Gerekçesi: Halkı içkiye sevk ediyor.

“… Söz dinlemez ormancı / Çekmiş kafayı / Aman ormancı”
Gerekçesi: Ormancıların devlet memurları olmaları nedeniyle, devlete yergi ve sitem yapılıyor.

Barış Manço’nun 4 şarkısı için yapılan denetimde ise, yayınlanmama gerekçeleri şöyle açıklanmış:
“Arkadaşım Eşek”
Eşek yerine “kuzu” kelimesinin daha sevimli olabileceği önerilmiş.

“Lambaya püf de”
Erotik öğeler içeriyormuş.

“Ölüm Allah’ın emri”
Parçanın girişinde çalınan, Türk Halk Müziği çalgısı zurnanın, bir pop şarkısında ne işi varmış?

“Bir bahar akşamı rastladım size” adlı Türk Sanat Müziği şarkısını, bir pop şarkıcısı söyleyemezmiş.

Aysel Gürel’in yazdığı “Gel gel sarışınım gel / Sezen Aksu”
Şarkının sözleri ahlâka aykırı imiş.

“Emrah / Cem Karaca”
Şarkı içinde geçen “ak memeler” kelimesi, tahrik edici imiş.

Özdemir Erdoğan’ın “İkinci Bahar” adlı şarkısının sözleri ahlaka aykırı bulunmuş.

Bulutsuzluk Özlemi grubuna ait “Güney’e giderken” şarkısı içinde geçen “solda güneş yükseliyordu” cümlesinde sol propagandası yaptığı iması sezilmiş.




🤗

İLGİNÇ BİLGİLER


Fareler kusamaz.
Yılanlar duyamaz.
Zürafalar yüzemez ve ses telleri yoktur.
Karıncalar uyumaz.
Kirpiler suda batmaz.
Kutup ayıları solaktır.
Sineklerin 5 gözü vardır.
Yunuslar gözleri açık uyur.
Develerin 3 kalbi vardır.
Filler zıplayamayan tek memelidir.
Istakozların kanı mavidir.
Kangurular geri yürüyemez.
Kelebekler tat alma işini ayaklarıyla yapar.
Sığırların 4 midesi vardır.
Kediler şeker tadını alamaz.
Zebralar beyaz üzerine siyah çizgilidir.
Baykuşlar, mavi rengi görebilen tek kuştur.
Timsahlar dillerini dışarı çıkaramaz.
Yetişkin bir ayı, bir at kadar hızlı koşabilir.
Bir pire, kendi boyunun 150 katı yüksekliğe zıplayabilir.
İnsanlar 300 kemikle doğar, büyüdükçe bu sayı 206’ya düşer.
Sarışınların, esmerlerden daha fazla saçı vardır.
Kadınlar, erkeklerden 2 kat fazla göz kırpar.
İnsan vücudundaki en güçlü kas dildir.
Gözler açık hapşırmak imkânsızdır.
Hapşırınca kalp de dahil tüm vücut bir an durur.
Karıncaların koku alma yeteneği köpek kadar güçlüdür.
Hamamböcekleri kafası koptuktan sonra 9 gün yaşayabilir.




 

4 MAYIS ULUSLARARASI İTFAİYECİLER GÜNÜ



Dünya İtfaiye Günü her yıl 4 Mayıs'ta kutlanır ve dünya çapında profesyonel ve gönüllü itfaiyecilere adanmış önemli bir etkinliktir. Bu gün, itfaiyecilerin zorlu ve tehlikeli çalışmalarını, özverilerini, cesaretlerini ve başkalarını kurtarmak için hayatlarını riske atma isteklerini tanımaya yöneliktir.


Bayramın Tarihi

Dünya İtfaiye Günü, 1999 yılında Uluslararası İtfaiyeciler Derneği'nin kararıyla kurulmuştur. 4 Mayıs tarihi bilinçli olarak seçilmiştir. Bu tarih, 1900 yılında Avusturya'da kurulan Uluslararası İtfaiyeciler Derneği'nin kuruluşuyla ilişkilidir. O zamandan beri bu gün, itfaiyecilerin başarılarını ve mesleklerinin önemini vurgulayan yıllık bir etkinlik haline gelmiştir.


Bayramın Amacı

- Her gün başkalarının güvenliği için hayatlarını riske atan itfaiyecilerin emeklerini ve özverilerini takdir etmek.

