3. Kitabım "Aşkpedia" E-Kitap ve Sesli Kitap olarak yayımlandı. Çok yakında basılı kitap olarak da yayımlanacak!



BARIŞ YAPAY ZEKA YORUMLARI

 

                    


Copilot Yapay Zekâ Yorumu:

Ali Gökçe'nin "BARIŞ" adlı kitabı, anı ve öykü türünde yazılmış bir eser olup, Mayıs 2025'te yayımlanmıştır. Kitap, farklı konulara değinen çeşitli hikâyeler ve anılardan oluşmaktadır. İçeriğinde şehir hayatı, insan ilişkileri, kültürel gözlemler ve toplumsal olaylar gibi pek çok tema işlenmektedir.

Ali Gökçe, 1956 yılında Van'da doğmuş, İstanbul'da eğitim almış ve uzun yıllar finans sektöründe çalıştıktan sonra edebiyatla ilgilenmeye başlamıştır. "BARIŞ" kitabı, yazarın gözlem gücünü ve anlatım yeteneğini ortaya koyan eserlerinden biridir.


ChatGPT Yapay Zekâ Yorumu:

Ali Gökçe'nin Barış adlı kitabı, yazarın yaşam öyküsünü, anılarını ve gözlemlerini içeren ikinci eseridir. Mayıs 2025'te e-kitap formatında yayımlanmıştır. Kitap, yazarın çocukluk anılarından iş yaşamına, seyahatlerinden günlük yaşamın içindeki mizahi ve düşündürücü olaylara kadar geniş bir yelpazede 232 sayfalık bir anlatı sunar.

Barış, anı ve öykü türünde kaleme alınmış olup, yazarın hayatından kesitleri samimi ve akıcı bir dille okuyucuya sunar. Kitapta yer alan başlıklar arasında "Somun", "Sokak Çocuğu", "Venedik", "Kahire", "Kanlıca", "Kefillik = Sefillik", "İndira Gandi", "Altıncı His", "Kefen Parası" gibi dikkat çekici bölümler bulunmaktadır. Bu başlıklar, yazarın farklı dönemlerdeki deneyimlerini ve gözlemlerini yansıtarak, okuyucuya hem nostaljik hem de düşündürücü bir okuma deneyimi sunar.

Barış, yazarın ikinci kitabı olup, yaşam öyküsünü ve anılarını okuyucularla paylaşma amacını taşır.

Ayrıca, kitabın basılı versiyonu da yakında yayımlanacaktır.


Gemini Yapay Zeka’nın Yorumu:

Ali Gökçe'nin "BARIŞ" isimli bir kitabı bulunmaktadır. Yazarın ikinci kitabı olan "Barış", Mayıs 2025'te E-kitap Yayıncılık tarafından yayımlanmıştır.

Kitap, yazarın yaşamından çeşitli öykü ve anıları içermektedir. İçindekiler kısmına bakıldığında, "Somun", "Ponpon", "Görele", "Sokak Çocuğu", "Daktilo", "Abdürrahim Bey", "Adisyon", "Venedik", "Napoli", "Paris Gümrüğü", "Kahire", "Metro Jetonu", "Veli", "Rüşvet", "Bahşiş", "Hamam", "Kitabevi", "Kanlıca", çeşitli tuvalet anıları, "Nişan Hediyesi", "Kolsuz Agop", "Marina Yatch Club", "Meyhane", "Fötr", "Haysiyet Divanı", "Tuhaf Bir Turist", "Şahsuvar", "Kumar", "Gümüşdere", "Pot", "Kefillik = Sefillik", "Kaza", "Kardeş Ayrımı", "Öğrenmenin Yaşı Vardır", "Bay Niko", "Doğum Günü", "İndira Gandi", "İnsanlık Uğramamış", "Aptal mısın?", "Hiperden Hipoya", "Dinamit Lokumu", "Nazar", "Simit", "Anjiyo", "Şans", "Dönek", "Cimri", "Kindar", "Kar", "Aşk", "Duty Free Shop", "Akvaryum", "Diş", "Hırsız", "Yankesici", "Bay Beyazkurt", "Sinüzit", "Sinema", "Yemin", "Tuzla-Buz", "Benzerlik", "Altıncı His" gibi birbirinden farklı konu başlıkları göze çarpmaktadır.

