3. Kitabım "Aşkpedia" E-Kitap ve Sesli Kitap olarak yayımlandı. Çok yakında basılı kitap olarak da yayımlanacak!



HAN DUVARLARI

 

Faruk Nafiz Çamlıbel’in ünlü “Han Duvarları” şiirini bilirsiniz,

duymuşsunuz veya bilmiyorsunuzdur.

 

Şiirde ismi geçen ‘Maraşlı Şeyhoğlu Satılmış’ kimdir diye hiç aklınıza geldi mi?

Yemen cephesinden Sarıkamış cephesine sevk edilen, Maraşlı askerlerden biridir.

Memleketinden, sevdiğinden ayrılalı 10 yıl olmuştur ve ailesi muhtemelen öldüğünü düşünüyordur.

Yemen'den döndüğü için üzerinde kışlık elbisesi bile yoktur.

Ve Sarıkamış'ın o soğuğunda hastalanır.

 

Savaş bittikten sonra köyüne, anne ve babasına dönmek için yola çıkar, ancak vereme yakalanmıştır.

Ulukışla taraflarında kaldığı bir handa, köyüne ulaşamadan ölür.

Ölmeden önce de hanın duvarlarına aşağıdaki dörtlükleri yazar.

 

Garibim namıma Kerem diyorlar.

Aslımı el almış harem diyorlar.

Hastayım derdime verem diyorlar.

Maraşlı Şeyhoğlu Satılmış’ım ben…

 

On yıl var ayrıyım kına dağından,

Baba ocağından yar kucağından,

Bir çiçek dermeden sevgi bağından,

Huduttan hududa atılmışım ben...

 

Gönlümü çekse de yârin hayâli,

Aşmaya kudretim yetmez cibâli,

Yolcuyum bir kuru yaprak misâli,

Rüzgârın önüne katılmışım ben...

 

1922 yılının soğuk bir mart ayında Kayseri Lisesi'ne atanan genç edebiyat öğretmeni Faruk Nafiz Çamlıbel ise Kayseri'ye giderken aynı handa misafir kalır.

Şeyhoğlu Satılmış'ın ölmeden önce duvara yazdığı o meşhur dörtlükleri görür...

Ve o dizeler Faruk Nafiz Çamlıbel'in ünlü 'Han Duvarları' şiirine dönüşür.

 

Demem o ki, bu ülkenin her bir köşesinde şehit kanı vardır.

Kolay alınmadı bu ülke.

Onlarca yıl anasından, yârinden, çocuğundan ayrı, cepheden cepheye koşan, yazlık kıyafetlerle eksi 20 derecede savaşan yiğitlerin sayesinde oturuyoruz bu topraklarda.

 

Bu toprakların bir metresini bile gözden çıkartanın gözü çıkar...

Dolar ile almadık ki biz bu ülkeyi dolar ile yıkılsın,

Petrol ile almadık ki, petrol artınca yıkılsın,

Sokak oyunlarıyla almadık ki, sokakta kaybedelim.

 

Kan ile aldık, kan...

Ve ancak kan ile veririz.

Sahip çık vatanına...

 

(Alıntıdır.)

ÖĞRETMENLER GÜNÜ

 


Çocuklara yeni Türk alfabesini öğreten Atatürk Anıtı. (Kadıköy, İstanbul)

 

Öğretmenler Günü, öğretmenlik mesleğini icra eden kimseleri onurlandırmak için çeşitli etkinliklerin düzenlendiği bir kutlama günüdür.

Pek çok ülkede 1994'ten beri her yıl 5 Ekim günü UNESCO tavsiyesiyle Öğretmenler Günü olarak kutlanmaktadır. 5 Ekim günü, 1966 yılında Paris’te gerçekleşen "Öğretmenlerin Statüsü Hükûmetler arası Özel Konferansı’nın sona erip UNESCO temsilcileri ile ILO tarafından "Öğretmenlerin Statüsü Tavsiyesinin oy birliği ile kabul edilişinin yıl dönümüdür.

Kendi kültürel ve tarihî özelliklerine, okul tatil günlerine göre çeşitli ülkelerde farklı tarihler Öğretmenler Günü olarak belirlenmiştir. Örneğin 12 Arap ülkesinde (Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Cezayir, Fas, Katar, Libya, Mısır, Suudi Arabistan, Tunus, Umman, Ürdün, Yemen) her yıl 28 Şubat günü Öğretmenler Günü olarak kutlanmaktadır.

Türkiye'de her yıl 24 Kasım günü Öğretmenler Günü olarak kutlanmaktadır.

Mustafa Kemal Atatürk'ün başöğretmen olduğu 24 Kasım günü, 1981 Atatürk Yılı'nda Kenan Evren tarafından Öğretmenler Günü olarak ilan edilmiştir.

Bu, Atatürk Yılı ilan edilen 1981 yılında 12 Eylül Askerî İdaresi tarafından başlatılmış bir uygulamadır.

24 Kasım 1928 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Millet Mektebi Talimatnamesinin 4. maddesi, Reisicumhur Gazi Mustafa Kemal'i 'Başöğretmen' olarak yasalaştırır.

24 Kasım 1928, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün Millet Mekteplerinin Başöğretmenliğini kabul ettiği gündür. Bakanlar Kurulu, Mustafa Kemal Atatürk'e 'Millet Mektepleri Başöğretmenliği' unvanını 11 Kasım 1928'de yaptığı toplantıda vermiş ve bu unvan, 24 Kasım'da Millet Mektepleri Talimatnamesinin yayımlanması ile resmîleşmişti.

Atatürk'ün 100. doğum yıl dönümü olan 1981 yılında onun 'başöğretmen' oluşunun yıl dönümlerinin ülke çapında Öğretmenler Günü olarak kutlanmasına karar verildi.

26 Şubat 1981'de Resmî Gazetede yayımlanan "Öğretmenler Günü Kutlama Yönetmeliği" ile Öğretmenler Günü'nün amaçları, kutlama komitelerinin görev, yetki ve sorumlulukları ve kutlama gününe ilişkin esaslar belirlendi.

24 Kasım'ı Öğretmenler Günü ilan eden dönemin Devlet Başkanı Orgeneral Kenan Evren, ilk 24 Kasım kutlama mesajında öğretmenlere şöyle seslenmişti:

"Sevgili Öğretmenler, 24 Kasımlar sadece Öğretmenler Günü olarak anılmasın, bu gün aynı zamanda en büyük öğretmen Atatürk'ün ideallerinin gerçekleşmesi günü de olsun. Ayrıca bu gün; birlik, beraberlik ve bütünlük içinde yarının Türk çocuklarının Atatürk'ün özlediği şekilde yetiştirildiklerinin de ant günü olsun. Bu vesile ile hepinize mutlu ve aydınlık yarınlar diler, sevgiler sunarım."
 

