3. Kitabım "Aşkpedia" E-Kitap ve Sesli Kitap olarak yayımlandı. Çok yakında basılı kitap olarak da yayımlanacak!



NEYZEN TEVFİK




Tevfik Kolaylı (24 Mart 1879 Bodrum, Muğla - 28 Ocak 1953; İstanbul)

Bilinen adıyla Neyzen Tevfik, taşlamalarıyla tanınan Türk neyzen ve şairdir. Taşlama kitaplarının yanı sıra, çeşitli taksimler ve saz semailerinin bestecisi olarak da bilinir.

28 Ocak 1953'teki ölümünün ardından Beşiktaş'taki Sinan Paşa Camii'nde cenaze namazı kılındı. Civardaki cadde ve sokakları dolduran profesörler, memurlar ve bazı ileri gelenlerin yanında kendilerine çekidüzen vermeye çalışmış sarhoşlar ve sokak serserilerinden oluşan büyük bir kalabalığın eşliğinde Barbaros Bulvarı'ndan geçerek defnedildiği yere ulaştırıldı. Mezarı bugün Kartal Merkez Mezarlığı'ndadır.


BE HEY DÜRZÜ!

 

Ne ararsın Tanrı ile aramda

Sen kimsin ki orucumu sorarsın?

Hakikaten gözün yoksa haramda

Başı açığa neden türban sorarsın?


Rakı, şarap içiyorsam sana ne

Yoksa sana bir zararı, içerim

İkimiz de gelsek kıldan köprüye

Ben dürüstsem sarhoşken de geçerim.


Esir iken mümkün müdür ibadet

Yatıp kalkıp Atatürk’e dua et…

Senin gibi dürzülerin yüzünden

Dininden de soğuyacak bu millet.


İşgaldeki hali sakın unutma

Atatürk’e dil uzatma sebepsiz

Sen anandan yine çıkardın amma

Baban kimdi bilemezdin şerefsiz.


 


ASAF HALET ÇELEBİ

 



Âsaf Hâlet Çelebi (27 Aralık 1907, İstanbul - 15 Ekim 1958, İstanbul), Türk şair.

İlhamını Asya, tasavvuf ve dinler tarihinin ünlü kişilerinden, eski Doğu medeniyet ve masallarından alan egzotik şiirleriyle tanınmış cumhuriyet devri şairidir. Türk şiirinde modern-gelenekçi anlayışın temsilcisi kabul edilir. Kendisinden sonra gelen nesli soyut şiir anlayışının Türk Edebiyatı'ndaki ilk tanımlarını yaparak etkilemiştir. Divan ve Fars edebiyatı ile ilgili inceleme ve çevirileri vardır. Türk sanat müziği konusunda derin bir bilgisi olan sanatçı  resim, müzik ve bilimle ilgili makaleler de yayımlamıştır.

Uzun süre İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü kitaplığında kütüphane memurluğu yaptı. 15 Ekim 1958’de İstanbul’da yaşamını yitirdi.


KUNÂLA

vakit geldi kunâla

dünyayı göreli çok oldu

tam kırk yılda seni buldum kunâla

bu can tenden geçmeden

bu dünyadan göçmeden

bir kerecik sevmek çok değil

simsiyah saçların var kunâla

kemiklerine yapışık etlerin var

bir gün dökülecek

kunâla kuşu gibi gözlerin var

bir gün sönecek

kunâla

bu etlerin arkasında güzelliklerin var

benden başka kimse bilmeyecek

ALİ GÖKÇE

 



Ali Gökçe (1956 Van), Türk Bankacı, Muhasebeci, Yazar. 

'İran Hududunda Bir Tilki' roman 

'Barış' anı-öykü

'Aşkpedia' araştırma-derleme olmak üzere üç kitabı yayımlanmıştır.

Ünlü bir şair değildir. Sadece bu bloğun/sitenin sahibi olma avantajını kullanıp, kendi kendine kıyak geçip; seçtiği bir şiirini okuyucularına sunmuştur. 😀


BOŞ VER

Odamda oturuyorum
Camları açmalıyım
Oksijen almalıyım
Odam Havasız

Herkes havalı
Kibir zirve yapmış
Mânâlı-mânâlı
O kadın da pek havalı

Konuşamıyorum
Zaten dinleyen de yok
“Boş ver” dedim dünyaya
Dünyanın haberi yok.

