Makbule Hanım - Zübeyde Hanım ve Mustafa Kemal
Zübeyde Hanım (1857, Langaza - 14 Ocak 1923, İzmir), Türkiye
Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün annesi.
Ali Rıza Efendi ile evliliğinden altı çocuk sahibi oldu,
dördünü çocukluk çağında kaybetti. Eşini kaybettikten sonra Mustafa Kemal ve
Makbule'yi yetiştirdi. I. Dünya Savaşı sırasında Selanik'ten ayrılıp İstanbul'a
geldi. Millî Mücadele'yi başlatmak üzere Anadolu'ya geçen Mustafa Kemal'i 16
Mayıs 1919 günü İstanbul'dan uğurladı. Oğlu Mustafa Kemal'i üç yıl sonra
yeniden görebildi.
Yaşamı
Ailesi ve çocukluğu
1857'de Langaza'da doğdu. Toprak işleri ile uğraşan
"Sofuzadeler" ailesinden Feyzullah Ağa ile onun üçüncü eşi Ayşe
Hanım'ın (Ayşe Molla) tek kızıdır.
Aile kökeni, II. Mehmed zamanında Karaman'dan Rumeli'ye
göçüp Selanik ile Manastır'ın arasındaki Vodina Sancağı'na bağlı
"Sarıgöl" bucağına yerleşen ve "Konyar" olarak da bilinen
Yörük Türkmenlere dayanır.
Zübeyde Hanım, Langaza'da Rapla Çiftliği'nde büyüdü. Çocukluğunda
okuma yazmayı öğrendi. Okuryazar olduğu için annesi gibi "molla"
lakabı ile anıldı. Muhafazakâr, geleneklerine bağlı, dindar bir kadın olarak
yetişti.
İlk evliliği
Genç kızlık döneminde ailesi ile Selanik'e yerleşti. Osmanlı
Rüsumat (Gümrük) İdaresinde memur olarak çalışan Ali Rıza Efendi ile Selanik'te
evlendi. Bu evliliğin tarihi kesin olarak bilinmez.
Çift, evlendikten sonra bir süre Ali Rıza Efendi'nin
ailesinin yaşadığı Selanik'te Yenikapı mahallesindeki evlerinde yaşadı. Burada
yaşadıkları dönemde Fatma, Ömer ve Ahmet adlı üç çocukları oldu ve Fatma'yı
1875'te difteriden kaybettiler.
Ali Rıza Efendi, 1876'da Osmanlı-Sırp Savaşı'nın başladığı
günlerde kurulan Selanik Askerî Milliye Taburu adlı gönüllü taburda askerlik
yaptı. Aynı yıl, Ali Rıza Efendi'nin babası Kızıl Hafız Ahmet Efendi Selanik Olayının
ele başlarından olmakla suçlandı ve dağa çıkarak Firarî Ahmet Efendi oldu.
Zübeyde Hanım ile Ali Rıza Efendi, Selanik'ten ayrılarak Ali
Rıza Efendi'nin tayin olduğu, Türk-Yunan sınırındaki "Papaz Köprüsü"
ya da "Çayağzı" denilen bölgede yaşamaya başladılar. Burası bir
yerleşim yeri değil, sadece görevlilerin ailelerinin kaldığı birkaç ev ile
gümrük kontrol noktasından ibaret bir yerdi; yaşam şartları çok ağırdı.
Bir süre sonra memurluktan ayrılarak kereste ticareti ile
uğraşmaya başlayan Ali Rıza Efendi, Selanik'te Koca Kasım Paşa Mahallesi'ndeki
pembe boyalı evi yaptırdı. Dördüncü çocuklarına hamile Zübeyde Hanım, rahat bir
doğum yapmak için Selanik'e gitti ve 1881'de Selanik'te bir oğlan doğurdu. Ali
Rıza Efendi bebeğe, çocukken ölen kendi kardeşi Mustafa'nın hatırasını yaşatmak
için "Mustafa" adını verdi.
1883'te Mustafa iki yaşındayken sekiz ve dokuz yaşındaki
abileri Ömer ve Ahmet, Papazköprüde difteriden öldü. Defnedildikten sonra
Ahmet'in cesedinin çakallar tarafından parçalanması Zübeyde Hanım'ı derinden
etkiledi.
Bu yıllarda yöredeki Yunan eşkıyasının saldırıları yüzünden
kereste ticaretinde büyük zarar gören, bir iki defa da eşkıyalar tarafından
rehin alınan Ali Rıza Bey, kereste ticaretini bıraktı ve aile tekrar Selanik'te
yaşamaya başladı. Zübeyde Hanım ile Ali Rıza Efendi'nin iki çocukları daha
oldu. Makbule 1885'te, Naciye 1889'da doğdu.