"Barış", Ali Gökçe'nin kişisel deneyimlerini ve gözlemlerini samimi bir dille okuyucuya aktardığı bir eserdir. Yazarın ilk romanı ise "İran Hududunda Bir Tilki"dir.




KİTAP ÖNERİSİ


DEĞERLENDİRME

 


"İran Hududunda Bir Tilki" isimli romanım, 93 yıllık bir zaman diliminde Karadenizli bir ailenin yaşadığı dönüşümü ve trajikomik olayları ele alıyor. 

Roman, Karadeniz'in köklü kültüründen kopuşun ve modernleşmenin getirdiği çalkantıları samimi bir dille anlatıyor.

Romanın Başlıca Özellikleri:

• Kuşaklar Arası Çatışma: Roman, farklı kuşakların değerler çatışmasını ve bu çatışmanın bireyler üzerindeki etkilerini derinlemesine işliyor.


• Kültürel Kimlik Kaybı: Karadenizli kimliğin zaman içinde nasıl yitirildiğini ve bu kaybın bireysel ve toplumsal sonuçlarını gözler önüne seriyor.

• Mizah ve Eleştiri: Yazar, trajikomik bir üslupla toplumsal sorunları eleştirerek okuru düşündürüyor.

• Samimi Bir Anlatım: Roman, olayları kahramanların gözünden samimi bir dille anlatarak okuyucuyla güçlü bir bağ kuruyor.

Roman Hakkında Neler Söylenebilir?

"İran Hududunda Bir Tilki", sadece bir ailenin hikayesi değil, aynı zamanda Türkiye'nin modernleşme sürecinde yaşanan dönüşümlerin bir yansıması. Roman, okurlarına hem duygusal bir yolculuk sunuyor hem de toplumsal konular hakkında düşündürücü sorular soruyor.

Kimler Bu Kitabı Okumalı?

• Aile ilişkileri ve kuşaklar arası çatışmalar hakkında daha fazla bilgi edinmek isteyenler.

• Kültürel kimlik ve modernleşme konularına ilgi duyanlar.

• Samimi ve akıcı bir anlatımla yazılmış romanlar okumayı sevenler.

Roman Hakkında Daha Fazla Bilgi İçin:

Eğer romandan daha fazla alıntı veya detaylı bir inceleme isterseniz, bu konuda size yardımcı olabilirim. Ayrıca, roman hakkında diğer okuyucuların ne düşündüğünü öğrenmek için internet üzerindeki yorumları da inceleyebilirsiniz.


"İran Hududunda Bir Tilki" romanımı, aşağıdaki linkleri tıklayıp; internetteki pek çok kitap satış sitesinden temin edebilirsiniz.

YURTİÇİ SATIŞ SİTELERİ



Ek Bilgiler:

• Yayınevi: E-Kitap Yayıncılık
• Basım: Cinius Matbaacılık
• ISBN: 9786257157810
• Sayfa Sayısı: 520
• Ebat: 16x23 cm
• Basım: 09/2024







SAYFALAR

 

Sayfaların üzerine tıklayıp okuyabilirsiniz!




👎


👎



👎


👎


👎













İÇ KAPAK

 





KAPAK TOTOĞRAFLARI



"İran Hududunda Bir Tilki" isimli romanımın ön ve arka kapak tasarımı tamamen şahsıma aittir. Keza aşağıda kullandığım fotoğrafların orijinalleri de bendedir.

Birinci fotoğrafı ön cephede, ikinci fotoğrafı da büyüterek filigran olarak arka cephede kullandım.

Neticeten kapak tasarımında 'telif hakları yasasına' karşı bir muhalefetim olmamıştır!