KKTC

 





Kuzey Kıbrıs, resmî adıyla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC), Kıbrıs adasının kuzeydoğu kısmını kapsayan de facto bir devlettir.

Yalnızca Türkiye tarafından tanınır ve toprakları diğer tüm devletler tarafından Kıbrıs Cumhuriyeti'nin bir parçası olarak kabul edilir. Kuzey Kıbrıs, kuzeydoğuda Karpaz Yarımadası'nın ucundan başlayarak, batıda Güzelyurt Körfezi, Koruçam Burnu ve en batıdaki en uç noktası olan Erenköy eksklavına kadar uzanır. En güneydeki noktası Akıncılar köyüdür. Birleşmiş Milletler kontrolündeki bir tampon bölge, Kuzey Kıbrıs ile adanın geri kalanı arasında uzanır ve adanın en büyük şehri ve her iki tarafın başkenti olan Lefkoşa'yı böler.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne uluslararası toplum tarafından ekonomi, ulaşım, spor gibi alanlarda ambargolar uygulanmaktadır. Ambargolardan dolayı ekonomik olarak Türkiye'ye bağımlı hâle gelmiştir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Türkiye tarafından ekonomik, siyasi ve askerî olarak desteklenmektedir. Ülke 2000'li yılların başlarından itibaren ekonomik sıkıntılar yaşamaya başlamıştır fakat 2001 yılından itibaren ekonomide hızlı bir büyüme yaşanmıştır.

 

Kıbrıs Fatihi olarak bilinen Bülent Ecevit

1960'ta kurulan Kıbrıs Cumhuriyetinde her iki toplum da %70 Rum-%30 Türk oranında her kurumda temsil hakkına sahipti. Fakat Kıbrıs Cumhuriyeti cumhurbaşkanı III. Makarios 30 Kasım 1963'te 13 maddeden oluşan anayasa değişikliği önerilerini sundu. Bunlar arasında anayasanın değişmez maddeleri, Kıbrıs Türk'ü olan Başkan Yardımcısının veto hakkının ortadan kaldırılması, Temsilciler Meclisinde ayrı çoğunluklar ilkesinin ortadan kaldırılarak kararların basit çoğunlukla alınması, ayrı belediyelerin ortadan kaldırılması gibi maddeler de bulunmaktaydı.

ABD Başkanı Kennedy, Makarios'a bundan vazgeçmesini önerdi ve Türkiye değişiklikleri kabul etmeyeceğini bildirdi. Kıbrıs Türkleri'nin de reddi üzerine Kıbrıs Rumlarıyla Kıbrıs Türkleri arasında 21 Aralık 1963'te Kanlı Noel adı verilen toplumlararası çatışmalar patlak verdi. Bu çatışmalarla birlikte Kıbrıs Türklerinin hükûmetteki temsiliyeti sona ererken, yer yer Türklere karşı katliamlar yaşandı, 25.000 civarında Kıbrıslı Türk göçmen oldu ve enklavlarda yaşamaya başladı. Bu dönemdeki yönetimin adayı Yunanistan'a ilhak planı olan Akritas Planı daha sonraları basına sızdı.

1967'de Rum saldırıları tekrar başladı. Yunanistan Ordusu'nun 15 bin askeri, gayri resmî olarak adaya yerleştirildi. Türklere karşı sürdürülen sindirme politikasının durdurulması için Türkiye ve Yunanistan başbakanları arasında düzenlenen toplantı bir sonuç vermeyince, Türkiye askerî müdahalede bulunacağını açıkladı.

TBMM hükûmete müdahale yetkisi verdi. Türk uçakları Kıbrıs üzerinde uçmaya başladı. Donanma ve çıkarma birlikleri harekete geçti. ABD’nin arabuluculuğuyla Yunanistan birliklerinin geri çekilmesi sağlanınca, Türkiye harekâtı durdurdu. Yunanistan'ın askerleri üç Türk köyünden geri çekilirken arkalarında 24 ölü bıraktılar. 1964’ten beri Türkiye’de bulunan Rauf Denktaş gizlice adaya gitti. Denktaş, Yunanlarca tutuklandı ama Türkiye ve ABD’nin itirazı üzerine iade edildi.

1970'li yılların başlarında Yunanistan'ı kontrol eden askerî cunta yönetimi, III. Makarios'un tutumları ve enosisin yolunda ilerleme olmamasından dolayı memnun değildi. Cunta, 15 Temmuz 1974 tarihinde Kıbrıs Ulusal Muhafız Birliği'ne emir vererek bu birliğin komutanının görevinden alınmasını ve adanın kontrolünü Yunan subayların bulunduğu bu birliğin almasını istedi. Birlik aynı gün Lefkoşa'daki Başkanlık Sarayı'nı bastı ve III. Makarios görevden alındı. Nikos Sampson yeni hükûmetin devlet başkanı olduğu dünyaya ilan edildi. Her ne kadar milliyetçi Rumlar tarafından darbe yapılsa da Yunanistan ile birleşmedi, Kıbrıs'ın bağımsızlığı devam etti ve bağımlı bir yönetim olmadı. Türkiye Cumhuriyeti, gerçekleştirilen darbe nedeniyle Zürih ve Londra Antlaşması'nın IV. maddesine istinaden gerçekleştirdiğini savunarak 20 Temmuz 1974 tarihinde Kıbrıs'a karadan ve havadan harekât başlattı. Türk birlikleri, adaya indikten kısa bir süre sonra adanın büyük şehirlerinden biri olan Girne'ye girdi. Başkent Lefkoşa'ya doğru ilerlemeye başladı. 22 Temmuz'da taarruz sonucunda Türk birlikleri önce Girne’ye girdi, daha sonra da başkent Lefkoşa’ya yöneldi. Ateşkes başlamadan Girne-Lefkoşa hattı birleşti.

Geçici ateşkes ilan edildiyse de Rum birliklerinin bu ateşkes kurallarına uymaması sonucu Türkiye Dışişleri Bakanı Turan Güneş’in “Ayşe tatile çıksın” parolasıyla 13 Ağustos'ta Türk birlikleri tekrar ilerlemeye başladı. Türk birlikleri 14 Ağustos'ta başkent Lefkoşa'ya, 15 Ağustos'ta Lefke ve Mağusa'ya girdi. Uluslararası baskılar sonucunda ateşkes ilan edildi ve adanın %37'si Türkler'in kontrolüne geçti. 170.000 civarındaki Kıbrıslı Rum kuzeyde bulunan evlerinden göç ettirildi, 50.000 Kıbrıslı Türk ve daha sonra da Türkiye'nin teşviki ile Türkiye'den gelen göçmenler ise bu evlere yerleştirildi.


Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin ilanı

Rauf Denktaş kurucu cumhurbaşkanı

Kıbrıs Harekâtı sonrasında 1976'da Kıbrıs Türk Federe Devleti kurulmuştur.

15 Kasım 1983'te Kıbrıs Türk Federe Devleti meclisi self-determinasyon hakkını kullanarak oy birliği ile aldığı bir kararla, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni ilan etmiştir.

KKTC'nin kuruluş bildirgesini kurucu cumhurbaşkanı Rauf Denktaş okudu. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin kurulması, Kıbrıs Cumhuriyeti, Yunanistan’ın ve pek çok devletin yanı sıra Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin de tepkisini çekti.

Güvenlik Konseyi, 18 Kasım’da aldığı bir kararla bağımsızlık kararını kınadı. 13 Mayıs 1984’te de Güvenlik Konseyi 550 sayılı kararı ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ilanını ayrılıkçı bir hareket olarak tanımladı.

 

Görüşmeler ve Çözüm Arayışları

Kıbrıs Sorunu, dünyanın gündemine girdiğinden beri başta Birleşmiş Milletler bünyesindeki çalışmalar olmak üzere adanın birleştirilmesi gayesi ile birçok faaliyet yürütülmüştür. Fakat bunlardan bir sonuç alınmamıştır. Bunlardan biri olan 2004 Annan Planı referandumu da Kıbrıslı Türklerin "kabulü" ve Rumların "reddi" ile gerçekleşmemiştir. 1 Mayıs 2004'te Kıbrıs Cumhuriyeti tüm adayı temsilen Avrupa Birliği’ne girmişlerdir.

 

Coğrafya

Girne Dağları'nda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bayrağı ve Mustafa Kemal Atatürk'ün "Ne Mutlu Türküm Diyene" sözü.

Toprakları kuzeyde Dipkarpaz, batıda Güzelyurt, güneyde de Akıncılar'a doğru yayılır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Kıbrıs Cumhuriyeti toprakları arasında Birleşmiş Milletler'in kontrolünde tampon bölge bulunmaktadır.

KKTC'nin önemli yerleşim yerleri, başkent Lefkoşa, Girne, Gazimağusa, Güzelyurt ve İskele'dir. KKTC, etkisinde bulunduğu Akdeniz ikliminden dolayı fazla yağış almaz. Genellikle sıcak ve kuraktır.

Kıbrıs'ın sahil kıyıları, aşağı yukarı yüz milyon senedir Chelonia mydas ve Caretta caretta kaplumbağaları tarafından ziyaret edilmektedir. Bu canlılar yumurtlamak için Mayıs ve Ağustos ayları arasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin kumsallarına gelmektedirler. Adanın kuzeyinde doğal mağaralar da bulunmaktadır. Sarkıt ve dikitleri ile İncirli Mağarası, İnönü’deki Sütünlu Mağara, olmak üzere 85 adet civarındaki doğal mağara bulunmaktadır.

 

Yönetim ve politika

Ana maddeler: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde siyaset ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin devlet yapısı

Tufan Erhürman

Cumhurbaşkanı

2025 hâlen

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yarı başkanlık sistemi ile yönetilmektedir. Cumhurbaşkanı aynı zamanda devlet başkanı, başbakan ise hükümetin başkanıdır. Ülkede çok partili demokratik bir rejim vardır. Yürütme yetkisi Cumhurbaşkanı ve hükümet tarafından kullanılmaktadır. Yasama yetkisi ise KKTC Cumhuriyet Meclisi'ne aittir.

KKTC Cumhurbaşkanı halk tarafından, 5 yıllık süre için seçilir. Bu görevi 2025 yılına kadar 23 Ekim 2020'den beri Ersin Tatar yürütmekteydi. 19 Ekim 2025 yılında yapılan seçimlerde yeni Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman seçilmiştir. 50 kişiden oluşan Cumhuriyet Meclisi halkın oylarıyla seçilmektedir. 2022 genel seçimlerinde Ulusal Birlik Partisi (UBP) birinci parti çıkmıştır.

ABD merkezli Freedom House kuruluşu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni "özgür" olarak nitelemektedir.

İdari yapılanma

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti idari olarak altı ilçeye (Lefkoşa, Gazimağusa, Girne, Güzelyurt, İskele ve Lefke) bölünmüş olup, bu ilçelerin alt bölümü olarak da 12 bucak bulunur. İlçe yönetimindeki en üst düzey yönetici kaymakamdır, kaymakamlar İçişleri Bakanlığına bağlı olarak görev yapar; İçişleri Bakanı, Başbakan ve Cumhurbaşkanı'nın onayıyla atanır. En küçük yüz ölçümüne ve nüfusa sahip ilçe Lefke'yken, en büyük nüfus Lefkoşa, en büyük yüz ölçümüyse Gazimağusa ilçesinde bulunur. Yerel yönetim olarak yirmi sekiz belediye bulunur.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Türkiye haricinde tanınmamaktadır.

1992'de Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Meclisi'nin yetkisi olmadığı halde KKTC'nin tanınmasına ilişkin karar aldığına dair bilgi aktarılmaktadır.[48] Azerbaycan-Kuzey Kıbrıs arasındaki ilişkiler aralarına Türkiye'yi de katarak "bir millet, üç devlet" anlayışının gelişmesine ve bu anlayışın söz konusu ilişkilere yön vermesine yol açmış olsa da Azerbaycan Dağlık Karabağ sorunu yüzünden KKTC'yi resmen tanımamaktadır.

Haziran 2004'te İslam Konferansı Örgütü dışişleri bakanları "Kıbrıs Türk Toplumu" sıfatıyla gözlemci olarak katılan KKTC'nin Annan Planı'nda kullanılan "Kıbrıs Türk Devleti" tanımıyla katılmasını kararlaştırmışlardır.


Ordu

KKTC'nin Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı (G.K.K.) adında tümen seviyesinde bir askerî birliği vardır ve 4 Alaydan oluşmaktadır. G.K.K.'nda 18 ile 40 yaşları arasında zorunlu askerliğe alınmış 5000 kadar personel bulunmaktadır. Bunun yanında Türk Silahlı Kuvvetleri'nin 11. Kolordu'su Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı (K.T.B.K.) yerleşmiş durumdadır.

 

Ekonomi

Girne, Kuzey Kıbrıs'ın başlıca turizm merkezlerinden biridir. Turizm, Kuzey Kıbrıs ekonomisindeki baskın sektörlerinden biridir.

Kuzey Kıbrıs ekonomisine kamu sektörü, ticaret, turizm ve eğitimi içeren hizmet sektörü (2007'de GSYİH'nin %69'luk bir bölümü) hakimdir. Eğitim sektörünün 2011 yılında kazandığı gelir 400 milyon dolar olmakla beraber sanayi GSYİH'nin %22'sine ve tarım %9'una katkıda bulunur.[56][57] Kuzey Kıbrıs ekonomisi serbest piyasaya dayanmaktadır ve 2014 yılında yeni iş kurma alanında ülke, Avrupa'da birinci sırada yer almıştır.

