Develer tellal, pireler berber iken, Samsun cigarasının içinden odun çıktığı günlerde… İstanbul’la Ankara arasında “alo!” diyebilmek için santrala yazdırıp altı saat beklediğimiz, cep telefonunun sadece Kaptan Kirk tarafından kullanıldığı, sokaklarda ayı oynatıldığı, kalantorların Murat 124’e bindiği, Anadol’un kaportasının inekler tarafından yenildiği rivayetlerine inanılan, salça sürülmüş ekmek dilimi dönemlerinde…
UNUTULANLAR
POMPEİ
Çoğu insan, 79 yılında İtalya'daki Vezüv Yanardağı’nın patlamasında ölen kurbanların taş kesildiğini ya da mucizevi bir biçimde korunduğunu sanıyor. Ama gerçek çok daha ilginç ve çok daha ürkütücü.
ULUSLARARASI JİNEKOLOJİK SAĞLIK GÜNÜ
İZMİR'İN KURTULUŞU
İzmir'in Kurtuluşu, 26 Ağustos'ta başlayan Büyük Taarruz harekâtı sonucu Türk ordusunun Yunan işgali altındaki İzmir'e 9 Eylül 1922'de girmesini belirten tarih terimidir.
Mudanya Ateşkes Antlaşması ve sonrasında Lozan Barış Antlaşması'na uzanan süreci başlatması dolayısıyla Millî Mücadele'nin sona ererek Türk milletinin kurtuluşu ve bağımsızlığını elde edişinin simgesi olmuş çok önemli bir tarihi olaydır.

Arka plan
İzmir'in, 15 Mayıs 1919 yılında Yunan güçleri tarafından işgal edilmesi, Anadolu'da Millî Mücadele'nin başlamasında önemli bir aşama olarak kabul edilir. O tarihe kadar Anadolu'da işgallere karşı dağınık olan düşünce ve örgütlenme biçimleri mevcuttu. İzmir’in işgali, Anadolu insanın direniş ve karşı koyuş düşüncesini körüklemiş, İstanbul'da başlayan işgali protesto mitingleri Anadolu'nun en ücra köşelerine kadar yayılmış, Damat Ferit Hükûmeti'nin düşmesine sebep olmuştu. Artık İzmir, Anadolu harekâtı için temel sembollerden biri haline getirilmişti ve İzmir'in işgaline karşı protesto mitingleri, her yıl işgalin yıl dönümlerinde, Anadolu'nun çeşitli kent ve kasaba merkezlerinde tekrarlanmakta; konu sürekli gündemde tutulmaktaydı. Birinci İnönü, İkinci İnönü, Aslıhanlar-Dumlupınar ve Sakarya Meydan Muharebelerinde Millî Mücadele'nin kazanılmasında önemli adımlar atılmıştı.
Tarihçe
Türk ordusu tarafından 26 Ağustos 1922'de başlatılan Büyük Taarruz, Kurtuluş Savaşı'nın son safhası idi. Kesin sonuç beş gün içinde elde edildi. Çalköy'de bulunan Başkomutan Mustafa Kemal Paşa 30 Ağustos'ta ordulara bir bildiri yayımlayarak tarihî "Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri!” emrini verdi.
Taarruz emri ile birlikte İzmir yönüne doğru ilerleyişe geçen Türk ordusu birliklerinin en önünde Fahrettin Altay Paşa komutasındaki 5. Süvari Kolordusu bulunuyordu. Kolordunun üç öncü süvari tümeni (1., 2. ve 14. tümenler) birbiri ile yarış halinde farklı kollardan İzmir'e doğru ilerledi. Şehre ulaşan ilk birlikler 9 Eylül sabahı Kadifekale, Sarıkışla, Karşıyaka, Paket Postanesi' ve Hükûmet Konağı'nda göndere Türk bayrağını çekip İzmir'in kurtuluşunu ilan etmiştir.