Ali Gökçe





YILMAZ GÜNEY

 



Yılmaz Güney (1 Nisan 1937, Yenice, Adana - 9 Eylül 1984, Paris), Kürt ve Zaza kökenli Türk oyuncu, yönetmen, senarist, yapımcı, yazar, şair ve aktivisttir. Oyuncu olarak yer aldığı Çirkin Kral, hem senaristi hem de yönetmeni olduğu Umut, Ağıt, Baba, Arkadaş ve Duvar, senaryosunu yazdığı ancak 1974-1981 yılları arasında cinayet nedeniyle hüküm giymesi sebebiyle çekimlerinde bulunamadığı eş yönetmenli Yol ve Sürü gibi filmleriyle tanınmaktadır.

Yılmaz Güney, 1978 yılında hapishaneden verdiği bir röportajda midesinden, böbreklerinden ve karaciğerinden rahatsız olduğunu, ara sıra doktora görünüp tedavi olduğunu belirtti. Daha sonra kendisine mide kanseri teşhisi kondu. Son yıllarını Paris'te geçiren Güney, mide kanseri nedeniyle fiziksel olarak zayıfladı ve bağışıklığı çöktü. Son günlerini hastanelerde geçiren Güney, 9 Eylül 1984 tarihinde 47 yaşında Paris Uluslararası Üniversite Hastanesi'nde öldü. Cenazesi 13 Eylül günü kaldırılıp Paris'teki Père Lachaise Mezarlığı'nın 62. kısmına defnedildi.


MUTLU OLMA ŞANSI

Hayat bize mutlu olma şansı vermedi sevgili, 

biz kendimizden başka herkesin üzüntüsünü üzüntümüz acısını acımız yaptık çünkü.

Dünyanın öbür ucunda hiç tanımadığımız bir insanın göz yaşı bile içimizi parçaladı.

Kedilere ağladık, kuşların yasını tuttuk...

Yüreğimizin zayıflığı kimi zaman hayat karşısında bizi zayıf yaptı.

Aslında ne güzel şeydir insanın insana yanması sevgili...

Ne güzeldir bilmediğin birinin derdine üzülebilmek ve çare aramak.

Ben bütün hayatımda hep üzüldüm, hep yandım.

Yaşamak ne güzeldir be sevgili...

Sevinerek, severek, sevilerek, düşünerek...

Ve o vaz geçilmez sancılarını duyarak hayatın...

Yılmaz Güney


AHMED ARİF

 



Ahmed Arif (23 Nisan 1923, Diyarbakır - 2 Haziran 1991, Ankara), Türk şair ve gazetecidir.

Türk edebiyatının çok sevilerek yaygın üne kavuşmuş bir şairidir. Hayatta iken yayımladığı tek kitabı olan Hasretinden Prangalar Eskittim (1968), Türkiye'nin en çok basılan şiir kitaplarındandır. Şiirlerini samimi bir anlatımla, alışılmamış bağdaştırmalarla, serbest ölçüyle yazdı. Doğup büyüdüğü Güneydoğu Anadolu coğrafyası ve Çukurova'ya şiirlerinde önemli bir yer verdi.

Şair, Ankara'daki evinde 2 Haziran 1991 tarihinde geçirdiği kalp krizi sonucu öldü.


 HASRETİNDEN PRANGALAR ESKİTTİM  
   Seni, anlatabilmek seni.
   İyi çocuklara, kahramanlara.
   Seni anlatabilmek seni,
   Namussuza, halden bilmeze,
   Kahpe yalana.

 

   Ard- arda kaç zemheri,
   Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu.
   Dışarda gürül- gürül akan bir dünya...           
   Bir ben uyumadım,
   Kaç leylim bahar,
   Hasretinden prangalar eskittim.

 

   Saçlarına kan gülleri takayım,
   Bir o yana 
   Bir bu yana...
   Seni bağırabilsem seni,
   Dipsiz kuyulara,
   Akan yıldıza,
   Bir kibrit çöpüne varana,
   Okyanusun en ıssız dalgasına
   Düşmüş bir kibrit çöpüne.

 

   Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,
   Yitirmiş öpücükleri,
   Payı yok, apansız inen akşamlardan,
   Bir kadeh, bir cıgara, dalıp gidene,
   Seni anlatabilsem seni...
   Yokluğun, Cehennemin öbür adıdır
   Üşüyorum, kapama gözlerini...


CAHİT SITKI TARANCI

 


Cahit Sıtkı Tarancı (4 Ekim 1910, Diyarbakır - 12 Ekim 1956, Viyana) Türk şair, yazar ve çevirmendir. Cumhuriyet dönemi Türk şiirinin önde gelen şairlerinden biridir. "Otuz Beş Yaş" şiiriyle özdeşleşen Tarancı, "sanat için sanat" anlayışına bağlı kaldı. Şiirlerinde en çok yaşama sevinci ve ölüm temalarına yer verdi; ayrıca yitik aşklar, mutlu sevdalar, yalnızlık, yaşadığı bohem hayatın buruklukları, çocukluk özlemi konulu şiirler yazdı. Birçok şiiri, farklı bestekârlar tarafından bestelenmiştir.