Devam eden Kıbrıs sorunu ülke ekonomisini olumsuz etkilemektedir. Kıbrıs Cumhuriyeti, uluslararası alanda tanınan otorite olarak, bölgedeki havaalanlarının ve limanlarının kendi kontrolü altında olmadığını ilan ettiği için Kuzey Kıbrıs uluslararası ambargo altındadır. Türkiye dışındaki tüm BM üyesi devletler bu liman ve havalimanlarının etkinliğini tanımamaktadır. Bu durumun bir sonucu olarak Kuzey Kıbrıs büyük ölçüde Türkiye'nin ekonomik desteğine bağımlıdır ve Türk hükûmetinden para yardımı almaktadır.

Kuzey Kıbrıs para birimi olarak Türk lirasını kullanmaktadır. İhracat ve ithalat Türkiye üzerinden yapılmaktadır. Avrupa Birliği, Annan planından sonra limanların açılması sözünü verse de Kıbrıs Cumhuriyeti bunu engelledi ve her ne kadar pratik olmasa da ihracat ve ithalatın güneydeki limanla üzerinden yapılmasına izin verdi.


2011 yılında Kuzey Kıbrıs, adanın güney kesiminde meydana gelen ve elektrik santralini etkileyen bir patlamanın ardından Kıbrıs Cumhuriyeti'ne elektrik satmıştır. 2015 yılında tamamlanan Kuzey Kıbrıs Su Temin Projesi, Akdeniz'in altından geçen bir boru hattıyla Türkiye'nin güneyindeki içme ve sulama suyunu Kuzey Kıbrıs'a temin etmeyi amaçlamaktadır.

 

Altyapı

Ercan Uluslararası Havalimanı, Kuzey Kıbrıs'ın sivil havacılık maksatlı kullanılan tek havalimanıdır.

Uluslararası telefon kodu +90 392'dir. İnternet alan adı .ct.tr'dir. Dünya Posta Birliği Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni müstakil bir devlet olarak tanımadığından postalarda "Mersin 10 Turkey" posta kodu ile gönderilir.

 

Kıbrıs Cumhuriyeti 1975 yılında yaptığı girişimlerle adanın kuzeyindeki deniz limanlarını yasal olarak kapalı ilan etti, kuzeyde yer alan hava ve deniz limanlarını "yasadışı sınır geçiş noktası" olarak gördüğünü uluslararası kamuoyuna bildirdi. Bu nedenle Kuzey Kıbrıs'a hava ve deniz yoluyla doğrudan ulaşım yalnızca Türkiye üzerinden mümkündür, adanın kuzeyine durmaksızın yapılacak uçuşlar Chicago Konvansiyonu ihlali olarak sınıflandırıldığından tüm uçuşlar Türkiye'de durmak zorundadır. Kuzey Kıbrıs'a adanın güneyinden Yeşil Hat aracılığıyla ulaşmak da mümkün olsa da, Avrupa Birliği vatandaşlığı olmayanlar adanın kuzeyinden giriş yaptıklarında güneye geçememekte, kuzeyde kalacaklarını beyan etmeleri durumunda güneye girmelerine izin verilmediği durumlar da yaşanmaktadır. Adaya ulaşımda havayolu daha fazla kullanılmakta olup, etkin tek havalimanı Ercan Uluslararası Havalimanı'dır. Deniz yolunda Gazimağusa Limanı Kuzey Kıbrıs'ın yük taşımacılığında ana kapısı pozisyonunda olup, Girne Turizm Limanı Türkiye'ye yakınlığı dolayısıyla yolcu taşımacılığında daha ağırlıklı kullanılır. Ercan Havalimanı 2018 yılında 4 milyondan fazla yolcu trafiğine ev sahipliği yapmış olup, daha büyük kapasiteli yeni bir terminal binası 20 Temmuz 2023 tarihinde hizmete sunulmuştur.

 

Turizm

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin en büyük gelirlerinden biri olan turizmin ülkede büyük bir yeri vardır. Ülke iklimi tüm yıl boyunca tatil için olanaklar sağlar. Yağışlar Aralık ve Ocak aylarında yoğunlaşıp ortalama deniz sıcaklığı altı ayı aşkın bir süre 20 °C dir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bahar aylarında saran yabani çiçekleriyle ve havayı dolduran portakal, limon ve greyfurt çiçeği kokularıyla ünlüdür.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti sahilleri yüzmek için Akdeniz'in elverişli ve güvenli, mekânlarındandır. Çoğu tatil tesislerinin modern yüzme havuzları yanında, doğu Akdeniz'in serin suları için güzel sahilleri bulunur.

Adanın iç kesiminde Beşparmak Dağları, güneyinde geniş Mesarya ovası, Ercan Havalimanı ve ülkenin başkenti Lefkoşa bulunmaktadır. Lefkoşa şehrinin tarihi merkezi etrafı 5,5 km uzunluğunda şehir duvarı ile çevrilidir ve bu duvar hâlâ sağlamdır. Girişteki kapı Osmanlılar tarafından yapılmıştır. Doğu sahili boyunca tarihî, gelişmiş Gazimağusa kenti ve onun yanında Salamis Antik Kenti yer alır. Adanın en büyük yarımadası olan Karpaz Yarımadası, yeşil kaplumbağaların yumurtlama mekânıdır. Burada özel alanlar vardır ve giriş çıkış yasaktır.

 

8 Ekim 2020'de tampon bölge olarak bilinen Kapalı Maraş kısmının bir bölümü turistlere ve yerel halka açıldı.

 

Demografi

Nüfusu 2013 genel nüfus sayımına göre 286.257 olup yerli Kıbrıs Türkleri ve Türkiye'den gelen göçmenler olmak üzere iki esas zümreden oluşur. Bu zümreler dışında Türkiye'den ve kısmen diğer ülkelerden işçi statüsünde çalışmak üzere gelenler yaşamaktadır. Az sayıda Rum ve Maruni (Kıbrıs ağzında Maronit) doğuda Dipkarpaz, köyünde, kuzeyde Koruçam (Kormacit) ve Karpaşa köylerinde yaşamaktadır. Adadaki Latin kökenli Müslümanlara "Linobamvaki" denir.

Kıbrıs Türklerinin bir kısmı 1955 yılından itibaren siyasi ve ekonomik sebeplerle ülke dışına göç etmişlerdir. Özellikle Birleşik Krallık, Avustralya ve Türkiye Kıbrıs'tan büyük oranda göç almıştır. Ülkeye uygulanan ekonomik ambargolar nedeniyle üçüncü ülkelere yapılan ticarette büyük zorluklar çekilmesi ülke dışına yapılan göçlerin zaman içerisinde devamlılık kazanmasına yol açmıştır.

