3. Kitabım "Aşkpedia" E-Kitap ve Sesli Kitap olarak yayımlandı. Çok yakında basılı kitap olarak da yayımlanacak!



EĞER OKURSAN


TIP okursan karşına insan DNAsının şempanze ile %98 aynı olduğu çıkar...

BİYOLOJİ okursan karşına evrim çıkar...

FİZİK okursan karşına BİG BANG çıkar...

KİMYA okursan karşına elementlerin kaynaşmasıyla İLK CANLILARIN nasıl oluştuğu çıkar...

JEOLOJİ okursan karşına dünyanın 4,5 milyar yıl yaşında olduğu çıkar...

ARKEOLOJİ okursan karşına tüm Ortadoğu dinlerinin temelini oluşturan SÜMER kültürü çıkar...

PALEONTOLOJİ okursan karşına dinozorlar çıkar.

EMBRİYOLOJİ okursan karşına insanın balık atasından kalma solungaçları ve kuyruk çıkar...

Eğer, hiçbir şey okumazsan;

sana ne söylenirse ona inanırsın.

Hep başkasının sana sunduğu hayatı yaşarsın, başkalarının doğrularıyla yaşamak zorunda kalırsın, seni herkes kandırır.

Ama sen bunların hiçbirisini fark etmezsin bile..

(Alıntıdır.)

DALTON KARDEŞLER

 


Gerçek Dalton Kardeşler...

Başarısız bir soygun girişiminin ardından sokakta vurularak öldürüldüler; cesetleri, kasaba halkına ifşa edildi ve kanıt olarak 1 gün gösterildi.

1892'de, Dalton Çetesi, Kansas'taki Coffeyville'de, felaketle sonuçlanan korkunç bir gündüz banka soygunu girişiminin ardından şiddetli bir sonla karşılaştı.

Ateş kesildiğinde, kanun kaçaklarının cesetleri düştükleri yerde yatıyordu ve bu, sınır kasabaları ile onları avlayan adamlar arasındaki uzun mücadelenin en belirleyici anlarından birini işaret ediyordu.

Böyle bitmesi beklenmiyordu. Daltonlar, daha önce olduğu gibi, hız, sürpriz ve itibarın onları kurtaracağına inanıyorlardı.

Bunun yerine, silahlı kasaba halkı onları tanıdı, pozisyon aldı ve soygun girişimine ateşle karşılık verdi. Dakikalar içinde plan kaosa dönüştü. Geriye kalanlar, çetenin cesetleri, şaşkına dönmüş bir kasaba ve kontrolsüz kanun kaçaklarının yönetiminin sona ermeye başladığına dair açık bir mesajdı.

Fotoğraflar çekildiğinde ve tarih sonucu kaydettiğinde, görüntü anın kendisinden daha büyük bir anlam kazandı.

Sonraki yıllarda Maurice de Bevere (1 Aralık 1923 - 16 Temmuz 2001), Belçikalı çizer Goscinny ile hazırladığı Red Kit (Lucky Luke) serisini komedi karikatür olarak yayınladı ve halk tarafından yoğun ilgi gördü ve 1971 yılında çizgi film olarak da gösterime girdi ve hasılat Rekorları kırdı ve günümüze kadar ulaşmasını sağladı.

Kaynak Washington Post Old History

***



Çizgi Roman Dalton Kardeşler

Dalton kardeşler, Morris ve René Goscinny tarafından yaratılan Red Kit adlı ünlü çizgi roman dizisinin kurgusal karakterleri olan banka soyguncusu dört erkek kardeş. Bu karakterler, 1890-1892 yılları arasında oldukça aktif olmuş bir hırsız çetesinden ilham alınarak yaratılmıştır. Red Kit'in maceralarında, Red Kit ile amansız bir kaçma-kovalama mücadelesi içindedirler.

İlk Dalton Kardeşler, -Bob, Grat, Bill ve Emmett- 1951 yılında Morris tarafından çizilen Red Kit macerasında yer almışlardır.

