3. Kitabım "Aşkpedia" E-Kitap ve Sesli Kitap olarak yayımlandı. Çok yakında basılı kitap olarak da yayımlanacak!



AMAZON VE NİL

 


Amazon ve Nil Nehirleri
Amazon ve Nil nehirleri, dünyanın en önemli iki nehri olup, her biri bulundukları bölgeler için benzersiz özelliklere sahiptir. Bu nehirler; biyolojik çeşitlilik, ekonomi ve insanlık tarihi açısından hayati bir rol oynar.

Amazon Nehri
Amazon Nehri, Güney Amerika’da yer alır ve Peru, Kolombiya ile Brezilya’dan geçer. Dünyanın en yüksek su debisine sahip nehridir ve yaklaşık 209.000 m³/s akışa sahiptir. Havzası Güney Amerika’nın %40’ından fazlasını kapsar ve dünya üzerindeki nehirlerin taşıdığı tatlı suyun yaklaşık %20’sini tek başına sağlar.
Tropikal yağmur ormanlarının içinden geçen Amazon; pembe yunuslar, piranalar, anakondalar ve binlerce balık türüne ev sahipliği yapar. Ayrıca bölge halkı için ulaşım, balıkçılık ve ekoturizm açısından vazgeçilmez bir yaşam kaynağıdır.

Nil Nehri
Nil Nehri, Kuzeydoğu Afrika’da yer alır ve Uganda, Sudan ile Mısır’dan geçer. Debisi Amazon’a göre daha düşük olsa da (yaklaşık 2.830 m³/s), özellikle çöl bölgelerinde yaşamın devamını sağlayan ana su kaynağıdır.

Nil’in suları; tarım, içme suyu ve hidroelektrik üretimi için hayati öneme sahiptir. Binlerce yıl boyunca düzenli taşkınlar sayesinde tarım alanları verimli hale gelmiş, bu durum Antik Mısır’da yerleşik yaşamın, mimarinin ve devlet yapısının gelişmesini mümkün kılmıştır. Günümüzde de Nil, milyonlarca insanın gıda ve su güvenliğini doğrudan etkilemektedir.

İki Nehir, İki Hayati Rol
Amazon, dünyanın en büyük tatlı su ekosistemlerinden birini besleyerek küresel iklim dengesine katkı sağlarken; Nil Nehri, Afrika’da medeniyetin doğuşunu mümkün kılan ve hâlâ yaşamı ayakta tutan stratejik bir nehir olmaya devam etmektedir.

Kaynaklar:
• National Geographic – Amazon & Nile Rivers
• Britannica – Amazon River Basin
• UNESCO – Nile Valley Civilization
• World Wildlife Fund (WWF) – Freshwater Ecosystems

İLBER ORTAYLI



* Ey Müslümanlar, bakın İlber Ortaylı hoca ne güzel tespitler yapmış, okuyun, üzülmezseniz mutlak utanacaksınız.

* Paha biçilmez bu bilgiyi satın alamaya alamayız da, hiç olmazsa gelin üşenmeden bir kere olsun okuyalım.
* Muhteşem bir yazı *AKIL*