- İtfaiyeci mesleği hakkında farkındalık yaratmak ve mesleklerinin toplum için önemini vurgulamak.

- İtfaiye hizmetleri personelini, gönüllü kurtarma ekiplerini ve hayat ve mal güvenliği konusunda çalışan herkesi desteklemek ve motive etmek.

- İtfaiyecilerin karşılaştığı zorluklara dikkat çekmek, güvenliklerini ve çalışma koşullarını iyileştirme ihtiyacını vurgulamak.


Dünya İtfaiye Günü Nasıl Kutlanır?

- Bu gün, farklı ülkelerde itfaiyeci mesleği hakkında farkındalık yaratmaya yönelik etkinlikler düzenlenir, örneğin sergiler, seminerler ve halka açık konferanslar.

- Birçok ülkede itfaiyecilerin başarılarını onurlandırmak için ödül törenleri ve resmi etkinlikler düzenlenir.

- Bazı bölgelerde, itfaiyeciler becerilerini sergiler ve vatandaşlara acil durumlarda nasıl hareket etmeleri gerektiğini öğretir, örneğin yangın söndürme veya yangın sırasında nasıl hareket edilmesi gerektiği.

- İtfaiye istasyonları, meslek, zorluklar ve önemi hakkında daha fazla bilgi edinmeleri için ziyaretçiler için açık kapı günleri düzenler.


İlginç bir Gerçek

Dünya İtfaiye Günü, itfaiyecilerin günlük işlerinde karşılaştıkları tehlikeleri hatırlatmak için de bir fırsattır. Yangınlar, patlamalar, kimyasal kazalar ve felaketler, itfaiyecilerin hayat kurtarmak ve yıkımları engellemek için karşılaştıkları birçok tehditten sadece birkaçıdır.



4 MAYIS TAVUKLARA SAYGI ULUSLARARASI GÜNÜ




Uluslararası Tavuklara Saygı Günü (International Respect for Chickens Day) her yıl 4 Mayıs'ta kutlanmaktadır. Bu gün, endüstriyel hayvancılıkta tavukların ve civcivlerin durumuna dikkat çekmeyi ve bu kuşlara insancıl bir muamele yapılması gerektiğini vurgulamayı amaçlamaktadır.

Kim düzenliyor?

Bu gün, kuşların haklarını savunan ve onların refahı hakkında farkındalık yaratan United Poultry Concerns (UPC) organizasyonu tarafından kurulmuştur.

Kutlamanın hedefleri

Kutlamanın amacı şunlardır:

- Endüstriyel tavuk çiftliklerindeki tavukların yaşam koşulları hakkında farkındalık yaratmak

- Hayvanlara etik ve insancıl muamelenin teşvik edilmesi

- Vejetaryen ve vegan yaşam tarzlarının yaygınlaştırılması

- Tavukların hassas ve sosyal varlıklar olarak tanınması

Bu gün nasıl kutlanır?

Organizasyonlar ve bireysel aktivistler çeşitli etkinlikler düzenler:

- Eğitim kampanyaları ve seminerler

- Sosyal medyada bilgi yayma

- Tavukları savunmak için eylemler ve flash mob'lar

- Vegan mutfak etkinlikleri

- Tarım hayvanlarının yaşamını anlatan belgesellerin gösterimi

Neden tavuklar?

Tavuklar, gıda endüstrisinin "görünmeyen kurbanları" haline gelirler. Milyonlarca bu kuş, dar kafeslerde tutulur ve kesimhanelerde öldürülür. Bu gün, onlara karşı duyarlılığın ve tutumların değiştirilmesi gerektiğini hatırlatmak için bir fırsattır.

Diğer girişimlerle bağlantısı

Bu kutlama, Dünya Hayvanlar Günü ve Meatless Monday gibi diğer hayvan hakları günleriyle bağlantılıdır ve küresel hayvan hakları hareketini destekler.




ARADIĞIM KADIN


Erkekler asla akıllı kadın sevmez...

İlk yemeğe çıkışımızda cep telefonu çaldı.
Elini çantasına attı. Kurcaladı, kurcaladı. Telefon uzun uzun çalmaya devam ediyordu.
Bir türlü bulamadı. Sonra o güzel cümle döküldü dudaklarından : Evde mi bıraktım acaba? İşte o an aradığım kadın bu dedim...

