3. Kitabım "Aşkpedia" E-Kitap ve Sesli Kitap olarak yayımlandı. Çok yakında basılı kitap olarak da yayımlanacak!



MEHMET EMİN YURDAKUL

 


Mehmet Emin Yurdakul (13 Mayıs 1869, İstanbul - 14 Ocak 1944, İstanbul), Türk şair ve milletvekili. "Türk Şairi", “Millî Şair” olarak anılır.

Türk Millî Edebiyat akımının öncü şairleri arasında yer almıştır. Ulusçu, halkçı görüşleri savunan şiirler yazan Yurdakul, Osmanlı Meclis-i Mebûsan III. Dönem Musul Mebusluğu ile TBMM II. Dönem Karahisar-ı Şarki (Şebinkarahisar), III. Dönem Şebinkarahisar ve IV. Dönem (Ara Seçim), V., VI. Dönem Urfa ve VII. Dönem İstanbul Milletvekilliği ile II. Dönem İrşad Encümeni Reisliği yapmıştır.

Şiir yazmaya Servet-i Fünûn'da başlayan Yurdakul bütün şiirlerinde sade bir dil ve hece ölçüsü kullandı; konularını toplum dertlerinden, sosyal-epik hayat sahnelerinden aldı; uyarıcı-öğretici şiirler yazdı. "Türk Şairi", "Millî Şair" diye anılır. 14 Ocak 1944 tarihinde İstanbul'da öldü. Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedildi.


ANADOLU

Gençliğe
Yürüyordum: Ağlıyordu ırmaklar;
Yürüyordum: Düşüyordu yapraklar;
Yürüyordum: Sararmıştı yaylalar;
Yürüyordum: Ekilmişti tarlalar.
Bir ses duydum, dönüp baktım, bir kadın:
Gözler dönük, kaşlar çatık, yüz dargın;
Derileri çatlak, bağrı kapkara,
Sağ elinin nasırında bir yara
Başında bir eski püskü peştemal
Koltuğunda bir yamalı boş çuval...
........................
-Ne o bacı?
- Ot yiyoruz, n'olacak! …
-Tarlan yok mu?
- Ne öküz var ne toprak...
Bugüne dek ırgat gibi didindim;
Çifte gittim, ekin biçtim, geçindim,
Bundan sonra...
- Kocan nerde?
- Ben dulum;
Kocam şehit, bir ninem var, bir oğlum.
- Soyun, sopun?
- Onlar dahi hep yoksul!
Ah Efendi, bize karşı İstanbul
Neden böyle bir sert, yalçın taş gibi?
Taşraların hayvanlık mı nasibi? ..
........................
Hayır hayır, bu nasibi almak için doğmadın.
Onun için doğdun ki sen kadınlığın hakkiyle
Ocağının karşısında saadete eresin,
Göğsünü kabarttıran anneliğin aşkiyle
Evladına südün gibi pak duygular veresin.
Sen bir aziz yoldaşsın:
Senin sesin hayat için dövüşmeğe koşturur;
Senin sevgin vatan için fedakarlık öğretir;
Senin yüzün insan için bir merhamet duyurur;
Senin ile insanoğlu yeryüzünü şenletir.
Lakin bizler bu hakları unuttuk;
Kadınlığı hayvanlıkla bir tuttuk;
Ninen gibi sana dahi hor baktık;
Seni dahi garip, yoksul bıraktık! ..
........................
Kinler için karaları bağlıyan,
Zevkler için zelil sefil ağlıyan.
Acı gören, cefa çeken, ezilen,
Irzdan başka her şeyini veren sen!
Sen şu güzel vatanında cehennemde gibisin;
Gözyaşınla ıslattığın kanlı toprak üstünde
Sana her yer bir çöl gibi cıvıltısız, çiçeksiz;
'Ekmek' diye ağladığın sağır bir halk önünde
Sana herkes bir kurt gibi merhametsiz yüreksiz.
Senin herbir ümidin
Ayrılıksız, yoksulluksuz bir dünyaya kalmıştır,
Oraya ki masum çiftler hıçkırıksız yaşarlar;
O melekçe sevgilerle birbirini okşarlar;
Ve burada Allah bütün dilekleri yaratır?
Ne vakte dek gençliğine hakaret,
Bu ayrılık, bu gözyaşı bu ölüm? ..
Bu sert demir, bu ağır yük. bu zulüm?
Yazık, sana ağlamıyan şiire;
Yazık, sana titremiyen vicdana;
Yazık, sana uzanmayan ellere;
Yazık, seni kurtarmıyan insana! ..
........................
Ey vatanın bağrı yanık bucağı.
Hani senin bereketli hasadın,
Yeşil yurdun, mesut çatın, şen çiftin?
Hani senin medeniyyet hayatın,
Yolun, köprün, kazman, iğnen, çekicin?
Ey Türklüğün otağı!
Ne vakte dek bu acıklı sefalet,
Bu viranlık, bu inilti, bu kaygu?
Ne vakte dek bu uğursuz cehalet.
Bu taassup, bu görenek, bu uyku?
........................
Yazık, sana ağlamıyan şiire;
Yazık, sana titremiyen vicdana,
Yazık, sana uzanmayan ellere;
Yazık, seni kurtarmıyan insana! ..

 

Mehmet Emin Yurdakul


YAHYA KEMAL BEYATLI





Yahya Kemal Beyatlı, doğum adıyla Ahmed Agâh (2 Aralık 1884, Üsküp - 1 Kasım 1958, İstanbul), Türk şair, mütefekkir, yazar, siyasetçi ve diplomattır.