İLBER ORTAYLI
* Tanrı'nın insana gönderdiği en kutsal şey kitaplar değildir...*
* Akıldır...*
* Uygar dünyayı yöneten *demokrasi* kutsal kitaplarda yoktu...
* Sınıfların eşitliği,
* Köleliğin kaldırılması,
* Bedenin dokunulmazlığı,
* Kadın hakları,
* İnsan hakları,
* Laiklik,
* Evrensel hukuk...
* Kullandığımız takvimler,
* Organ nakilleri,
* Radyo dalgaları,
* Antibiyotikler,
* Bilgisayarlar...
* Bunların hiçbirisi kutsal kitaplarla gelmedi...*
* Akılla geldi...*
* Tanrı'nın insana verdiği en mübarek şey:
* AKIL* ...
* Onu sana veren, onu işlet diye verdi ya...*
* Fakat şu haline bak...
* Dünyanın en bereketli topraklarının üzerinde yarı tok, yarı açsın...
* Ve dünyanın en katmer-katmer kültürü üzerinde üretimden, teknolojiden, sanattan, bilgi zenginliklerinden yoksun...
* Üzerindeki ceketin modelinden...
* Ayağındaki pabucun astarından...
* Gözündeki gözlüğün çerçevesinden...
* Bindiğin arabadan...
* Bereket beklediğin traktöründen,
* Ununu veren değirmenine kadar...
* Bir teki olsun senin icadın değil...*
* Aklını kullananların eseri...*
* Şeker şurubundan *sahte bal,* patatesten *sahte tereyağı* yaptın da dünya kimyacılarını şaşırttın mı?!!!
* Ama bir ağrı kesici yapamadın...*
* Canın mı sıkıldı bu işlere, *al bir Alman hapı...*
* Ve daya sırtını *Rus doğalgazlı peteğe*, geçer...
* En çok beslenme eksikliğinden çocuğun öldüğü...
* En çok işçinin çalışırken yaşamını yitirdiği...
* En çok annenin doğumda can verdiği...
* En çok kadının bıçaklandığı...
* En çok gencin intihar ettiği ülkenin bireyisin.
* Neden?*
* Dört yanın ateş...
* Kurşunlar vızır vızır...
* Kan gölü içindesin...
* Çocuklarını alıyorlar elinden...
* Ama aklın ermiyor...
* Çünkü aklın erdiğinden beri aklını masallarla hurafelerle doldurmuşlar*
* Ne diyeyim...Aç gözünü artık...*
* Yol ver GERÇEK YARATICI'NIN verdiği *AKLA*
* Şu yobazların, menfaatperestlerin, güç ve para peşinde olanların peşine artık takılma;
* Bin senedir geldiğin yeri artık gör...
* Niye evde öyle söylenip durduğunu biliyor musun?..*
* Çünkü aklın dahi senden şikâyetçi.
* Şu 57 tane İslam ülkesine bak!*
* Hangisi mutlu huzurlu,
* Hangisi aklını kullanıp insanlık hizmetine sunulacak ne yapmış,
* Ne icat etmiş,
* Hepsi başkasının eline bakan, onun icatlarını bekleyen,
* Ondan yardım bekleyen durumundasın.
* Hani gâvur icadıydı.
* Hani gâvur icadı kullanmak günahtı.
* Düşün ve Aklını kullan...*
* *“12 bin dolar maaşla yabancı dil bilmeyen Basın ataşesi atadılar!*
* *6 bin dolara da Basın Ataşesine tercüman tuttular!*
* *Tercümanın eşini de 8 bin dolar maaşla din ataşesi yaptılar. *
* Afrika'da bile bulamazsın bu sersemliği!*
*İlber Ortaylı*

(Alıntıdır.)

***

İlber Ortaylı (d. 21 Mayıs 1947, Bregenz), Türk tarihçiakademisyen ve yazarTürk Tarih Kurumu şeref üyesidir. Ortaylı, Uluslararası Osmanlı Etütleri Komitesi yönetim kurulu üyesi ve Avrupa İranoloji Cemiyeti ve Avusturya-Türk Bilimler Forumu üyesidir.

Kafkasyalı Karaçay asıllı annesi Kırım’ın önde gelen asilzade ailelerinden Karaşay ve Çarlar'ın prenslik verdiği ve Kırım mirzalarından olan Şirinski ailesinden ve Stalingrad'da Rus Dili ve Edebiyatı okumuş olan Şefika Ortaylı (1918-2020), babası ise Kırım doğumlu, Türkçeye Kırım tarihi ve Tatarlar üzerine eserler ve makaleler çevirmiş bir uçak mühendisi olan Kemal Ortaylı'dır. Annesi Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Rus Dili ve Edebiyatı Bölümünde yıllarca hocalık yapmıştır. Ortaylı, Türkçe, Almanca ve Rusçanın konuşulduğu ev ortamında büyümüştür.

13 Mart 2026 da 79 yaşında vefat etmiştir.

ÜZENGİ KEMİĞİ




İnsan vücudundaki en küçük kemik, orta kulağın derinliklerinde yer alan ve şekli nedeniyle üzengi (stapes) olarak adlandırılan yapıdır.

Bir pirinç tanesinden bile daha küçük olan bu kemiğin boyu yaklaşık 2,5 ila 3 milimetredir. Bu mikroskobik boyutuna rağmen üzengi kemiği, işitme sürecinin vazgeçilmez bir halkasını oluşturur. Temel görevi, kulak zarından gelen ses titreşimlerini diğer iki kemikçik (çekiç ve örs) aracılığıyla devralıp iç kulağa iletmektir.