Süvarilerin şehre girişi ve İzmir gönderlerine Türk bayrağı çekilmesi

- Kadifekale burçlarına Türk bayrağı dikilmesi
Ayrı tümenlere bağlı Türk süvari birlikleri birbiriyle yarış halinde ilerleyerek Kadifekale'ye vardı ve Kadifekale burçlarına birlikte bayrak dikti. Kadifekale'de Türk bayrağını göndere çeken subaylar, Mürsel Paşa komutasındaki 1. Süvari Fırkası öncü birliklerinden Teğmen Celil Bey, Kafkas Tümeni Süvari Bölüğü'nden Teğmen Besim Bey ile 2. Süvari Fırkası 4. Alay komutanı Binbaşı Ali Reşat Bey'dir.
- Karşıyaka'da göndere Türk bayrağı çekilmesi
Kurmay Yarbay Suphi komutasındaki 14. Süvari Fırkası, İzmir'e kuzeyden sarkarak, Menemen ve Karşıyaka'ya ulaşıp bayrak çekti. Kadın savaşçı Kara Fatma, bu öncü birlikler içinde Çiğli'ye ilk giren süvariler arasında yer aldı.
- Sarı Kışla ve Paket Postanesi'ne Türk bayrağı çekilmesi
1. Tümene bağlı bir grup süvari, sabah çok erken saatlerde Yüzbaşı Zeki Bey komutasında Konak'a vararak Sarı Kışla'ya, yine 1. Süvari Fırkası'ndan Üsteğmen Selahattin ise Paket Postanesi’ne Türk bayrağını çekti.
- İzmir Hükûmet Konağı'na Türk bayrağı çekilmesi
2. Tümen 4. Alay Komutan Muavini Yüzbaşı Şerafettin yönetiminde iki bölük de Bornova'dan Konak istikametinde ilerleyişini sürdürmüştü. Şerafettin Bey komutasında yaya olarak en önde giden sekiz er, Bornova'dan Halkapınar'a ilerleyişi sırasında Punta'daki Tuzakoğlu fabrikasına yaklaştıkları sırada fabrika pencerelerinden ani bir ateşe uğradı. Bu olayda 4 asker hayatını kaybetti ve hemen orada defnedildiler.Olayda can veren askerlerin isimleri şöyledir: Akşehirli Bekiroğlu Mehmet, Antalyalı Ömer oğlu Hakkı (Sarıarslan), Nevşehirli Ahmet oğlu Seyit Mehmet ve Nevşehirli Ahmet oğlu Ahmet.
Yüzbaşı Şerafettin ve yanındaki birkaç kişi, Kordonboyu'ndan Pasaport İskelesi'ne geldiğinde bir Rum tarafından atılan el bombası ile hafif yaralandı. Şerafettin Bey, yaralı haliyle ilerlemeye devam ederek saat 10.30’da vilayet konağına geldi.
Bu arada 4. alay 2. takım komutanı Teğmen Ali Rıza konağa ulaşıp Yunan bayrağını indirmiş, kendisine bir kadının verdiği el yapımı Türk bayrağını göndere çekmişti. Yüzbaşı Şerafettin'in konağa ulaşıp yanında Teğmen Ali Rıza (Akıncı), Teğmen Hamdi (Yurteri) ve Diyarbakırlı Çavuş Mehmet Raşit ile birlikte alay bayrağını göndere çekmesi ile İzmir'in işgalden kurtuluşu ilan edilmiş oldu.
Mustafa Kemal, Fevzi ve İsmet Paşaların İzmir'e gelişi

Birinci Süvari Tümeni Komutanı Mürsel Paşa bir Fransız harp gemisi telsizi vasıtasıyla, İzmir’e girildiğini Ankara’ya bildirdi. Belkahve'den tarihi günü izleyen Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, yanında Fevzi ve İsmet Paşalar olduğu halde, 10 Eylül sabahı İzmir'e girdi ve Fahrettin Paşa ile buluşarak doğruca Hükûmet Konağı'na gitti. Konağın balkonundan, başarıyı millete mal eden kısa bir konuşma yaptı.
Takip Harekâtı
Mustafa Kemal Paşa'nın ordulara 1 Eylül'de verdiği tarihi emirle başlayan ve 18 Eylül 1922 tarihine kadar yapılan "Takip Harekâtı" ile bütün Batı Anadolu'daki Yunan askerleri, Türk sınırları dışına çıkarılmıştır. Takip Harekâtı'nın başarı ile sonuçlanması sayesinde İzmit bölgesinden İstanbul Boğazı'na, Balıkesir bölgesinden Çanakkale Boğazı'na kadar Türk ordusu için hayati önem taşıyan diğer stratejik hedefler de İtilaf Devletlerinin işgalinden, olaysız olarak ve barış yoluyla kurtarılmıştır.