Fiziksel olarak birbirine benzeyen bu dört kardeş, boy uzunlukları açısından birbirinden ayrılır. İlk Dalton Kardeşler ‘in en kısa boylu ve en tehlikeli olanı Bob adını taşır. En uzun boyluları ise Emmett'tir. İlk Daltonlar, daha sonra ortaya çıkan Daltonlar'dan çok daha tehlikeli insanlardır ve maceranın sonunda ikisi (Bob ve Grat) Kansas’ta öldürülürler. Emmett ise yaralanır ve hapse atılır. Bill Dalton çatışmada yer almaz.

Birkaç macera sonra, Daltonlar’ın kuzenleri ortaya çıkar. Bunlar Joe, William, Jack ve Averell adlarını taşırlar. Aynen daha önceki maceralarda yer alan kuzenlerine benzeyen bu dört kardeşin kişilik özellikleri birbirinden farklıdır: Joe çetenin ateşli lider iken, Avarel, aklı fikri yemekte olan, kafası fazla çalışmayan kardeştir. Bu ikinci Dalton çetesi Red Kit’in pek çok macerasında yer alır. Her ne kadar Red Kit onları yakalayıp cezaevine gönderse de her seferinde oradan kaçmayı başarırlar ve Red Kit ile yeni bir macera yaşarlar.

Kaynak: Vikipedia

YAŞAR KEMAL


Kemal Sadık Gökçeli veya bilinen adıyla Yaşar Kemal, Kürt asıllı Türk roman ve hikâye yazarı ve aktivisttir.