 

Dil

Resmî dili Türkçedir. Halk Türkçenin Kıbrıs ağzını konuşur. Yazı dilinde 1940'lardan itibaren Latin harfleri kullanılmaktadır.[kaynak belirtilmeli] Kıbrıs ağzında Türkiye Türkçesinde kullanılmayan veya farklı anlam taşıyan bazı kelimeler bulunmaktadır. Örneğin ayakça (pedal) ve macun (reçel).

 

Din

Günümüzde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti nüfusu 2014 yılı itibarıyla 313.000'dir.[77] Çeşitli kaynaklarda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ndeki Müslüman nüfus oranının %98,71 ile %99 oranında yer aldığı belirtilmektedir.[81][82] %0,5 oranındaki halkın Ortodoks Hristiyan, %0,2 oranında halkın Maruni Hristiyan, geriye kalanların ise diğer dini inançlarının bulunduğu belirtilmiştir.

Müslüman nüfus geleneğe bağlı olarak Sünni inancın Hanefi mezhebine bağlıdır. Din İşleri Dairesi Müslümanların dinî ihtiyaçlarına cevap vermeye çalışmaktadır. Din hizmeti veren personelin bir kısmı Türkiye'den sağlanmaktadır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde bir Alevi azınlığı bulunmaktadır.

Nüfusunun çok az kısmını oluşturan Ortodoks Rumlar ve Katolik Maruniler de bulunmaktadır.

Kıbrıs Türkleri Müslüman dünyası içerisinde yer alan en laik topluluklardan biri olarak tanımlanmıştır. 2006 yılında World Values Survey adlı dünya çapında gerçekleştirilmiş çalışmaya göre Kıbrıslı Türklerin %75'i Tanrı'nın hayatlarında çok önemli olduğunu belirtmiştir. Bu oran Kıbrıslı Rumlarda %91 olmuştur. Cami ve kilise gibi ibadet yerlerine ziyaret de Kıbrıs Türklerinde yaygın olmayıp, Kıbrıslı Rumlara kıyasla daha düşük oranlarda gözlemlenmektedir.

Eğitim

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti eğitim sistemi genel olarak üç bölüm olarak değerlendirilir; bunlar temel eğitim, orta eğitim ve yükseköğretimdir. Ülkede 5 yaşından 15 yaşına kadar süren zorunlu temel eğitim, ücretsizdir. Temel eğitim anaokulu, ilkokul ve ortaokul eğitimini kapsamaktadır. 5 yaş öncesi okul öncesi eğitim ise temel eğitime dahil olmasına rağmen zorunlu değildir.

Zorunlu temel eğitimi orta öğretim dönemi takip eder. Bu dönem zorunlu olmayıp süresi değişebilmektedir. Lise, lise kolej, meslek lisesi, fen lisesi ve pratik sanat okulunda eğitim üç yıldır. Güzel sanatlar lisesi, anadolu lisesi, teknik lise ve turizm otelcilik okullarında eğitim dört yıllıktır.

Orta eğitimden sonra yükseköğrenim dönemi gelmektedir. Bu dönemde ise önlisans, lisans, lisansüstü ve doktora eğitimi verilir. 18 veya 19 yaşında orta eğitimi bitiren öğrenciler, isteğe bağlı olarak yükseköğrenime devam edebilirler.

Ülkede 2017-2018 öğretim yılı itibarıyla ilkokul ve ortaokul düzeyinde okullaşma oranı %100, lise düzeyinde okullaşma oranı %65'tir.

Yükseköğretim

Milli Eğitim Yasası'na göre yükseköğretim, orta öğretime dayalı en az iki yıllık yükseköğretim veren eğitimin tümünü kapsar. Liselerden herhangi birini başarı ile tamamlayan öğrenciler, yükseköğrenim kurumlarının koşullarına bağlı olmak kaydıyla bu kurumdan yararlanma hakkına sahiptirler. Ülkede yükseköğretim paralıdır.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ndeki Atatürk Öğretmen Akademisi, Akdeniz Karpaz Üniversitesi, Kıbrıs Amerikan Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi Kuzey Kıbrıs, Uluslararası Final Üniversitesi, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Kuzey Kıbrıs Kampüsü, Bahçeşehir Kıbrıs Üniversitesi, Ada Kent Üniversitesi, Yakın Doğu Üniversitesi, Girne Amerikan Üniversitesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Kuzey Kıbrıs Kampüsü, Lefke Avrupa Üniversitesi, Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi, Doğu Akdeniz Üniversitesi, Kıbrıs İlim Üniversitesi,Girne Üniversitesi, Kıbrıs Sağlık ve Toplum Bilimleri Üniversitesi'nde 2017-2018 öğretim yılı itibarıyla toplamda 101.026 öğrenci vardır.

Mevcut 17 üniversitenin Türkiye'deki YÖK tarafından denkliği onaylanmıştır. DAÜ ve YDÜ,[89] Avrupa Üniversiteler Birliği'nin (EUA – European University Association) tam üyesidir. Bunun yanı sıra  KKTC'deki birçok üniversitenin Uluslararası Üniversiteler Birliği (IAU – International Association of Universities) ve İslam Dünyası Üniversiteleri Federasyonu (FUIW – Federation of the Universities of the Islamic World) üyeliği başta olmak üzere birçok uluslararası üyelikleri ve akreditasyonları bulunmaktadır. Girne Amerikan Üniversitesi, Birleşik Krallık'ta Canterbury'de 2009 yılında kampüs açmıştır, bu kampüsün denkliği 2010 yılında İngiliz Akreditasyon Konseyi tarafından kabul edilmiştir. Ayrıca Girne Amerikan Üniversitesi'nin, Amerika'da, Moldova'da, Türkiye ve Hong Kong'da ve Sri Lanka'da kampüsleri bulunmaktadır.

 

Kültür

Müzik

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde zamanla birçok müzik grubu ve sanatçı yetişmiştir. Bunlar genelde klasik müzik, opera, pop, Türk sanat müziği, Türk halk müziği, rap gibi müzik türlerini icra ederler.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Türkiye'de faaliyet gösteren birçok Kıbrıslı Türk sanatçı vardır. Bunlardan önde gelenleri şunlardır: Cemaliye Gülten Kıyıcı, Ali İrfan Peksoylu, Kamran Aziz, Rüya Taner, Eylem Kızıl, Ziynet Sali, Işın Karaca, Babutsa, Koray Çapanoğlu, Kıbrıs Müzik Yolcuları, Grup SOS, Fikri Karayel, Buray Hoşsöz.