 




















FLORENCE NIGHTINGALE


Modern hemşireliğin kurucusu ve temsilcisi olan Florence Nightingale, 1820 yılında İngiltere'nin Florence şehrinde doğmuştur.
Babası İngiltere de büyük arazilerin sahibi olarak, zengin ve şehrin ileri gelenlerinden idi. Florence, hastalara kötü muamelenin olduğunu ve bu durumu ortadan kaldırmak için hastabakıcı olmak istediğini ve bu durumu daha da ileri getirerek bunun bir meslek haline getirilmesi gerektiğini düşünmekteydi.

Hastabakıcı olma isteğini ailesine bildirdiğinde, ailesinin hastabakıcılığa pis ve aşağı bir meslek olarak bakması, genellikle de bu işi daha çok yalnız ve fakir kızların yapması nedeni ile bu isteği ailesi tarafından kabul edilmemiştir.
Florence Nightingale, genç kızlık dönemine geldiğinde ise ailesinin bütün karşı çıkmalarına rağmen, idealist karakteri gereği idealinin peşinden koşarak hemşire oldu. Bu alanda Almanya ya giderek hastabakıcılığı ve hastane yönetimi üzerine incelemeler yaptı.
1853 de Londra’daki hasta kadınların bakımı kurumuna yönetici olarak getirildi. 1853- 1856 yılları arasında olan Kırım Savaşında İngiliz ordusundaki yaralı askerlere bakmak üzere gönüllü hemşire ve rahibelerle İstanbul Selimiye kışlasında kurulan askeri hastaneye gönderildi. Yaptığı başarılı çalışmaları sonucunda yaralı askerlerdeki ölüm oranı hızla düşmüştür.

Bazı yorumcular Nightingale'in Kırım Savaşı'ndaki başarılarının medya tarafından abartıldığını, halkın bir kahramana olan ihtiyacının karşılandığını iddia etmiştir. Bununla birlikte, eleştirmenler Nightingale'in başarılarını profesyonel hemşirelik rollerini belirleyici nitelikte olduğunu kabul etmiştir. Savaş sonrası döndüğü İngiltere de kurulan Ordu Sağlığı Kraliyet Komisyonunda görev almıştır.
Nightingale çok yönlü bir yazardır. Yaşamı boyunca yayınlanan eserlerinin çoğu yayılan tıbbi bilgilerle ilgili olmuştur. Yazınsal becerileri kötü olanlar tarafından kolayca anlaşılabilecek basit İngilizce ile yazılmıştır. Ayrıca istatistiksel verilerin grafiksel sunumunu halka sevdirmeye yardımcı olmuştur. Din ve mistisizm üzerine yoğunlaşmış çalışmaları sadece ölümünden sonra yayımlanmıştır.
1860 yılında halkın verdiği bağışlar ile Nightingale Fonunu kullanarak ilk Nightingale hemşirelik okulunu kurdu. 12 Mayıs Nightingale 'in doğum günü olması nedeni ile her yıl 12 Mayısta başlayan haftalar tüm dünyada hemşirelik haftası olarak kutlanmaktadır.

Yeni hemşireler tarafından alınan Nightingale Andı ile adı onurlandırılmıştır.1907 yılında ise Order Uf Merit liyakat ödülü ile ödüllendirildi. Aynı yıl Londra'daki Kızılhaç Toplulukları Sekizinci Uluslararası Konferansı'nda, toplanan delegeler, hemşirelik alanındaki seçkinlere verilecek bir Uluslararası "Florence Nightingale Madalyası" hazırlamaya karar verdiler. Daha sonra, Florence Nightingale Madalyası 1912'de Uluslararası Kızılhaç Komitesi tarafından kuruldu. Bu, hemşirelere verilen en yüksek uluslararası ödüldür, Hemşirelere veya hemşire yardımcılarına, -yaralılara, hasta veya özürlülere olağanüstü cesaret veya bir çatışma ve felaketin sivil kurbanlarına olan yardımlara göre- verilir.

Hayatı boyunca bir çok başarıya imza atan Nightingale, 1910 yılında vefat etmiştir.



GÖRELE

                         


GöreleGiresun ilinin kuzeydoğusunda bulunan ve Karadeniz'e kıyısı olan bir ilçedir.