Pek çoğunuz Bruce Willes in 6. his filmini hatırlar.
'6. His filmini izledin mi?' dedim.
'Hayır ama çok övdüler' dedi.
'Bende filmin CD'si var, istersen vereyim izle, ben de çok beğendim' dedim.
'Şimdi izlersem bir şey anlamam, ilk 5 tanesini izlemem lazım önce' dedi.
Kesin bu kadınla evlenmeliyim dedim...

Evlenmeye karar verdiğim gün sorduğum 'Benden önce biriyle oldun mu?' sorusuna,
'Buraya gelmeden önce mi?' cevabını vererek içimi kuşkulara gark ettiği günlerde olmadı değil hani.

Aniden fenalaşan annesini apar topar hastanenin acil servisine kaldırdık, Ancak yarım saat sonra doktorun "Maalesef annenizi kaybettik" demesiyle Benim ki annesinin öldüğünü anlamadığı gibi topuklu ayakkabısını çıkarıp "ulan nasıl kaybedersiniz koca kadını daha demin buradaydı " deyip doktoru bir güzel dövmeye başlayınca, aha aradığım kesin bu dedim...

Geçen ramazan oruç tutmaya başladığında, sürekli bana 'Aşkım' diyen kadın gidip, yerine orucu bozulmasın diye bana 'Kanka' demeye başlayan kadın gelince ne kadar doğru kararı verdiğimi bir kez daha anladım...

Bir gün Silifke'ye gidiyoruz, önümüzde bir tır ve tırın üstünde 'Danger' yazısını okuyunca "Aşkım ne kadar aptallar var tanker yazacağına danger yazmışlar" deyip yol boyunca o yazıya, ben ona güldüm. İşte beni hep güldüren kadın nasıl evlenmeyeyim ben onunla...

En son bu gün, akşam yemeği için balık almaya gittiğimizde, kovanın içinde yüzüp çırpınan balıklara bakıp;
Bunlar taze mi? diye sordu,
Balıkçı da cevabı hemen yapıştırdı:
"Yok abla, pil takıp oynatıyoruz"
'Ya öyle mi? almayalım o zaman Nadir, bunlar bayattır' dedi.
İşte aradığım kadın.

Alıntı

DÜNYA BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ GÜNÜ

Dünya Basın Özgürlüğü Günü

Dünya Basın Özgürlüğü Günü her yıl 3 Mayıs'ta kutlanır. 1993 yılında UNESCO'nun tavsiyesiyle Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından ilan edilmiştir. Bu gün, demokratik bir toplumda özgür, bağımsız ve tarafsız basının önemini vurgular.

Günün amaçları
- Görev başında hayatını kaybeden gazetecileri anmak
- Hükümetlere ifade özgürlüğünü koruma ve saygı gösterme sorumluluklarını hatırlatmak
- Sansür, baskı veya tehdit altında olan medyaya destek olmak

Neden önemlidir?
Basın özgürlüğü demokrasinin temelidir. Onsuz şeffaflık, yolsuzlukla mücadele ve ifade özgürlüğü mümkün değildir. Gazeteciler topluma güvenilir bilgi sağlamakta kilit rol oynar.

Nasıl kutlanır?
- Uluslararası konferanslar ve forumlar
- Eğitici etkinlikler
- Basın özgürlüğü için ödüller ve takdirler
- Sansür ve medya üzerindeki baskılara dikkat çeken yayınlar



YUMURTA

 


En iyisini seçtiğinizi sanıyorsunuz...
Ama pratikte, bilgiye değil, algılarınıza dayanarak karar veriyorsunuz.
Ve bu durum sürekli yaşanıyor.
Kahverengi yumurta daha 'doğal' görünüyor.
Beyaz yumurta daha 'sıradan' görünüyor.
Sırf bu yüzden, birçok insan birinin diğerinden daha iyi olduğuna inanıyor.

Oysa gerçek şu:
Besin değeri açısından,
neredeyse tamamen aynılar.
Aynı miktarda protein
Aynı miktarda yağ
Aynı besin değeri

Asıl değişen yumurta değil...
tavuktur.
Tavuğun cinsi
ve beslenme şekli şu özellikleri etkiler:
Kabuk rengi
Sarısının tonu
Genel görünüm

Ve birçok insanı yanıltan o detay:
Yumurta sarısının daha koyu olması,
daha sağlıklı olduğu anlamına gelmez.

Bu sadece tavuğun ne tükettiğinin bir yansımasıdır.
Yani:
Basit bir şeyi karmaşıklaştırmanıza gerek yok.

Sonuç olarak,
seçiminizi tercihinize veya fiyatına göre yapabilirsiniz.