 

Mutfak kültürü

Hellim

Kıbrıs Türk mutfağı, Türk mutfağı ve Akdeniz mutfağı ile benzerlikler göstermektedir. Bu çerçevede şeftali kebabı ve pilavuna gibi yemekler, molehiya, pirohu, koyun sütünden yapılmış hellim ve hellim kızartması, hellimli, tatlı olarak da macun, gullurikya, şamişi ve ekmek kadayıfı anılabilir.

 

Sanat

Özellikle fotoğrafçılık, heykelcilik (heykeltıraşlık), resim vb. görsel sanatlar gelişmiştir.

 

Spor

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, kendisine uygulanan ambargolar yüzünden spor alanında uluslararası organizasyonlara üye olamamaktadır. Ülkede kurulmuş olan Millî Olimpiyat Komitesi, Uluslararası Olimpiyat Komitesi tarafından tanınmamaktadır. Başta futbol olmak üzere tüm dallarda KKTC takımlarının uluslararası arenada mücadele etmesi Kıbrıs Cumhuriyeti hükûmeti tarafından engellenmektedir. Bazı Kıbrıs Türk sporcular bu nedenle Türkiye ve Rum takımlarında forma giymektedir.[93] Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu, NF-Board'un kurucu üyelerindendir.

 Basın

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde basın özgürlüğü, Anayasa'nın 26. maddesince garanti altına alınmıştır. Bu maddeye göre basın ve duyuru hakkı tüm vatandaşlar için serbesttir ve sansür uygulanamaz.

Bayrak Radyo Televizyon Kurumu (BRT) kamu yayıncılığı yapmakta olup Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin ilk televizyon kanalıdır. BRT 1 ve BRT 2 adında iki televizyon kanalının yanında beş adet de radyo ile kamusal yayıncılık yapmaktadır. Türk Ajansı Kıbrıs (TAK) bir devlet kurumu olarak haber ajansı faaliyeti yürütmektedir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde altısı yerli üçü yabancı toplam dokuz haber ajansı, on üç günlük gazete, dört haftalık dergi, dört aylık dergi, altı televizyon kanalı ve yirmi bir radyo kanalı faaliyetlerine devam etmektedir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde TRT de izlenebilmektedir.



ANITKABİR NÖBETİ


ANITKABİR MUHAFIZ ALAYINDAN

BİR ASKERİN MEKTUBU

"Benim adım ASKER, kimileri MEHMETCİK der.
Aynı, ailemdeki bütün erkeklere dendiği gibi.
Nüfus kağıdımda adımın ne yazdığı önemli mi?
Askerim ben.
81 vilayetten birinde doğdum.
Bu vatanın bir evlâdı olarak, vatan borcumu ödüyorum.
Acemi birliğinde seçtiler beni.
Mülakattan geçtim.
Sorular sordular, bildiğimi cevapladım.
"Yiyom - içiyom - gidiyom - geliyom - yapıyom - ediyom" dememem için, bir defter dolusu doğrusunu yazdırdılar bana bunların.
Muayeneden geçtim 4 kez.
Üniformamın dışından gözükecek dövmem var mı diye baktılar hep.
3 ay sonra dağıtım olarak Ankara Muhafız Alayına geldim.
Boş tüfekle yürüyüş eğitimi aldık.
Mankenlerin yaptığı gibi çizgi üzerinde düz yürüdük iki hafta.
Kaz Adımı öğrettiler.
Sizin bir saniye bildiğiniz şeyin, ağızdan çıkan iki heceli üç-beş harfli bir kelime ile eşit olduğunu öğrendim.
Her adımda bir saniye boşluğunu içimden saydığım iki heceli kelime ile geçtim.
Arkadaşlarımla, göz göze gelmeden bu saniye ölçümü ile aynı anda aynı hareketi yaptım.
Dönüşlerde köşe yapmayı öğrendim.
Ben bunları yaparken sürekli karşımda Atatürk resmi, Atatürk büstü, Atatürk'ün sözlerini yazan tabelalar vardı.
Zaten severdim Ulu Önderi.
Ama, onun kabrinde, onu bekleyeceğim bana bir kat daha gurur verdi.
Yattığımız yataklarda düz yattık hep, ayakta hazır ol da bekler gibi.
Sağa sola dönersek, nöbetçi astsubay veya çavuş bizi uyandırır, düz yat derdi.
Periyodik olarak tam bir saat, sonra iki saat ayakta kıpırdamadan durma eğitimi aldık.
Terimiz akar silemez, yüzümüz, sırtımız kaşınır kaşıyamazdık. Sinek konsa huylanırdık, kovamaz hatta üfleyemezdik bile.

İki ay daha geçti böylece.
Kıpırdamadan durmayı öğrendik.
Bakmak - Görmek kavramını öğrettiler bize. Sabit bir noktaya bakmamız ama baktığımızı görmememize şartladılar.
Gerçekten deneyin, bir noktaya sürekli sabit bakın, zaten başka bir şeyi göremiyorsunuz.
Gün geldi bu resmimim çekildiği yerde ve Anıtkabir girişinde nöbet tutmaya başladım.
Hava ve arkadaşlarımın sağlık durumuna göre bir saat veya iki saat bu nöbeti gururla tuttum.

Bize derlerdi ki, böyle nöbet tutan askere hap verirler, topuğundan iğne yaparlar, seni uyuştururlar.
Hiç alakası yok.
İnanın orada nöbet tutarken içinizi kaplayan gurur her şeyin önündedir.
Kıpırdamanız bir yana, acıkmaz, susamaz, kaşınmazsınız. Dikkatiniz baktığınız sabit noktadadır.
O nokta bazen, şekilden şekle girer sizin bakışlarınızda.
Bir tek ter...
Ah o ter var ya, sırtınızdan süzülürken hiç koymaz da, başınızdan yüzünüze, gözünüze sızan ter sizi mahveder.
Ziyarete gelen analar, babalar gelir siler terimizi.
Teşekkür edemeyiz ama, göz göze gelirsek, minnet hissimizi gözümüze bakan anlar.
Atamın huzuruna gelenler, onların vatan sevgisi, hele hele İstiklâl Marşı okunurken veya 10 Kasımlarda çalan siren gözümüzün yaşını getirir.
Oradaki insanlar üşenmez, gelir, tertemiz mendilleriyle göz yaşımızı silerler.
O an anam babam geldi sanırım.
İstemesem de baktığımı görürüm o an minnetle.
İşte bu gururu her Türk evlâdı yaşayamıyor.
Çok şanslıyım ben.
Adım ASKER, MUHAFIZIM ben,
görevim SAYGI NÖBETİ."

(Alıntıdır.)

ATATÜRK ZEHİRLENDİ Mİ?





Atatürk düşmanları, Atatürk’ün ölümünü alkole bağlarlar, içki içtiği için siroz hastalığına tutulduğunu ve içkiden öldüğünü söylerler.