Kereste işinden sonra tuz ticareti yapan Ali Rıza Efendi,
satışlar iyi gitmeyip tuzlar depoda eriyince dükkânı kapadı ve içine kapandı.
Memurluğa tekrar girme girişimi başarısız oldu.[9] Kimi kaynaklara göre
1888'de, kimine göre 28 Kasım 1893 tarihinde bağırsak veremi nedeniyle öldü.
Zübeyde Hanım, eşinin kaybından sonra çocukları Mustafa,
Makbule ve Naciye'yi büyütme görevini tek başına üstlendi.
İkinci evliliği
Zübeyde Hanım, Ali Rıza Efendi'yi kaybettikten sonra pembe
boyalı evin yanındaki küçük bir eve geçti.[11] Pembe Ev'i kiraya vererek bu
gelir ile yaşamını sürdürdü. Üvey kardeşi Hüseyin Bey'in Langaza'daki bir
çiftlikte kâhyalık yaptığı dönemde çocuklarıyla çiftliğe gitti. Bir süre sonra
Mustafa'nın okulu nedeniyle Selanik'e döndü.
Kardeşi Hüseyin'in aracı olması ile Teselyalı Lalot oğlu
Ragıp Bey, birkaç defa Zübeyde Hanım ile evlenmek istediyse de o, oğlu
Mustafa'nın tepkisi nedeniyle önce reddetti. Ardından teklifi kabul etti ve
dört çocuklu dul bir bey olan reji memuru Ragıp Hayri Bey ile evlendi.
Evlilikten sonra pembe boyalı eve yerleştiler.
Mustafa, annesinin evlenmesine baştan tepki göstermiş; hatta
evi terk edip Horhorsu mahallesinde oturan Emine halasının yanında kalmıştı.
Zamanla üvey babası ile olumlu ilişkiler kuran Mustafa Kemal, Ali Fuat
Cebesoy'a, Ragıp Bey hakkında "Bana karşı hep çok saygılı davranmış, büyük
adam muameleleri etmiştir. Nazik ve kibar bir insandır." demiştir.
En küçük çocuğu olan 12 yaşındaki Naciye'nin 1901'de
veremden ölümü ile Zübeyde Hanım dördüncü çocuğunu da kaybetti.
Hayatta kalan tek oğlu Mustafa Kemal'in 1905'te Harp
Akademisi’ni bitirip kurmay yüzbaşı olduktan sonra arkadaşlarıyla "gizli
örgüt kurmak, bu amaçla para toplamak, Sultan Abdülhamid’e bombalı bir saldırı
planlamak" gibi suçlamalarla tutuklanıp bir süre Bekirağa Bölüğü'nde
hapsedilmiş olduğunu öğrendiğinde derhal İstanbul'a gitti ve birkaç gün
görebildiği oğlunu ilk görev yeri olan Şam'a uğurladı.
Yaşadığı Selanik kenti, Balkan Savaşları'ndan sonra Osmanlı
toprağı olmaktan çıktı; 10 Ağustos 1913'te imzalanan Bükreş Antlaşması ile
resmen Yunanistan'a bırakıldı. Aile bu dönemde Selanik'te kalmaya devam etti.
I. Dünya Savaşı ve Millî Mücadele yılları
Zübeyde Hanım, I. Dünya Savaşı sırasında Ragıp Bey'den
ayrıldı; kızı Makbule ve üvey kızı Ruhiye ile İstanbul’a göç etti. Mustafa
Kemal'in Haziran 1915'te kiraladığı Beşiktaş Akaretler ’deki 76 numaralı eve
yerleşti.
Mustafa Kemal Paşa, Doğu Cephesi’nde görevliyken tanıyıp
evlat edindiği öksüz çocuklardan biri olan Abdurrahim’i ona bıraktı. Zübeyde
Hanım, Mustafa Kemal'in emaneti Abdürrahim'i yetiştirdi. Ayrıca Zehra, Afife ve
İhsan adında başka manevi evlatları da vardı ve Makbule Hanım'ın aktardığına
göre Akaretler ‘deki evde hepsi bir arada yaşamaktaydı.
I. Dünya Savaşı sırasında Mustafa Kemal’in cephede sarılık
geçirerek Halep'te tedavi olduğu sırada İstanbul'da, Mustafa Kemal'in çöl kumu
nedeniyle gözünün kör olduğu söylentisi yayılmıştı. Zübeyde Hanım, oğlunun kör
olduğu endişesiyle Halep'e trenle bir hafta süren yolculuk yaptı. Oğlunu
ziyaret edip İstanbul'a döndü.