Üzengi kemiği, mekanik bir kaldıraç gibi çalışarak hava ortamındaki ses titreşimlerini güçlendirir ve iç kulaktaki kohlea (salyangoz) içerisinde bulunan sıvıyı harekete geçirecek basıncı oluşturur. Bu hassas iletim süreci sayesinde ses dalgaları, beynimizin algılayabileceği sinir sinyallerine dönüştürülebilir. Eğer üzengi kemiği işlevini yitirirse, dış dünyadan gelen ses dalgaları iç kulağa ulaşamaz ve bu durum ciddi işitme kayıplarına yol açar. Modern tıp, bu kadar küçük bir yapının dahi bozulması durumunda "stapedektomi" adı verilen mikro cerrahi yöntemlerle bu kemiği protezlerle değiştirerek işitmeyi geri kazandırabilmektedir.
Kaynak:
Standring, S. (2020). Gray's Anatomy: The Anatomical Basis of
Clinical Practice (42nd ed.). Elsevier.

***


ERCAN KESAL

 


Ayni zamanda usta bir oyuncu olan, değerli sanatçımız Dr. Ercan Kesal'ın 'Peri Gazozu' adlı kitabında yer alan bir anısını paylaşmak istiyorum.
23 yaşında genç bir hekimsiniz. Anadolu'nun ortasında, bozkırın tüm hüznü ve yakıcılığıyla sarıp sarmaladığı bir kasabaya tayininiz çıkar.
Elinizde titrek reçetelerle ortalık yerde kalakalırsınız. Uzayda kaybolmuş gibisinizdir.
Sağlık ocağındaki beşinci ya da altıncı ayınızı bitirdiğiniz bir günün sabahı, 'ölü defin raporunu' yazmanız için cenaze sahibi bir adam gelir.
Kasabanın epeyce dışında, yoksul bir mahalleye yürüyerek gidersiniz. Ailenin ne arabası ne de taksiye verecek parası vardır.
İnanılmaz bir yoksulluğun ortasında, sessizce bekleyen insanların arasından, bir odanın köşesindeki sedirde yatan ölü çocuğun yanına varırsınız.
Çocuğun yüzü size çok tanıdık gelir. Bir ara gözünüz, sedirin yanındaki komodinin üzerinde duran şişeye ve altındaki reçeteye takılır.
Kendi yazınızı hemen tanırsınız. Reçetenin üzerinde yarısı içilmiş öksürük şurubu... Tamam.
Bu, geçen hafta muayene ettiğiniz zatürreli çocuk. Epeyce bir antibiyotik de yazmıştınız ama onlar nerede?
Antibiyotikler işe yaramadı mı acaba?
Defin raporunu yazmak için kapının girişindeki çekyatta otururken babaya yavaşça sorarsınız:
İlaçların hepsini kullandınız değil mi?
Baba önce duraksar, sonra özür diler gibi konuşur:
Biraz durumumuz yoktu Doktor Bey. Öksürük şurubunu alalım da iğneleri sonra yaptırırız dedik.
İşte o günden sonra yazdığınız her reçete elinize yapışır. Özellikle çocuk hastaların reçeteleri. Geceleri sıkıntıyla uyanır, gündüz yazdığınız reçeteleri bir kez daha geçirirsiniz zihninizden.
Yazdığınız ilaçları alıp almayacaklarını, nasıl alacaklarını sormadan artık hastayı gönderemezsiniz.
Artık hayatınızda hiçbir şey eskisi gibi olmaz.

Ercan Kesal

ATASÖZLERİ

DÜNYA ATASÖZLERİNDEN SEÇMELER

01- İnsanlar yaşadıkça ihtiyarladıklarını sanırlar, halbuki yaşamadıkça ihtiyarlarlar. Malezya

02- Ne kadar az yüksekten uçarsan, düştüğün zaman o kadar az incinirsin. Tibet

03- Evlenmeden evvel gözlerinizi dört açın, evlendikten sonra yarı yarıya kapayın. Portekiz

04- Gülün dikenli yarattığına hayret edeceğiniz yerde, dikenler arasında gül yarattığına hayret edin. Arabistan

05- Başkalarını azarlar gibi kendini azarla, kendini affeder gibi başkalarını affet. Çin

06- Biri sizi bir kez aldatırsa suç onundur, iki kez aldatırsa suç sizindir. Romanya

HALLUKS VALGUS

 