Önemli olan yumurtanın rengi değil...
bir bütün olarak beslenme düzeninizin kalitesidir.

Kaynak: Odabaşı, A. Z., Miles, R. D., Balaban, M. O., & Portier, K. M. (2007). Changes in brown eggshell color as the hen ages. Poultry Science, 86(2), 356-363.



1 MAYIS EMEK ve DAYANIŞMA GÜNÜ




1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü, işçilerin birlik, dayanışma ve hak mücadelesini simgeleyen, dünya çapında kutlanan resmi bir tatildir. Türkiye'de 2009'dan beri resmî tatil sayılan bu özel gün, işçi sınıfının haklarını (özellikle 8 saatlik iş günü) arayışının bir sonucu olarak doğmuştur.

 

1 Mayıs İşçi Bayramı Hakkında Temel Bilgiler:

Tarihçe: 1886'da Amerika'da işçilerin 8 saatlik iş günü talebiyle başlattığı mücadele, zamanla küresel bir işçi bayramına dönüşmüştür.

Türkiye'de ilk kez 1923 yılında kutlanan 1 Mayıs, 12 Eylül döneminde tatil olmaktan çıkarılmış, ancak 2009'da tekrar "Emek ve Dayanışma Günü" adıyla resmî tatil ilan edilmiştir.

Her yıl sendikalar, işçi örgütleri ve çeşitli sivil toplum kuruluşları, İstanbul, Ankara ve diğer illerde belirlenen alanlarda mitingler ve yürüyüşler düzenler.

İşçi sınıfının insanca çalışma koşulları, sendikal haklar ve daha iyi bir yaşam taleplerini dile getirdiği, dayanışmayı artırdığı bir gündür.

 

1 Mayıs, emeğin en yüce değer olduğunu hatırlatan önemli bir dayanışma günüdür.

1 Mayıs İşçi ve Emekçiler Bayramı, işçi ve emekçiler tarafından dünya çapında kutlanan, birlik, dayanışma ve haksızlıklarla mücadele günü. Dünya üzerindeki pek çok ülkede, resmî tatil olarak kabul edilmektedir.

 

Tarihçe

İlk kez 1856'da Avustralya'nın Melbourne kentinde taş ve inşaat işçileri, günde sekiz saatlik iş günü için Melbourne Üniversitesi'nden Parlamento Evi'ne kadar bir yürüyüş düzenlediler.

 

1 Mayıs 1886'da Amerika İşçi Sendikaları Konfederasyonu önderliğinde işçiler günde 12 saat, haftada 6 gün olan çalışma takvimine karşı, günlük 8 saatlik çalışma talebiyle iş bıraktılar. Chicago'da yapılan gösterilere yarım milyon işçi katıldı.

Louisville'de 6 binden fazla siyah ve beyaz işçi birlikte yürüdü. O dönemde Louisville'deki parklar, siyahlara kapalıydı. İşçiler, sokaklarda yürüdükten sonra hep birlikte Ulusal Park'a girdi. Her eyalet ve kentte, siyah ve beyaz işçilerin birlikte yaptığı gösteriler, gazeteler tarafından 'Böylece önyargı duvarı yıkılmış oldu' şeklinde yorumlanmıştı. Bu gösteriler 1 Mayıs'ı izleyen günlerde tüm harareti ile devam etti ve 4 Mayıs'ta kanlı Haymarket Olayına yol açtı. Uygulanan yasal baskılarla bu gösterinin tekrarlanması engellendi. 14-21 Temmuz 1889'da toplanan İkinci Enternasyonal'de Fransız bir işçi temsilcisinin önerisiyle 1 Mayıs gününün tüm dünyada "Birlik, mücadele ve dayanışma günü" olarak kutlanmasına karar verildi. Böylece ikinci gösteri 1890 yılında yapılabildi.

 

Zamanla 8 saatlik iş günü birçok ülkede resmen kabul edildi. 1 Mayıs böylece işçilerin birlik ve dayanışmasını yansıtan bir bayram niteliğini kazandı. Günümüzde sosyalist ülkelerde (Çin, Kuzey Kore, Vietnam, Laos, Küba, Venezuela, Nepal, Bolivya) ve daha birçok ülkede tatil günü olan 1 Mayıs'ı işçiler büyük kitle gösterileriyle kutlar; bazı ülkelerde 1 Mayıs siyasal bir eylem biçimini de alır.