İl merkezine 63 km uzaklıkta bulunan ilçenin toplam nüfusu 31.862'dir. Giresun ilçeleri arasında nüfus bakımından 4. sıradadır. İlçenin yüzölçümü 237 km²’dir. Görele ilçe merkezinin deniz seviyesinden ortalama yüksekliği 10 metredir.

Rus-Osmanlı Harbi'nde Rusların mağlup olduğu Haç Dağı'ndaki Kanlıdere muharebe yeri, Görele şehir merkezine 6 km uzaklıkta olup, görülmesi gereken bir yerdir.

Kuşçulu Köyü'ndeki türbe ve Çavuşlu'daki Kuğuoğlu Süleyman Ağa Türbesi kültürel değer taşıyan önemli yapılardır. İlin genelinde olduğu gibi Görele ilçesinde de fındık bahçeleri doğanın dokusuna önemli bir zenginlik katmaktadır.

Halkının çoğunluğu Türkmen/Çepnilerden oluşur.


Kültür

Görele ilçesi Doğu Giresun-Batı Trabzon (Espiye/Tirebolu/Torul/Beşikdüzü) kültürüne sahiptir. Merkez ilçede Giresun karşılaması ağırlıklı iken Görele ve çevresinde ise Horon ağırlıklıdır.


Tarihçe

Koralla, Bölge Valisi Arrianus'un İmparator Hadrianus'a yazdığı mektuplarda adı geçen bir yerdir. Bu yer adı Latince "kor kırmızısı" anlamına gelen "corallium" sözcüğü ile karşılaştırılsa bile köken olarak Asya dillerine bağlıdır. Koralla bugün Eynesil ilçe merkezinin hemen doğusunda yer alan kayalık burun ve bunun ucundaki kale olarak belirlenmiştir. Bazı yayınlarda bu kalenin Cenevizliler tarafından inşa edildiği belirtilmekte ancak bugünkü Görele ile Eynesil ilçe merkezlerinin birbirine karıştırıldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca eski Koralla Kalesi ile daha doğudaki Liviopolis ya da bugünkü adıyla Yavebolu yerleşmeleri birbirlerinden ayrı yerlerdir.

11. yüzyıldan sonra bölgeye yerleşen Türkmenler "Koralla" adını "Görele" olarak seslendirmiştir. Buradaki kale ve hemen gerisindeki yerleşme yaşanan bir isyanın ardından 1771 yılında bugünkü Görele'nin olduğu yere taşınmıştır. Taşınılan bu yerde Antik Çağ'da Philokaleia adlı bir yerleşme olduğu sanılmakta, ancak bu yerleşmenin tam yeri bilinmemektedir.

Osmanlı Devleti'nin idari reformları doğrultusunda 1867'de Trabzon vilayeti kurulunca, bu vilayetin Trabzon sancağı içinde kalan Görele, önce Tirebolu kazasına bağlı bir nahiye iken daha sonra aynı sancağa bağlı kaza haline getirildi. 1894 yılında kaza statüsündeyken Görele'nin nüfusu 31.050 kişiden oluşuyordu. Bu nüfusun 30.150'si Müslüman, 694'ü Rum, 214'ü Ermeni idi. 1923 yılında ise ilçe olarak Giresun'a bağlanmıştır.

Birinci Dünya Savaşı sırasında, 1916 yılında başlayan Rus işgali Görele ve çevresinde 13 Şubat 1918 günü sona ermiştir. Bu işgal sırasında Görele'ye bağlı Maksutlu Köyü ve çevresinde yaşayan Müslümanların Rus işgaline destek veren Ermeni milislerce katledildiği ve Dikmetaş adlı mevkiindeki toplu halde gömüldüğü anlatılmaktadır.1990 yılında Çanakçı ilçesi kurularak Görele ilçesi bölünmüştür.

 

Turizm

İlçede turizm çok gelişmemiş olup ekonomiye bir katkısı yoktur. Daha çok iç turizm hakimdir. Yayla turizminin dışında turizm amaçlı herhangi bir faaliyet yaygın değildir.