Cumhuriyet dönemi Türk şiirinin en büyük temsilcilerinden biridir. Şiirleri Divan edebiyatı ile modern şiir arasında köprülük görevi üstlenmiştir. Türk edebiyat tarihi içinde Dört Aruzcu'dan biri olarak kabul edilir. Sağlığında Türk edebiyatının başaktörleri arasında kabul edilmiş ancak hiç kitap yayımlamamıştır.

Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nde milletvekilliği ve bürokratlık gibi siyasi ve idari görevler üstlenmiştir.

Yakalandığı bir çeşit bağırsak iltihabı nedeniyle tedavi için 1957'de Paris'e gitmiştir. Bir yıl sonra 1 Kasım 1958 Cumartesi günü Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi'nde vefat etti. Cenazesi Aşiyan Mezarlığı'na defnedildi.

Şair, şiirlerini mükemmel hâle getirmediği gerekçesiyle sağlığında kitaplaştırmak istememiştir. 1 Kasım 1958 tarihinde vefatı üzerine, İstanbul Fetih Cemiyeti'nin 7 Kasım 1959 günkü toplantısında Nihad Sami Banarlı'nın teklifiyle Yahya Kemal Enstitüsü kurulmasına karar verilir ve eserleri yayınlanır.


 SESSİZ GEMİ

Artık demir almak günü gelmişse zamandan,

Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.

Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;

Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.

Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,

Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.

Biçare gönüller. Ne giden son gemidir bu.

Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.

Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;

Bilmez ki, giden sevgililer dönmeyecekler.

Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden.

Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden



 

HALİL CINDIK




1955 yılında Giresun'un Görele ilçesinin Daylı köyünde doğdu...


İlk, Ortaokul ve Liseyi (Edebiyat bölümü) Görele de okuduktan sonra İşletme fakültesini (AÖF) bitirdi...

Zirai Donatım Kurumu Giresun Merkez Şef'i ve İstanbul Avrupa Yakası PTT Baş Müdürlüğünde (Büyük Postane Eğitim ve İd.İşl.Şef'i ) görevlerinde bulundu...
Otuz yıllık hizmet hitamında, 25 Temmuz 2008' de kendi isteği ile emekliye ayrıldı...

Üç tane kitap yazdı...
1. "ŞİMAL'DEKİ İZLEKTEN TUTTUĞUM İPEK YOLU" 2009 yılında yayınlandı...
( Şiir kitabı)
2. GİRESUN 42. GÖNÜLLÜ ALAYI (Bir gazinin anıları) 2011 yılında yayınlandı... (Roman türünde)
3. "GÜNEŞİN TERKİSİNDE" ( Şiir kitabı. Yayına hazır halde...)


DÜNYADA BİR GİRESUN VAR

Fındık dalı Işkın sürdü
Yine yeşerdi mor dağlar
Gözlerim hep onu gördü
Dünyada bir Giresun var

 

Suyla yazılmış kaderim
Beyaz dalgalar gönlümde
Deniz gözlü sevdam benim
Bir tek sen varsın ömrümde
Konak'ların arasında
Kayıkların sırasında
Her güzelin rüyasında
Dünyada bir Görele var

 

Suyla yazılmış kaderim
Beyaz dalgalar gönlümde
Deniz gözlü sevdam benim
Bir tek sen varsın ömrümde
Kum kulağında yalı'lar
Uzanıyor Sarp'a kadar
Kızıl kumlara olmuş yâr
Dünyada bir Bulancak var

 

Suyla yazılmış kaderim
Beyaz dalgalar gönlümde
Deniz gözlü sevdam benim
Bir tek sen varsın ömrümde
Aşkımızı sor bülbüle
Neler söyler/ her gün güle
Kucak açıyor güzele
Dünyada bir Giresun var

 

Suyla yazılmış kaderim
Beyaz dalgalar gönlümde
Deniz gözlü sevdam benim
Bir tek sen varsın ömrümde
Kum kulağında yalı'lar
Deniz suyuna olmuş yâr
Eynesil var Piraziz var
Dünyada bir Giresun var

 

Suyla yazılmış kaderim
Beyaz dalgalar gönlümde
Deniz gözlü sevdam benim
Bir tek sen varsın ömrümde
Haş dağında Ardıç kuşu
Oğul atmış kovan taşı
Beyaz ketenden kumaşı
Dünyada bir Görele var

 

Suyla yazılmış kaderim
Beyaz dalgalar gönlümde
Deniz gözlü sevdam benim
Bir tek sen varsın ömrümde
Kum kulağında yalı'lar
Deniz suyuna olmuş yâr
Tirebolu Espiye var
Dünyada bir Giresun var

 

Suyla yazılmış kaderim
Beyaz dalgalar gönlümde
Deniz gözlü sevdam benim
Bir tek sen varsın ömrümde
Gurbet hep kahır yüklüyor
Hasrete- hasret ekliyor
Sahiller seni bekliyor
Dünyada bir Giresun var

 

Suyla yazılmış kaderim
Beyaz dalgalar gönlümde
Deniz gözlü sevdam benim
Bir tek sen varsın ömrümde
Kum kulağında yalı'lar
Deniz suyuna olmuş yâr
Yağlıdere Dereli var
Dünyada bir Giresun var

 

Suyla yazılmış kaderim
Beyaz dalgalar gönlümde
Deniz gözlü sevdam benim
Bir tek sen varsın ömrümde
Kuşlar konarken Ada'ya
Deniz tutulur sevdaya
Dönüşür altın saraya
Dünyada bir Giresun var

 

Suyla yazılmış kaderim Beyaz dalgalar gönlümde
Deniz gözlü sevdam benim
Bir tek sen varsın ömrümde

 

Halil CINDIK
26 Nisan 2026