Türk ordusunun kazandığı bu zafer, Mudanya Ateşkes Antlaşması'na giden süreci başlatmış; Türkiye, Mudanya Ateşkes Antlaşması'ndan sonra 24 Temmuz 1923'te Lozan Barış Antlaşması'nı imzalayarak bağımsızlığını kazanmıştır.
S.O.S
S.O.S 'İN ANLAMINI BİLİYOR MUSUNUZ? YADA ÇOĞUMUZ YANLIŞ BİLİYOR...
İLLEGAL BİLİM
İLLEGAL BİLİM İNSANI...
CAM TAVAN
'Bilim adamları pirelerin farklı yükseklikte zıplayabildiklerini görürler.
GÖBEKLİTEPE
Arkeolog Klaus Schmidt, insanlık tarihinin yeniden yazılacağı Göbeklitepe’ye son kez bakarken.
CHRİS & NORMA
2013 yılında, Amerikalı aktör ve şarkıcı Chris Salvatore, 31
yaşındayken West Hollywood bölgesindeki yeni dairesine taşındı. Orada, 89
yaşında olan yaşlı komşusu Norma Cook ile tanıştı. Norma yalnız yaşıyordu ve
ileri evrede lösemi hastalığıyla mücadele ediyordu.
Yaş farkları çok büyük olmasına rağmen, aralarında özel bir
dostluk doğdu. Chris sık sık onu ziyaret ediyor, yemek hazırlıyor, onun
hikâyelerini dinliyor ve kendi hayatından kesitler paylaşıyordu. Ancak
Norma’nın durumu kötüleştikçe, Chris onun artık tek başına yaşayamayacağını
anladı. Bunun üzerine tıbbi masraflarını karşılamak için bir bağış kampanyası
başlattı ve Norma’yı kendi evine davet ederek günlük yaşamında ona bakmaya
başladı.
İlişkileri kısa sürede sıradan bir komşuluğun ötesine geçti
ve gerçek bir aile bağına dönüştü. Norma onu “her zaman hayalini kurduğu torun”
olarak tanımlarken, Chris de onu “hiç sahip olmadığı büyükanne” olarak
görüyordu. Birlikte geçen aylarda paylaştıkları yemekler, kahkahalar, güncel
olaylar üzerine sohbetler ve basit ama derin yaşam anları, ilişkilerini daha da
anlamlı kıldı.
15 Şubat 2017’de Norma, Chris’in yanında huzur içinde hayata
veda etti. O, Norma’nın son anlarına kadar yanında olup ona sevgi ve teselli
sundu.
Chris ve Norma’nın hikâyesi, dünyanın dört bir yanında
binlerce insana ilham verdi ve merhamet ile insanlığın sembolü hâline geldi. Bu
hikâye, gerçek bağların ne yaş ne de zorluk tanımadığını hatırlattı. Hatta Our
Neighbor Norma (Komşumuz Norma) isimli bir çocuk kitabına da konu oldu. Böylece
onların dostluk mirası, iyiliğin – goodness’in – başkalarının hayatını
değiştirme gücüne sahip olduğunu sonsuza dek göstermeye devam edecekti.
KONFÜÇYÜS
Çinli filozof, Konfüçyüs’ten
nasihatler:
01. “Bir kelime kararını, bir duygu hayatını, bir insan seni
değiştirebilir…”
02. Gösteriş, bir insanın kültürel zayıflığını yansıtma
halidir.
03. Denginiz olmayan arkadaşlar edinmeyin.
04. Arsız güçlü olunca, haklıyı suçlu çıkarır.
05. Kötü düşünen kötüdür!
06. Devlet gemiye, halk da suya benzer. Gemiyi taşıyan
sudur; ama gemiyi batıran da sudur.
07. Güneşin sana ulaşmasını istiyorsan gölgeden çık.
08. Konfüçyüs’e göre üç tehlike:
Akıllı
insanların duygusuz oluşu.