Savaşta mirliva rütbesi alan ve "Paşa" unvanı ile
anılmaya başlayan Mustafa Kemal, Mondros Mütarekesi'nin ardından, İtilaf
donanmalarının İstanbul'a demir attıkları gün olan 13 Kasım 1918'de cepheden
döndü. Ailesi için Şişli'deki Halaskargazi Caddesi'nde bulunan üç katlı evi
kiraladı. Zübeyde Hanım, 28 Kasım 1918'den itibaren kızı Makbule ile bu evin
üçüncü katına yerleşti. Millî Mücadele'yi başlatmak üzere Anadolu'ya geçen
Mustafa Kemal'i 16 Mayıs 1919 günü bu evden uğurladı.
Mustafa Kemal Paşa'nın 19 Mayıs 1919 günü Samsun'a çıkarak
Kurtuluş Savaşı'nı başlattığı dönemde Zübeyde Hanım, kızı Makbule Hanım'ı, o
sırada ticaretle uğraşan Mustafa Mecdi Bey ile evlendirdi.
Mustafa Kemal'in Samsun'a çıkışından sonra Şişli'deki evden
ayrılıp yeniden Akaretler ‘deki eve dönen Zübeyde Hanım, Türk ordusu
Anadolu'daki bağımsızlık savaşında başarılar elde ettikçe işgal kuvvetlerinin
baskılarına maruz kaldı. 1920'de Mustafa Kemal ve arkadaşlarının idama mahkûm
edilmesi haberinden sonra üzüntüsünden kısmi felç geçirdi.
Mustafa Kemal ile buluşması
Zübeyde Hanım, oğlu Mustafa Kemal ile ancak 14 Haziran
1922'de tekrar buluşabildi. Mustafa Kemal'in Türk ordusunun Başkomutanlık
Meydan Savaşı için hazırlık yaptığı dönemde Albay Halit Bey komutasındaki
Kocaeli grubunu denetlemek ve Fransız gazeteci ve yazar Claude Farrére ile
görüşme yapmak üzere İzmit'e geldiği sırada Zübeyde Hanım, kızı Makbule Hanım ile
tebdili kıyafetle Adapazarı'na gitti. Üç yıldır görmediği oğlu Mustafa Kemal
ile Askerlik Şubesi Başkanı Binbaşı Vehip Bey'in evinde buluştu.
Bu buluşmadan sonra Zübeyde Hanım, Mustafa Kemal ile
Ankara'ya gidip bir bağ evine yerleşti. Büyük Taarruzu başlatmak için
Ankara'dan ayrılmadan önce onu ziyaret eden, ancak gizlilik gereği Ankara'da
bir çay ziyafetine gittiğini söyleyen oğluna bir mektup yazıp onu şu sözlere
savaşa uğurladı.
“Oğlum, seni bekledim. Dönmedin. Çay ziyafetine gideceğini
söyledin. Ama ben biliyorum, sen cepheye gittin. Sana dua ettiğimi bilesin.
Harbi kazanmadan dönme.”
Son günleri ve ölümü
Mustafa Kemal Paşa'nın bizzat Zafertepe'den idare ettiği
Başkomutanlık Meydan Muharebesi ile savaş zaferle sonuçlandı ve vatanın
kurtuluşu sağlandı. Zübeyde Hanım, Ankara'nın sert iklim koşulları sağlığını
olumsuz etkilediğinden Zafer'den sonra tedavi olmak ve Mustafa Kemal'in
evlenmeyi düşündüğü Latife Hanım ile tanışmak amacıyla 18 Aralık 1922'de
İzmir'e gitti.
Son günlerini Latife Hanım Köşkü'nde geçiren Zübeyde Hanım,
14 Ocak 1923'te 66 yaşında öldü. Cenazesi, Karşıyaka'daki Ferik Osman Paşa
Camii avlusuna defnedildi.
Anıt Mezarı
Zübeyde Hanım'ın mezarı 1940'ta bir anıt mezara
dönüştürüldü. Çok sade olan anıt mezar, oğlu Mustafa Kemal Atatürk'ün arzusuna
göre tasarlanmıştır.
Zübeyde Hanım Anıt Mezarı, 1940 yılında İzmir Belediyesi
tarafından resmen açıldı. Zübeyde Hanım, her yıl 14 Ocak'ta mezarı başında
anılmaktadır.
Son günlerini geçirdiği ve son nefesini verdiği Latife Hanım
Köşkü, 2008'de bir anı evi olarak düzenlenerek ziyarete açılmıştır.