Diyarbakır'da dünyaya gelen Tarancı, şehrin soylu ailelerinden olan Pirinççizade ailesindendir. İlk tahsilini Diyarbakır'da tamamladıktan sonra İstanbul'a giderek Kadıköy'deki Fransız Saint-Joseph ile Galatasaray liselerinde orta öğrenim gördü. 1944 yılından başlayarak Ankara'da Anadolu Ajansı, Toprak Mahsulleri Ofisi ve Çalışma Bakanlığında çevirmen olarak çalıştı. 1954'te geçirdiği felç sonucu Viyana'ya götürüldü ve buradaki bir hastanede tedavi gördüğü sırada 12 Ekim 1956'da zatülcenpten öldü.


OTUZBEŞ YAŞ

Yaş otuz beş! yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.

Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünürsünüz,
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?

Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben değilim.
Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
Bu güler yüzlü adam ben değilim;
Yalandır kaygısız olduğum yalan.

Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız,
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
Gittikçe artıyor yalnızlığımız.





 

Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç farkettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.

Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar?
Nerden çıktı bu cenaze? ölen kim?
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar?

Neylersin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak.
Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak,
Taht misali o musalla taşında.


HÜSREV HATEMİ



Hasan Hüsrev Hatemi (12 Aralık 1938, İstanbul - 2 Nisan 2026, İstanbul), Türk tıp profesörü, iç hastalıkları uzmanı, yazar ve şairdir.

1898'de İran Salmas'da doğan Ali Asgar Hatemi Bey ile 1910'da İstanbul'da doğan Azerbaycan göçmeni Cemile Hanım'ın ikiz çocuklarından biri olarak dünyaya geldi. İkiz kardeşi Hüseyin Hatemi hukuk profesörüdür.

1988 ve 1994 yıllarında Türkiye Yazarlar Birliği tarafından kendisine ödüller verildi. Yazdığı şiirlerde hasta-doktor-hastalık kavramlarına yer vermiştir.

2007 yılında, kendisi gibi iç hastalıkları uzmanı olan oğlu tarafından, kolon kanseri teşhisi konuldu. 02 Nisan 2026 tarihinde öldü.



ANILAR TİPİSİ

Kendimle baş başa kalınca

Çok defa,

Hava soğur, anılar tipisi başlar

Kar zerreleri yüzümü acıtır, burnum alnım buz gibi

Bu yağış, bazan iri taneli bir dolu

Nerdeyse kafatasımı kıracak,

Dua ve Ümitlerin şöminede yandığı

Ruhumun dağ evine dönerim.

Ümitler ısıtmaz insanı ruh kışında,

Saman alevi gibi yanar ve sönerler

Kurtarıcı olan dualardır ancak,

Duaların ormanını beslemedikçe

Sonumuz donmak.

Ayrıca ruhumuzun dağ evinde,

Ölümden sonra da önce de

Yalnızlığımız mutlak.


Hüsrev Hatemi

HALİT ÇELİKOĞLU




Halit Çelikoğlu, (1934, Sakarya - 29 Ağustos 2012, İstanbul), Türk söz yazarı ve şairdir.

1934 yılında Sakarya'nın Yukarıdere köyünde doğdu. Müzik Yapımcıları Derneği Müdürlüğü'nde 16 yıl bulundu. Türkiye Musikisi Eseri Sahipleri Meslek Birliği kurucularındandır. 1960 sonrasında çok sayıda dergide şiirleri yayımlandı. Müzik ile uğraştı. Çok sayıda şarkıya söz yazarlığı ve beste yaptı.

28 Ağustos 2012 tarihinde yüksek tansiyona bağlı beyin kanaması sebebi ile İstanbul'da Bahçelievler ilçesindeki tedavi gördüğü özel bir hastanede öldü. Sakarya'nın Serdivan ilçesindeki Yukarıdere köyünde toprağa verildi.


KADERİMDEN SİLEMEDİM

Bugünlerde bir hal oldu şansıma

Boşa geçen günler çıktı karşıma

Unutulmadık dertler açtın başıma

Kaderimden silemedim derdimi


Ümitsizlik rüzgarına kapıldım

Çaresizce gözyaşına satıldım

Gece gündüz dert içine atıldım

Kaderimden silemedim derdimi


Talih sardı beni çile çarkına

Varamadım geçen ömrün farkına

Ne yapayım böyle düştü şansıma

Kaderimden silemedim derdimi


Halit Çelikoğlu