Duygulu
insanların etkisiz oluşu.
Etkili
insanların akılsız oluşu.
09. Bir işi bilen yapar, az bilen akıl verir, bilmeyen
eleştirir, yapamayan çamur atar.
10. Seveceğin bir iş seçersen, yaşamında bir gün bile
çalışmış olmazsın.
11. Ya bir yol bul ya bir yol aç, ya da yoldan çekil.
12. Çok kişiyle konuş. Az kişiyle düşün. Tek başına karar
ver.
13. Güzel düşünceler üzerine yoğunlaştıkça önce hayatınız ve
en sonunda da dünyanız güzelleşecektir.
14. Kusurlu bir elmas, kusursuz bir çakıl taşından daha
iyidir.
15. Elmas nasıl yontulmadan kusursuz olmazsa; insan da acı
çekmeden olgunlaşmaz.
16. Bir yerde küçük adamların büyük gölgeleri görünüyorsa,
orada güneş batıyor demektir.
17. Büyük insan üç değişik süreçten geçer. Uzaktan
bakıldığında sert görünür, yaklaştığınızda sıcakkanlıdır. Konuşmaya
başladığında ise kararlıdır.
18. İyi insanlar daima kaybederler, çünkü adil dövüşürler,
İyi
insanlar daima kaybederler, çünkü dürüsttürler,
İyi
insanlar daima kaybederler, çünkü kazanmayı önemsemezler.
19. Öğrenip düşünmeyen insan bir kayıptır. Düşünüp
öğrenmeyen insan ise büyük tehlike.
20. Bilenle tartışabilirsin, bilmeyenle tartışabilirsin. Ama
bildiğini sananla tartışmak ahmaklıktır.
21. Keşke insanlar güzelliğe düşkün oldukları kadar
dürüstlüğe düşkün olsa.
22. Sizi iki defadan fazla üzen birine güvenmeyin. İlk
seferinde bu sizin için bir uyarıdır. İkincisi ise bir derstir ve bundan daha
fazlası saygısızlıktır. Size gerçekten değer veren insanları ayırt edin.
23. Yalan söyleyenler, doğru söyleyenlere inanmazlar.
24. Zayıf insanlar intikam alır, güçlü insanlar affeder,
zeki insanlar ise umursamazlar.
25. İyi insan, güzel söz söyleyen değil, söylediğini yapan
ve yapabileceklerini söyleyen insandır.
26. Uzun bir yolculuk tek bir adımla başlar.
27. İyi niyetli insanlar yalana çabuk kanarlar; fakat boşa
giden iyi niyeti asla unutmazlar.
28. Bana balık verme, balık tutmayı öğret.
29. Sevdiğin işi yap, hayatın boyunca çalışmak zorunda
kalma.
30. Hiç kimse başarı merdivenlerini elleri cebinde
tırmanmamıştır.
31. Konuşmaya değer insanlarla konuşmazsan insanları,
konuşmaya değmez insanlarla konuşursan kelimeleri yitirirsin. Sen öyle biri ol
ki ne insanları ne de kelimeleri yitir.
32. Yüksek insanlar adalet için, alçak insanlar ise menfaati
için çaba gösterir.
33. Bir gün, Konfüçyüs’ü görenler ona sormuş,
"Bu
kadar kitap okumuşsun, ne anladın, neyi bildin?"
Konfüçyüs
istifini bozmadan cevaplamış:
"Ne
kadar cahil olduğumu."
34. İnsanların umutlarıyla oynamayın, belki tek sahip
oldukları şey odur.
35. Eş seçmek, kitap seçmeye benzer; iyi tasarlanmış bir
kapak ve cilt ilginizi çekebilir ama içeriği sağlam olmadıkça, sonunu getirmek
zordur.
36. İyi idare edilen bir ülkede yoksulluk utanılacak bir
şeydir.
37. Kötü yönetilen
bir ülkede zenginlik utanılacak bir şeydir
38. Onurlu insanın üzerine titrediği şey karakteridir,
bayağı insanın ise makam ve mevki.
39. Küçükler ot gibidir, büyükler ise rüzgâr: Rüzgâr ne yöne
eserse, otlar o yöne eğilir.