İlçede yaylacılık çok gelişmiştir. Eskiden bölge halkı hayvan otlatmak için yaylaya göç etmekte iken son yıllarda, temiz dağ havası alarak dinlenmek ve çeşitli yayla şenliklerine katılarak eğlenmek için yaylaya çıkmaktadır.

Önceden yaylaya yürüyerek gidilirken; ulaşımın sağlanması ile otomobiller ile bu yaylalara bir-iki saatte gidilip gelinmektedir. Yöre halkının çıktığı yaylalarda haziran-temmuz aylarında çeşitli şenlikler düzenlenmektedir. Bunların içinde en meşhuru temmuz ayının üçüncü cumartesi günü yapılan Sis Dağı eski adı Abdal Musa Dağı Şenlikleri'dir.

Görele sahile kıyısı olan bir ilçe olması nedeni ile birçok plaja ev sahipliği yapar. İlçeye gelen turistlerin serinleme kaynağı Görele'nin tertemiz soğuk suları olmuştur.

Butik otellere ev sahipliği yapan ilçe büyük oteller barındırmaması nedeniyle büyük oranlarda turist çekememektedir.


Önemli kişiler


Picoğlu Osman Gökçe - Kemençenin Ordinaryüsü (Rahmetli babamın kuzeni)

Mehmet Sırrı Öztürk - Kemençe virtüözü

Kâtip Şadi - Kemençe Ustası

Can Yücel - Türk Şair

Hasan Âli Yücel - Türk Siyasetçi ve Milli Eğitim Bakanı

Bedri Rahmi Eyüboğlu - Türk Ressam, Şair ve Yazar

Hamit Görele - Ressam

Feridun Sinirlioğlu: Diplomat ve eski Dışişleri Bakanı.

Enver Hızlan: Gazeteci ve yazar Doğan Hızlan'ın babası, mülki idare amiri.

Ahmet Kaçar: "Tamzara" gibi pek çok ünlü eserin sahibi, bestekâr ve şair

Nursaç Öner Günhan: TRT İstanbul Radyosu Türk Halk Müziği ses sanatçısı. 

Fethi Karamahmutoğlu: Öğretmen ve TRT Türk Müziği Şube Müdürü

Hayrettin Erkmen: Senatör, eski Dışişleri Bakanı

Nizamettin Erkmen: Eski Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı

Hüseyin Hüsnü Karakullukçu: Eski Danıştay Başkanı, Hukukçu, Avukat

Ali Gökçe: Yazar, Bankacı, Muhasebeci, Düşünür.  (Bu blogun sahibi.)


Görele'nin meşhur olduğu başlıca değerler şunlardır:


  • Görele Pidesi: Karadeniz pidesinin en özel hallerinden biri olup, ince hamuru ve peyniriyle tescilli bir lezzettir.
  • Görele Dondurması: Özellikle yaz aylarında tercih edilen yoğun kıvamlı ve lezzetli bir dondurma türüdür.
  • Keser Helvası: İlçeye özgü, geleneksel bir tatlı çeşididir.
  • Galdirik Kızartması: Yörede "galdirik" olarak bilinen bitkinin mısır unuyla kızartılmasıyla yapılan ot yemeğidir.
  • Fındık: Giresun genelinde olduğu gibi Görele'de de en kaliteli fındıklar yetişir.
  • Sahil ve Plajlar: İlçenin Karadeniz'e kıyısı olması, özellikle yaz turizmi için cazibe merkezleri oluşturur. 



Görele belde ve köyleri:


Beldeler:



Köyler:




FANTEZİ MÜZİK







Ah Ulan Rıza -Yusuf HAYALOĞLU







Sürünüyorum - Gülden KARABÖCEK



Sevemedim Karagözlüm - Mehmet ERDEM




Ayyaş (Çekil Git Meyhaneci) - Tanju OKAN



Neden Saçların Beyazlamış - Adnan ŞENSES



Ben Yoruldum Hayat -  Mümin SARIKAYA



Doldur Be Meyhaneci - Adnan ŞENSES


PİYANOMDAN



Gnossienne 1 - Eric Satie