Nobel Edebiyat Ödülü’ne aday gösterilen Kemal, uluslararası bir üne sahiptir. Türkiye’de ve dünyada en çok ilgi gören romanı “İnce Memed” olmuştur.
Doğumu: 6 Ekim 1923 tarihinde, nüfus kaydında, 1926 olarak geçmektedir. Ailesi Birinci Dünya Savaşı’ndaki Rus işgali yüzünden Van Gölü’ne yakın Ernis (bugün Ünseli) köyünden Osmaniye’nin Kadirli ilçesine bağlı Hemite köyüne göç etti. Annesi Nigar Hanım, babası ise bir çiftçi olan Sadık Efendi’ydi.
Babası, camide, Kemal’in gözlerinin önünde öldürüldü. Küçük yaşta kaza sonucu bir gözünü kaybetti. İlkokulu Kadirli Cumhuriyet İlkokulu’nda okudu. Kemal’in edebiyata karşı olan ilgisi ise ortaokul yıllarında başladı. O yıllarda halk edebiyatı ilgisini çekiyordu. 1940lı yıllarda yazdığı şiirler “Çığ Dergisi”nde yayınlandı. Daha sonra “Ülke”, “Millet”, “Kovan” ve “Beşpınar” gibi dergiler de eserlerini yayınlandı.
Kemal, öğrenim hayatını ortaokulda sona erdirmek zorunda kaldı. Sonra ırgat kâtipliği, ırgatbaşılık, öğretmen vekilliği, kütüphane memurluğu, traktör sürücülüğü, çeltik tarlalarında kontrolörlük gibi geçici işlerde çalıştı. 1940’lı yılların başlarında Pertev Naili Boratav, Abidin Dino ve Arif Dino gibi sol eğilimli sanatçı ve yazarlarla ilişki kurdu. Henüz 17 yaşındayken politik nedenlerle tutuklandı.
Askerliğini yaptıktan sonra 1946’da gittiği İstanbul’da Fransızlara ait Havagazı Şirketi’nde gaz kontrol memuru olarak çalıştı. 1948 yılında Kadirli’ye döndü, bir süre yine çeltik tarlalarında kontrolörlük, daha sonra arzuhalcilik yaptı. 1950’de 142. maddeye aykırı davranmak suçundan hapse atıldı. 1951’de hapisten çıkınca İstanbul’a yerleşme kararı aldı.
Cumhuriyet Gazetesi’nde röportaj yazarlığı yapmaya başladı, bazen de makale yazıyordu. Bu dönemde yaptığı röportajı "Dünyanın En Büyük Çiftliğinde Yedi Gün", Gazeteciler Cemiyeti’nin düzenlediği yarışmada Özel Başarı Armağanı’nı almaya hak kazandı.
Kemal, Cumhuriyet Gazetesi’ndeki görevini 1963’e kadar sürdürdü. Bu tarihten sonra kendini tamamen romancılığa verdi. 1962 yılında Türkiye İşçi Partisi’nde görev yaptı. 1967 yılında “Ant” adlı dergiyi çıkarmaya başladı ve bu derginin eklerinden biri yüzünden 18 ay hapse mahkum oldu ancak karar Yargıtay tarafından bozuldu. 1995 yılında Almanya’da yayınlanan “Der Spiegel”adlı dergide çıkan yazısı dolayısıyla 20 ay ceza aldı ancak bu ceza da ertelendi.
Yaşar Kemal’in çalışmalarının karşılığı 1950li yıllarda gelmeye başladı. Bu yıllarda öyküleri “Dükkancı”, “Bebek”, “Memet ile Memet”, “Sarı Sıcak” yayınlandı. Türk Edebiyatı’nda çok önemli bir yeri bulunan “İnce Memed” adlı romanını 1955’te piyasaya sürdü. Bu roman aynı yıl Varlık Roman Armağanı’nı kazandı.
1967’de haftalık siyasi dergi Ant’ın kurucuları arasında yer aldı. 1973’te Türkiye Yazarlar Sendikası’nın kuruluşuna katıldı ve 1974-75 arasında ilk genel başkanlığını üstlendi. 1988’de kurulan PEN Yazarlar Derneği’nin de ilk başkanı oldu.
Yaşar Kemal 1950 yılında siyasi nedenlerle bir yıl Kozan Cezaevi'nde tutuklu kaldı, sonra serbest bırakıldı. Yazar, bu olaydan sonra 1951 yılında İstanbul'a yerleşti ve kısa bir işsizlik döneminden sonra Cumhuriyet Gazete'sinde fıkra ve röportaj yazarlığına başladı. Cumhuriyet gazetesindeki bu görevi 1963 yılına kadar devam etti.
Yazar, "Dünyanın En Büyük Çiftliğinde Yedi Gün" röportajıyla Gazeteciler Cemiyeti Özel Başarı Armağanı'nı, ilk romanı olan "İnce Memed" ile 1955 yılında Varlık Roman Armağanı'nı, 1974 yılında "Demirciler Çarşısı Cinayeti"adlı eseriyle Madaralı Roman Ödülü' nü, kazandı.
Bunun dışında 1974 tarihli “Demirciler Çarşısı Cinayeti” romanı Madralı Roman Ödülü’nü, 1977 tarihli “Yer Demir Gök Bakır” Fransa’da “Yılın En İyi Yabancı Romanı” ödülünü aldı, aynı zamanda yazara 1982’de Del Duca Ödülü ve 1984’te Fransa’dan “Légion D'Honneur” nişanı verildi.
Yaşar Kemal, Türk Edebiyatı’na öykü , roman, deneme, derleme, çocuk romanı (Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca – 1977) ve çevirisiyle (Ayışığı Kuyumcuları – 1977) katkıda bulunmuştur. Eserleri 39 dile çevrilmiş, uluslararası arenada büyük ilgi görmüştür. Yapıtlarında genellikle çocukluğunu geçirdiği yer olan Çukurova’yı, buradaki hayatların acı-tatlı her yönünü, kan davalarını, ağalığı, ekonomik sıkıntıları anlatmıştır.
1970’ten sonra yazdığı romanlarda kentli insanın da anlatıldığı görülmektedir. Ayrıca masallardan ve efsanelerden de yararlanmıştır. PEN yazarlar derneğinin bir üyesidir. İstanbul’da yaşamaktadır. Nobel Edebiyat Ödülü’ne aday gösterilmiştir. Birçok eseri tiyatroya uyarlanmıştır.
1995’te Der Spiegel’deki bir yazısı nedeniyle İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yargılandı, aklandı. Aynı yıl bu kez Index on Censorhip’teki yazısı nedeniyle 1 yıl 8 ay hapis cezasına mahkûm edildiyse de cezası ertelendi.
son günlerde yaşadığı solunum sorunları nedeniyle 14 Ocak 2015 tarihinde İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi'nde tedavi altına alındı.
Bir süre tedavi gördüğü hastanede 28 Şubat 2015 tarihinde organ yetmezliği sebebiyle 91 yaşında yaşamını yitirdi.