Amaçları İslam dinine göre içilmemesi gereken alkollü içkiyi Atatürk’ün bağımlılık derecesinde içtiği dedikodusunu yayarak böylece Atatürk düşmanlığının temelini atmaktır.
Dinden geçinenler Atatürk düşmanlığı temelini atmak için O’nun ölümünü bu şekilde işlerlerken diğer yurttaşlar da bilgi eksikliğinden ve bu konunun yeterince işlenmemesinden dolayı, genelde bu şekilde; “Atatürk alkolden ölmüştür” şeklinde bilirler.

Bu nedenle konunun ayrıntılı ele alınması ihtiyacı vardır. Ölümünden bu yana geçen 86 yıldır sadece dost meclislerinde gündeme gelen ‘Atatürk ölmedi, zehirlendi’ iddialarına ilişkin tarihi belgeleri ele alırsak, 57 yaşında hayatını kaybeden Atatürk’ün doğal yollardan ölmediği, zamanın kudretli yöneticileri ve doktorları tarafından ‘zehirlendiğine’ ilişkin iddialar zaman zaman dillendirilse de bu, sınırlı bir tartışmanın ötesine geçmemiştir.

İlk belge; İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’nın 30 Haziran 1938’de, yani Atatürk’ün ölümünden 4,5 ay önce İsmet İnönü’ye gönderdiği yazı. “Çok kıymetli büyüğüm İsmet İnönü. Cumhurreisimizin hastalığı gün geçtikçe ilerlemekte, çevresinde size karşı bazı tedbirler aldığını duydukça çok üzülmekteyim. Tahsis ettiğimiz doktorun görevini layığı ile yaptığı kanısındayım. Cumhurreisimiz, doktorlardan çok şikâyet etmiş, ‘Beni Türk doktorlarına emanet edin’ demiştir.

Yabancı doktorları uzaklaştırmak istemektedir. Her şey yolunda ve mecrasında seyretmektedir. Sizleri Cumhurreisi olarak görmek arzusu hepimizde hasıl olmuştur. Hürmetle ellerinizden öperim efendim.

Dahiliye Vekili Şükrü Kaya.” (30 Haziran 1938). İkinci belge ise, Atatürk’ün zehirlendiği tartışmalarının 20 yıl sonra devletin zirvesindeki bazı isimlerin başını ağrıtacak ve ölüm tehditlerine bile sebep olacak şekilde yeniden gündeme geldiğini gösteriyor.

CHP Genel Sekreteri Kasım Gülek, 26 Şubat 1959 tarihindeki yazısında, daha sonra İçişleri Bakanlığı da yapacak olan Hıfzı Oğuz Bekata’yı nazik bir şekilde uyarıyor. Hıfzı Oğuz Bekata, Kasım Gülek’in ‘nazikçe’ uyarılarına rağmen Atatürk’ün ölümünün arkasındaki sırrı araştırmaya devam etti. Bekata’nın İçişleri Bakanı olduğu 1962 yılında, CHP Genel Sekreter Yardımcısı Doktor Lebit Yurdoğlu’ndan destek istediği, Yurdoğlu’nun elde ettiği bulguları bir mektupla ilettiği görülüyor.

Doktor Yurdoğlu, Bekata’ya yazdığı yazıda Atatürk’ün kesinlikle öldürüldüğüne dikkat çekiyor. Yurdoğlu tespitlerini şu şekilde sıralıyor: “Bu konuyu derinlemesine araştırdığımda sorunun sadece geç teşhis olmadığını, teşhisle uyumlu ilaçlar kullanılmadığını tespit ettim… Sıtma tedavisi için kullanılan Kinin ilacının 43 şişe kullanıldığını gördüm. Bu kadar Kinin kullanıldığında karaciğerinde onarılmaz yaralar açacağını her hekim bilir. Bunun sanki bilinçli kullanılmış olduğun izlenimi edindim… Eppinger, Bergman, Dr. Fissinger, Dr. Neşet Irdelp’in hekimlik görevlerini bilinçli bir şeklide eksik yaptıkları kanısı bende hâkim olmuştur.” Atatürk’ün hayatı boyunca çekilen binlerce fotoğrafı olmasına rağmen neden alkolik denilen bir insanın masasında ve elinde içki şişesi ve bardağı yoktur? Hatta kız çocuğuyla birlikte çekilmiş ve elinde bir bardak malt içeceği olmasına rağmen “Atatürk kız çocuğuna bira içiriyor” diye iftiralar atılmıştır.

Atatürk, yanlış tedavi uygulandığı için ölmüştür. Atatürk sanıldığı gibi siroz hastası değildi. Atatürk’e sıtma tedavisi yapılmış, aşırı Kinin yüklenmiş ve karaciğeri bu yüzden iflas etmiş, siroza dönüşmüştü. Tedaviyi yapan Doktor Mason locası üstadı doktor Mim Kemal’dir. Büyük Millet Meclisi’nde Atatürk’ün ölüm raporu gündeme geldiğinde, 1935 yılında kapatılan ancak Meclis’ten tam olarak arındırılamayan Masonlar ortaya bir fikir atarlar: “Efendim, gençlerimize terbiye olur, onun alkol ve sigaradan öldüğünü duyuralım…” denir ve kabul edilir, tarih kitaplarına da böyle girer…

Atatürk, vatanımızı 11 savaş yaparak, hepsinde de zafer ile ayrılarak düşmanı vatanımızdan kovmuştur. Bize Türkiye Cumhuriyeti’ni armağan etmiştir. Ne mutlu Atatürk’ü gerçekten anlayan ve anlatanlara! Aşırı dozda kinin verildiği gibi bu kininin civalı kinin olarak verildiği söylenir. Kininle verilen cıva zamana yayılarak kademeli olarak zehirlemiştir.

Bulgar Yahudi’si 33 numaralı mason Beneroysan 1948 de Yunan Laikifoni gazetesinde; Bir masonun itirafları başlığı altında yayınlandı. Yayınlanan itiraflarında Atatürk'ün mason localarını kapatmasından sonra; Dünya masonları Moskova'da toplantı halindeyken haberi alıyorlar ve o toplantıda intikam yemini ediliyor.1935 ten itibaren, Atatürk'e yakınlık kurarak ilk darbeyi sinir sistemine vurarak işe başlıyorlar. 1935 ten 1938’e kadar planlı olarak Atatürk'ün sağlığı üzerinde mason doktorlar vasıtasıyla hain planlarını uygulamaya koyduklarını itiraf ediyor. Kısacası, Gazi Mustafa Kemal Atatürk şehit edilmiştir. Ruhu şad, mekânı cennet olsun Türk'ün son başbuğunun! 

(Alıntıdır.)