Ayak başparmağınızın kökünde oluşan o ağrılı çıkıntıyı fark ettiniz mi? Tıbbi adıyla Halluks Valgus, halk arasında ise “Bunion” olarak bilinen bu durum, sadece estetik bir sorun değil; aynı zamanda önemli bir ayak sağlığı problemidir.
Halluks Valgus Nedir?
Bu durum sadece “fazla kemik oluşumu” değildir. Ayak başparmağının diğer parmaklara doğru eğilmesi ve eklemin dışa doğru kaymasıyla oluşan bir hizalama bozukluğudur.
Neden Oluşur?
Genellikle tek bir nedenden değil, birkaç faktörün birleşiminden kaynaklanır:
• Genetik: Ayak yapınız ve basış şekliniz bu duruma yatkın olabilir.
• Dar ve Topuklu Ayakkabılar: Sivri burunlu ya da yüksek topuklu ayakkabılar süreci hızlandırır.
• Artrit: Özellikle romatoid artrit gibi eklem hastalıkları yapıyı bozabilir.
Belirtiler Nelerdir?
• Başparmak kökünde sert ve belirgin şişlik
• Eklem çevresinde ağrı, kızarıklık ve hassasiyet
• Parmaklar arasında sürtünmeye bağlı nasır oluşumu
• Hareket kısıtlılığı ve yürümede zorluk
Tedavi Yöntemleri (Çözümler)
Çoğu zaman ameliyatsız kontrol altına alınabilir:
• Doğru Ayakkabı Seçimi: Geniş burunlu, rahat ve ortopedik ayakkabılar tercih edilmelidir.
• Bunion Pedleri: Parmak arası destekler baskıyı azaltabilir.
• Soğuk Uygulama: Uzun yürüyüşlerden sonra ağrı ve şişliği azaltır.
• Cerrahi Müdahale: Günlük yaşamı etkileyen şiddetli durumlarda doktor kontrolünde değerlendirilir.
Unutmayın:
Ayak ağrılarını erken dönemde ciddiye almak çok önemlidir. Bugün yapacağınız küçük bir ayakkabı değişikliği, gelecekte büyük sorunları önleyebilir!

AMELİYAT ÖNLÜĞÜ

 



Doktorlar Ameliyat Sırasında Neden Beyaz Değil de Yeşil veya Mavi Önlük Giyerler?


Bu yeşil önlükler ilk olarak 20. yüzyılın başlarında ortaya çıktı. Bu dönemde cerrahlar, çok masum görünen beyaz önlüklerin o kadar da masum olmadıklarını fark etmeye başladı. Beyaz önlüklerdeki sorun şuydu; doktorlar gözlerini kanın koyu kırmızı renginden meslektaşlarının beyaz önlüklerine kaydırdıklarında geçici bir körlük geçirebiliyordu. Bunu yağan karın ardından dışarı çıktığınızda gözünüzün yanması olarak düşünebilirsiniz.

Bu sorun doktorların ameliyat sırasında beyaz önlüklere çok uzun süre bakması sonucu baş ağrısı çekmeye başlamasıyla devam etti. 1914 yılında bir doktor, ameliyat sırasında gözlerin daha kolay alışacağı yeşil önlüğe geçiş yaptı. Bu geçişin ardından tüm dünyada zamanla cerrahlar yeşil veya mavi önlüklere geçiş yapmaya başladılar.

Ameliyat sırasında tamamlayıcı renkler hayat kurtarıyor.

Özellikle büyük ameliyatlara baktığımızda saatlerce sürdüğünü görürüz. Yani bir ameliyata girdiğinizde belki de 10 saat boyunca tek bir şeye odaklanarak ameliyat yapmalısınız. En ufak bir hatanın insan hayatına sebep olabileceği ameliyatlarda doktorun gözünün her zaman aynı netlikte görmesi gerekiyor. Zaten uzun süren ameliyatlarda sürekli kanla bezenmiş ameliyat bölgesindeki kırmızı tonlara bakan doktorlar, bu sebeple kırmızı rengin zıttı sayılacak yeşil tonlarını tercih ediyorlar.

Peki neden doktorlar mor ya da sarı değil de yeşil ve maviyi ana renk olarak tercih ediyorlar? Bunun da mantıklı bir açıklaması var. Işık spektrumuna baktığımızda kırmızının tam zıddının yeşil olduğu görülüyor. Yeşil rengin olması doktorların kırmızı rengi çok daha iyi bir şekilde görmesini sağlıyor. Eğer önlükler kırmızı renginde olsaydı, odak noktasındaki kırmızı tonları net görünemeyebilirdi.

Konunun özetine baktığımızda doktorların ameliyathanelerde yeşil veya mavi önlük giymelerinin sebebinin ışık spektrumuyla alakalı olduğunu görüyoruz. Kanın ve iç organlarımızın rengi olan kırmızı renginin tam zıttı olan yeşil, doktorların ameliyatta daha iyi görmelerini sağlıyor.

Derleyen: Halil Eryılmaz