KUTUP AYISI



Uluslararası Kutup Ayısı Günü, her yıl 27 Şubat'ta kutlanır ve kutup ayılarının karşılaştığı sorunlara ve doğal yaşam alanlarının korunmasına dikkat çekmek amacıyla oluşturulmuştur. Kutup ayıları, Arktik ekosisteminin önemli bir parçasıdır ve hayatta kalmaları, iklim değişikliği, buzulların erimesi ve çevre kirliliği nedeniyle tehdit altındadır.


Günün Amaçları
Uluslararası Kutup Ayısı Günü'nün amacı:
- Kutup ayılarının karşılaştığı tehditlere, örneğin küresel ısınma ve buzulların erimesine dikkat çekmek.
- Arktik ve ekosistemlerinin korunmasının gerekliliği konusunda farkındalık yaratmak.
- Kutup ayılarının korunması için çevresel projeleri ve girişimleri desteklemek.

Gün Nasıl Kutlanır?
Uluslararası Kutup Ayısı Günü, dünya genelindeki çeşitli organizasyonlar tarafından desteklenmektedir, bunlar arasında çevre grupları, hayvanat bahçeleri ve araştırma enstitüleri yer almaktadır. Bu günde düzenlenen etkinlikler ve faaliyetler şunları içermektedir:
- Kutup ayılarının yaşamı ve doğa koruma hakkında konferanslar, seminerler ve sergiler düzenlenmesi.
- Çocuklar ve yetişkinler için Arktik hayvanlarının korunmasının önemine dikkat çeken eğitim programları.
- Bilimsel araştırmaları ve çevre projelerini desteklemek amacıyla bağış toplama kampanyaları.

Kutup Ayılarının Önemi
Kutup ayıları, Arktik ekosistemlerinde önemli bir rol oynar. Bir avcı olarak, diğer türlerin popülasyonlarını kontrol eder ve doğal dengenin korunmasına yardımcı olurlar. Ancak, deniz buzunun azalması ve Arktik 'teki insan faaliyetlerinin artması nedeniyle, kutup ayıları nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıyadır.

Kutup Ayıları İçin Tehditler
- Küresel ısınma, kutup ayılarının avlanıp yaşadığı buzulların erimesine yol açmaktadır.
- Çevre kirliliği, özellikle petrol ve plastik, ekosistemleri olumsuz etkiler.
- Yaşam alanlarının kaybı ve avlanma fırsatlarının azalması, açlık ve nüfus azalmasına neden olur.

Kutup Ayılarına Nasıl Yardım Edilebilir?
- Karbon salınımını azaltmak ve küresel ısınmayı durdurmaya yönelik girişimleri desteklemek.
- Çevre kuruluşlarına katılmak ve Arktik hayvanlarını koruma projelerini desteklemek.
- Ekoturizmi geliştirmek ve kutup ayıları için doğal yaşam alanları oluşturulmasına yönelik projeleri desteklemek.

Uluslararası Kutup Ayısı Günü, bu muazzam hayvanları ve yaşam alanlarını korumanın önemini anlamalarına yardımcı olur ve iklim değişikliğiyle mücadele çabalarını teşvik eder.