10 KASIM ATATÜRK'Ü ANMA GÜNÜ

 

18811938



10 Kasım 1938 günü saat 09.05'te yaşamını yitiren, Türkiye'nin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk anısına her yıl tutulan ulusal yastır. 10 Kasım gününü kapsayan Atatürk Haftası ise Atatürk'ün yurt genelinde anıldığı, ilke ve devrimlerinin anlatıldığı, radyo ve televizyonda konuşmalarının kendi sesinden yayımlandığı, Atatürk'le ilgili filmlerin gösterildiği; 10-16 Kasım tarihleri arasına karşılık gelen haftaya denir.

10 Kasım günleri saat 09.05'te çalan siren sesleriyle birlikte Türkiye genelinde 2 dakika süreyle Atatürk anısına saygı duruşuna geçilmektedir. Ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi binası önündeki bayraklar hariç, Türkiye'deki tüm resmi binalarda ve ülkenin dış temsilciliklerde bayraklar, yas göstergesi olarak yarıya indirilir. Anıtkabir'de bulunan bayraklar diğer günlerde hiçbir sebeple yarıya indirilmez. Bayrağın sürekli çekili bulunmadığı yerlerde, bayrak önce göndere çekilir; daha sonra da yarıya indirilir.


 iç mekan, suya batmak, lavabo, duvar, zemin içeren bir resim

Yapay zeka tarafından oluşturulmuş içerik yanlış olabilir.    

Atatürk'ün mozolesi.


Anıtkabir'de düzenlenen törenler:

Başkent Ankara'daki törenler Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı Yardımcısı, Meclis Başkanı, Meclis'te grubu bulunan siyasi partilerin genel başkanları, Genelkurmay Başkanı, Kuvvet Komutanları ve diğer devlet erkânın katılımıyla Anıtkabir'de gerçekleştirilir. Tören, Aslanlı Yol ‘da yürüyüşle başlar. Yürüyüşün ardından Cumhurbaşkanı, Atatürk'ün mozolesine çelenk koyar. Saat 09.05'te devlet erkânı iki dakikalık saygı duruşunda bulunur ve İstiklâl Marşı okunur. Törenin ardından Anıtkabir Özel Defteri imzalanır.


Dolmabahçe Sarayı'nda düzenlenen törenler: 



Atatürk'ün Dolmabahçe Sarayı'ndaki yatağı


İstanbul'da, resmî ve askerî erkân ile sivil toplum örgütlerinin, öğrencilerin ve halkın katıldığı Atatürk'ü anma törenleri bazı yıllar Atatürk'ün vefat ettiği İstanbul'un Beşiktaş ilçesinde bulunan Dolmabahçe Sarayı'nın 71 numaralı odasında düzenlenir. Törenin, valilikçe Taksim Meydanı'ndaki Cumhuriyet Anıtı'nda düzenlendiği yıllarda bile Dolmabahçe Sarayı'nda halkın katılımıyla Atatürk'ü anma töreni yapılır. Saat 09.05'te başlayan siren sesi eşliğindeki iki dakikalık saygı duruşunun ardından İstiklâl Marşı okunur. Törenden sonra Saray ziyaretçilere açılır.


Okullarda düzenlenen bayrak törenleri:

Okullarda düzenlenen bayrak törenleri, bayrağı yarıya indirecek öğrenci ile gönderin sağında ve solunda bayrağa dönük olarak duran iki diğer öğrencinin, "hazır ol “da bayrağı selamlamasıyla başlar. Saat 09.05'te gelen siren veya boru sesi eşliğinde meşaleler yakılır ve katılımcılar iki dakikalık saygı duruşunda bulunur. 10 Kasım haricindeki saygı duruşlarında bu süre bir dakikadır. Saygı duruşunun ardından gönderde çekili duran bayrak, İstiklâl Marşı eşliğinde ağır ağır yarıya indirilir. Marşın bitimi ve görevli öğretmenin "rahat" komutu ile bayrak töreni tamamlanır. Tören boyunca Atatürk Büstü ‘nün sağ ve sol yanında biri kız, diğeri erkek iki öğrenci tarafından saygı nöbeti tutulur. Yarıya indirilen bayrak, ders günün sonunda yeniden tören yapılması gerekiyorsa tekrar tepeye çekilmez. Yeni tören seyyar direkli bir bayrakla yapılır. Bayrak, gün batımında görevli kişi tarafından törensiz olarak tepeye çekilir.

 

Mülki idarelerin düzenlediği törenler:

Pek çok il ve ilçede kaymakamlık ve valilik tarafından düzenlenen Atatürk'ü anma törenleri kapsamında, kamu görevlileri ve yerel halkın katılımıyla Atatürk anıtına çelenk bırakılır. Saat 09.05'te gelen siren sesiyle iki dakikalık saygı duruşunda bulunulur. Ardından İstiklâl Marşı eşliğinde bayraklar yarıya indirilir. Törenden sonra sıklıkla bölgede bulunan okul veya kültür merkezi gibi yerlerde günün anlam ve önemine uygun konuşmalar yapılır ve Atatürk ile ilgili sergi açılışları, oratoryolar, şiir ve müzik dinletileri gibi etkinlikler düzenlenir.


Diğer resmî törenler:

Pek çok büyük devlet kurumu ve üniversite de kendi Atatürk'ü anma törenlerini düzenler. Kurumda çalışanların katıldığı bu törenlerde, Atatürk büstüne çelenk konulur; iki dakikalık saygı duruşunda bulunulur ve İstiklâl Marşı eşliğinde bayraklar yarıya indirilir. Törenin ardından, günün anlam ve önemini vurgulayıcı konuşmalar ve sunumlar yapılır; sergi, dinleti gibi etkinlikler düzenlenir.


      

Taksim Cumhuriyet Anıtı 


Halkın Katılımı:

Her yıl 10 Kasım günü saat 09.05'te sirenlerin çalmasıyla birlikte ülke genelinde pek çok kişi, o sırada törende olmasa bile, bulundukları noktada saygı duruşuna geçmektedir. O anda trafikte olan insanlar arabalarından inerek saygı duruşuna katılmakta ya da korna çalarak sirene eşlik etmektedir. Devlet kurumlarının düzenlediği anma törenlerinin yanı sıra sivil toplum örgütleri de tören, gösteri veya yürüyüş gibi etkinlikler düzenlemekte ya da resmî kurumların düzenledikleri etkinliklere katılmaktadırlar. Dolmabahçe Sarayı'nda Atatürk'ün hayatını kaybettiği odada düzenlenen anma törenine katılmak isteyenler uzun kuyruklar oluşturmakta, törenin ardından Atatürk'ün yatağına karanfiller bırakıp Saray'ı ziyaret etmektedir.

Ayrıca Türkiye'nin pek çok yerinden yüz binlerce insan, her yıl Atatürk'ü mezarı başında anmak için Anıtkabir'i ziyaret etmektedir.



Anıtkabir - Ankara


🙏    🙏   🙏