KARTAL




Kartalların Görüşü: Doğanın En Gelişmiş Görsel Sistemlerinden Biridir.
Kartallar, hayvanlar âlemindeki en gelişmiş görme sistemlerinden birine sahiptir. Görüş keskinlikleri sayesinde tavşan gibi küçük avları kilometrelerce uzaktan tespit edebilirler. Bu ayrıntı seviyesi, insan görme kapasitesinin oldukça üzerindedir.

Bu üstünlük nereden geliyor?
Kartalların göz yapısı, bu olağanüstü hassasiyetin temel nedenidir:
• Gözleri, vücutlarına oranla insan gözünden daha büyüktür.
• Retina tabakasında çok daha yüksek yoğunlukta fotoreseptör (ışığa duyarlı) hücre bulunur.
• Bu durum, daha yüksek görüntü çözünürlüğü ve uzak mesafelerde net odaklanma sağlar.
Ultraviyole Işığı Görebilirler
Kartallar, insanların göremediği ultraviyole (UV) dalga boylarını algılayabilir. Bu özellik onlara büyük bir avlanma avantajı sağlar.
Küçük memeliler idrar izleri bırakır ve bu izler ultraviyole ışığı yansıtır. Kartallar bu izleri adeta parlayan yollar gibi görerek aktif av bölgelerini tespit edebilir.

Çifte Odak Avantajı
Kartalların gözünde gelişmiş bir “fovea” (keskin görme merkezi) bulunur. Bazı türlerde her gözde iki fovea yer alır.
Bu sayede:
• Hem ileriye doğru yüksek netlikte odaklanabilirler
• Hem de çevresel görüşlerini aynı anda tarayabilirler
Bu çift odak yeteneği, hem hedefe kilitlenmelerini hem de çevresel tehditleri izlemelerini sağlar.

Doğanın Kusursuz Uyum Mekanizması
Uzun mesafe netliği, ultraviyole hassasiyeti ve gelişmiş hareket algısı birleştiğinde kartallar son derece etkili hava avcılarına dönüşür. Sadece hareketi değil, insan gözünün fark edemediği çevresel ipuçlarını da analiz ederler.
Yükseklerden ormanları, ovaları ve nehirleri tararken; gelişmiş görme sistemleri onlara belirleyici bir ekolojik avantaj sağlar.

Kaynaklar:
• National Geographic – Kartal görme sistemi üzerine yayınlar
• Cornell Lab of Ornithology – Yırtıcı kuşların görme biyolojisi
• Raptor Research Foundation – Yırtıcı kuş fizyolojisi çalışmaları

ŞUNDAN-BUNDAN

* Dünya Televizyonlarında prime time'da gösterilen ilk çizgi film Taş Devriydi.

* Coca Cola piyasaya ilk çıktığında yeşil renkteydi.

* Erkekler daha küçük yazılmış yazıları kadınlardan daha iyi okuyor.

* Kadınlar erkeklerden daha iyi duyuyor.

* Zeki insanın saçında daha fazla çinko ve bakır bulunuyor. Dolayısıyla daha parlak oluyor.

* Daktiloyla yazılan ilk roman Tom Sawyer'dır.

* Aralıkta diğer aylardan daha fazla gebe kalınıyor.

* ABD'de bir yıl içinde sadece 2 gün profesyonel spor karşılaşması oynanmıyor.

* Kurşun Geçirmez yeleği, yangın çıkışını, cam sileceğini, lazer yazıcıyı kadınlar icat etti. Yaaa, eminim bunu bilmiyordunuz...

* Bozulmayan tek gıda maddesi baldır.

* Amerika'nın %38'i Afrika'nın %28'i bakir.

* Kapadokya'nın Güzel Atlar Diyari anlamına geldiğini...

* Kendi dirseğini yalamanın imkansız olduğunu?

* Ördeğin vakvaklamasının yankı yapmadığını ve bunu kimsenin açıklayamadığını?

* İdrarın zifiri karanlıkta parladığını?

* Eğer çok şiddetli hapşırırsan, kaburgalarından birini kırabileceğini?

* Hapşırmayı engellemeye çalışırsan, başındaki veya boynundaki damarlardan birinin yırtılabileceğini ve ölebileceğini?
* Hapşırdığın sırada gözlerini açık tutmaya çalışırsan, yerlerinden fırlayabileceklerini?

* Domuzların vücut yapılarından dolayı hiçbir zaman başlarını yukarı kaldırıp gökyüzüne bakamadıklarını?

* Farelerin ve atların kusamadıklarını?

* 1 saat sureyle kulaklıkla bir şey dinlemenin kulaktaki bakteri sayısını %700 arttırdığını?

* Çakmağın kibritten önce bulunduğunu?

* Parmak izleri gibi dil izlerinin de her insan için benzersiz olduğunu?

* Bu yazıyı okuyan insanların %75 inden fazlasının, dirseklerini yalamaya çalışacaklarını (gerçekten olmuyor di mi?)

* Zürafa kulağını 53 santim uzunluğundaki dili ile temizler.

* Einstein 9 yaşına kadar düzgün konuşamamıştır. Ailesi onun özürlü olduğunu düşünmüştür.

* Kağıt para sanıldığı gibi kağıttan değil pamuktan yapılır...


ÖTZİ

 

1991 yılında, İtalya ile Avusturya arasındaki Ötztal Alpleri’nde iki Alman dağcı tarafından keşfedilen Ötzi, yaklaşık 5300 yıl öncesine ait doğal bir mumya olarak bilim dünyasında büyük bir heyecan yarattı. “Buz Adam” olarak da bilinen bu eski insan, Avrupa’da Bakır Çağı’nda yaşamış insanların dünyasına dair eşsiz ipuçları sunuyor.
Ötzi’nin bedeni olağanüstü bir şekilde korunmuştu. Buzların içinde binlerce yıl boyunca saklı kalan bu keşif, bilim insanlarına sadece bir insan bedeni değil, aynı zamanda o dönemin yaşam tarzına dair paha biçilemez bilgiler sundu. Yapılan genetik analizler, onun koyu tenli, kahverengi gözlü ve büyük ihtimalle kellik belirtileri gösteren biri olduğunu ortaya koydu. Bu bulgular, daha önce Ötzi’nin sarışın ve açık tenli olabileceğini düşünenlerin tahminlerini boşa çıkardı. Ayrıca, genetik kökeninin Anadolu’dan gelen ilk çiftçilere dayandığı belirlendi.
Yaklaşık 1,60 metre boyunda ve 50 kilo ağırlığında olduğu tespit edilen Ötzi, yaşadığı dönemin zorluklarına rağmen 45 yaşına kadar hayatta kalmıştı. Ancak, vücudunda yapılan incelemeler, onun pek çok sağlık problemiyle mücadele ettiğini gösteriyor. Eklem ağrılarına yol açan artrit, bağırsaklarında bulunan parazitler ve beslenme alışkanlıkları, yaşamının pek de kolay olmadığını kanıtlıyor. Diyetinde dağ keçisi, geyik eti ve tahıllar bulunuyordu. Bunun yanı sıra, saçında tespit edilen yüksek miktarda bakır ve arsenik, onun bakır işçiliğiyle uğraşmış olabileceğine işaret ediyor.
Ötzi’nin nasıl öldüğü ise hala gizemini koruyor. Omzunda bulunan bir ok ucu, onun bir saldırıya uğradığını gösteriyor. Bir suikasta mi kurban gitti, yoksa bir çatışma sırasında mı öldü bilinmiyor. Bu trajik son, binlerce yıl sonra bile bilim insanlarını ve tarih meraklılarını düşündüren büyük bir sır olarak kalmaya devam ediyor.
Bugün Ötzi, İtalya’nın Bolzano kentindeki Güney Tirol Arkeoloji Müzesi’nde sergileniyor. Onun keşfi, tarih öncesi insanların hayatına ışık tutmaya devam ederken, bizlere geçmişin derinliklerinde nasıl yaşandığını anlamak için eşsiz bir pencere sunuyor...